En İyi Fırsat

Aslında bu sayıyı es geçebilecek nedenler bulabilirdim kendime, sevgili okur. İnsan her zaman kendini haklı ya da haksız, suçlu ya da suçsuz, yeterli ya da yetersiz bulabilecek kadar nedene sahiptir bence. Nereden baktığınla yakından alakalı kendini nasıl bulduğun. Mesela bana sorsan, şu ara kendime Fizan kadar uzaktan bakmayı isterdim. Oradan nasıl göründüğümü öğrendiğimde belki yolum daha belirginleşirdi. Ya da hiç yolumun olmaması, bilemiyorum. Hayatı anlayacak … Okumaya devam et En İyi Fırsat

Ben Yirmili Yaşlarında Bir Çocuğum

Ben daha yirmili yaşlarında bir gencim. Hayattan tek isteği dilediği gibi yaşamak olan bir genç. Kimsenin ne dediğine bakmadan, başkalarının kendi geleceği ile ilgili kararlar almasını engellemeye çalışan bir çocuk. Bir kız, bir erkek veya kendini nasıl hissediyorsa… Aynı zamanda herkesin kendisiyle ilgili yaptığı yorumlardan da sıkılmış birisiyim. Toplumun “Sen kızsın, hanım kız gibi davran.” demesinden veya “Sen erkeksin, adam gibi ol.” söylemlerinden bıkmış ve … Okumaya devam et Ben Yirmili Yaşlarında Bir Çocuğum

Adem ile Havva’ya

Uçsuz bucaksız bir boşluk düşünün. Herhangi bir ses, bir nesne veya bir uyaranın olmadığı. Beyaz dışında başka bir rengin, dokunun, kokunun barınamadığı öylesine bir yokluk işte. Avazınız çıktığı kadar bağırın şimdi de, durun ve biraz dinleyin, yankı da yok. Topuklarınızla baldırlarınıza çarpa çarpa koştuğunuzu hayal edin sonra da, oradan oraya, amaçsızca. Dinlenip, aynı kısır döngüye tekrar tekrar girdiğinizi sonra. Tam olarak buydu gördüğüm rüya. Uyandığımda … Okumaya devam et Adem ile Havva’ya

Solumuzda dağın etekleri, sağımızda geniş bir ova. Önümüz bir göl, arkamızda ada.

Bir düşünsenize; Tanrı adına bir kent yapıyorsunuz ve yüzyıllar sonra kalıntıların üzerine asfalt dökülmüş. Bu ülkemizdeki birçok az bilinen antik kentin başına gelen bir olay olsa da bu sözleri Bursa Gölyazı beldesinin altında yer alan Apollonia Ad Rhyndacum kenti için söyledim. Evet yanlış duymadınız, tam olarak şehrin altında bir antik kent… Bir önceki yazımda bahsettiğim Nikea kentinin başkenti olduğu Bitinya Devleti’nin sayfiye yeri sayılabilecek bir … Okumaya devam et Solumuzda dağın etekleri, sağımızda geniş bir ova. Önümüz bir göl, arkamızda ada.

Sadece Onu Sevenlere “Gizli Kalmış” : Pinhâni Hakkında Konuşalım

Nisan yazımda biraz Pinhâni hakkında konuşlaım istiyorum. Çok mutluyken de, üzgünken de hep onları dinlediğimi fark ettiğim şu günlerde, Türk alternatif Rock müzik dünyasının sarsılmaz gruplarından birisine, Pinhâni’ye yakından bakalım, onları yakından tanıyalım. Eski şarkılarını bugün bile yıllar geçmesine rağmen ansızın bir sabah dilime dolanmış buluyorum kendimi. İşte ben buna “Pinhâni etkisi” diyorum.  Yıllardır dinlemekten vazgeçemediğimiz, yerini hiçbir müzik grubu ile dolduramadığımız bir grup Pinhâni … Okumaya devam et Sadece Onu Sevenlere “Gizli Kalmış” : Pinhâni Hakkında Konuşalım

Kendin misin?

Keşke dünyaya bir de başkasının gözüyle bakabilseydin.   O zaman daha mı şanslı, daha mı şanssız olduğunu görebilirdin. O zaman daha mı güzel/yakışıklı, daha mı çirkin olduğunu görebilirdin. O zaman daha mı akıllı, daha mı aptal mı olduğunu görebilirdin. O zaman daha mı kısa, daha mı uzun olduğunu görebilirdin. O zaman daha mı iyi, daha mı kötü olduğunu görebilirdin. O zaman daha mı şefkatli, daha … Okumaya devam et Kendin misin?

