Kestiğimiz Ahkamlar

Oturdum bin ahkam kestim. Çünkü yazar olmak bunu gerektirir. Yazar olmaya çalışmak da yazarlara öykünmeyi. Dolayısıyla yazar olmaya çalışan bir yazma meraklısı olarak yazarmış gibi davranmamı izah etmekte zorlanmam. Neyse. Ne diyordum. Yazarlar, evet, sürekli ahkam kesiyorlar. Son zamanlar okuduğum kitaplardan anladığım bu. Süreç şöyle işliyor: Bir konu bul, ortaya bir iddia at, çerçevesini oluştur. Üzerine birkaç cümle kurarak yapabilirsin bunu. Aman dikkat cümlelerin “kesin yargı” kipinde olmalı. İhtimale yer vermemelisin. İhtimal aralık bırakılmış kapılar gibidir. Okurlar aralık bıraktığın her kapıdan içeri girebilir. İçeride nelerle karşılaşacaklarını kimse bilemez.

Yargıların net olursa kimse karşına geçip de sorgulama zahmetine girmez. Zaten kendilerini de o yetkinlikte görmezler. “Vay be adam neler biliyormuş!” derler. Sonra havalı bir bakış atar, el çabukluğuyla kara camlı gözlüklerini suratının ortasına yerleştirir, yürür gidersin.

Tebrikler, artık büyük bir yazarsın.

(Ahkam kesmek*:

  1. Çekinmeden kesin yargılarda bulunmak
  2. Bilir bilmez konuşmak

Her iki anlamı ile birbiri ile çok farklı durumlara karşılık buluyor. Çekinmeden kesin yargılarda bulunmak mesela. Cesur bir davranışı izah ediyor gibi. Oysa sen birinin ahkam kesmiş olduğunu söylediğinizde bilir bilmez konuştuğunu da ifade ediyor olabilirsiniz. İşte iğneleme sanatı. Bu tabiri neden sevdiğimi anlıyor musunuz? )

*

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s