Ne kadar emek verdim, ne kazandım hesabı (BK101)

Elimizdeki kısıtlı zamanı verimli kullanmak önemli. Örnek vermek gerekirse şu anda bu yazıyı okuman sana bir şey kazandırmayacak. Diğer yandan okunmayacağı halde yazı yazmakla uğraşarak vakit kaybetmemiş olacağım. ‘Ay ben okuyorum. Lütfen yazmaya devam et.’ derseniz de yorum olarak isteğinizi belirtebilirsiniz. Muazzam yazar-okur ilişkisi değil mi? BK *En azından şuraya şarkı bırakayım da geldiğinize değmiş olsun. Okumaya devam et Ne kadar emek verdim, ne kazandım hesabı (BK101)

Karışık Kaset Günleri – 40 Yılın Liste Başı Şarkıları

Dergide yazmaya başladığım günden beri müzik içerikli yazılara daha doğrusu müziğe olan ilgimi fark etmişsinizdir. Ofiste bir pikap, evde bir kasetçalar radyo ve çağın getirdiği bilumum müzik uygulaması ile beraber hayatımın her alanında müzik var. Dinlediğim müzikleri size tanıtmaktan ayrı bir keyif duyuyorum. Şimdiye kadar hep cover incelemeleri yazdım. Ama bu sefer doğrudan bir albüm incelemesi ile karşınızdayım. 2000 yılında çıkan bu albümün yeri bende … Okumaya devam et Karışık Kaset Günleri – 40 Yılın Liste Başı Şarkıları

Have you ever thought about this ?

Obviously no one is equal. But, at least somethings could be fair .  Women have been treated  unfairly since years in Turkey. This has changed in some countries, but in conservative and islamic countries , their culture still cultivates a narrow minded view of women. If you are a woman, you should not laugh loudly in  public even laughing laudly , a basic right enjoyed … Okumaya devam et Have you ever thought about this ?

Haydi Geri Dönüştürelim!

Sorunun değil, çözümün parçası olmak adına; bir avuç ya da binler, fark etmez, bu yazıyı okuyanı geri dönüşüme davet ediyorum. Benim başlamamı ne tetikledi hatırlamıyorum açıkçası. Başladım işte. Kağıt, plastik ve cam atıkları çöpte değil ayrı bir torbada topluyorum. Her akşam veya her sabah o torbayı çöpün yanına koyuyorum. Normalde Denizli’de belediye sanırım cumartesi günleri topluyor bunları. Ama ben biriktikçe indiriyorum. Çünkü, bir yandan içim … Okumaya devam et Haydi Geri Dönüştürelim!

Mezhep nedir? Ne değildir?

Mezhep ve tarikat konularında bir zamandır yazmayı planlıyordum. Yakın zamanda mevzunun gündeme gelmesi tamamen tesadüf oldu.  Tabi gündemdeki daha çok mezhepçilik anlamındaki söylemler siyasi bir amaç güdüyor. Ben bu yazımda mümkün olduğunca bu siyasetin dışında duracağım. Ancak bu konuyla ilgili de yazının sonunda birkaç cümle etmeden geçemeyeceğim. Öncelikle konuya mesafeli olanlar için bu kelimeler biraz ürkütücü geliyor olabilir. Yaşadığımız son birkaç on yılda Batı merkezli … Okumaya devam et Mezhep nedir? Ne değildir?

*

“Yaşamayı seviyorum; yaşamayı, acı çekmeyi, evimin yolunu bulamamayı, telefonları açmamayı, kitapları tamamlayamadan yırtıp atmayı, elektriğin kesilmesini, buzdolabında sakladığım ekmeğin bir kısmının küflenmesini, masanın bir ayağının kısa olmasını ve huzursuz edecek şekilde sallanıp durmasını, elimdeki sigarayı yakabilecek kibrit bulamamayı, çok ihtiyacım olan bir şeyi aylarca alamamayı bile seviyorum.” Tarık TUFAN, Şanzelize Düğün Salonu  Okumaya devam et *

*

‘Bizim için sorun budur – dijital bir dünyada sıcaklık yaratmak. Bunu yapacak çok insan yok. Harika görünen bir sürü şey görüyorsunuz ama sizi baştan çıkarmıyor. Sintizayzırla şarkı yapmak gibi bir şey bu. Bir drum machine ile gerçekten iyi, heyecan verici ritimler çıkarmak cidden zordur – belki gerçek davulda şansınız daha bile yüksek. Bizler hâlâ analog varlıklarız. Beyinlerimiz ve gözlerimiz analog.’ ( Erik Spiekermann) -Tam Benim … Okumaya devam et *