Gel de bahsedeyim..

bir gün yine geleceksin. O rakı sofrasında sana tüm bu günlerden yazdığım şu andan
sen yokken gittiğim yerlerden
ağladıgım gecelerden
içtiğim rakılardan
ağlayamadıgım sabahlardan
hak etmediğim sevginden
bende ki senden
sarıldığımız o geceden
o kokulu teninden
öpemediğim yüzünden bahsedecegim.

Kaderin bütün çatışkısı kader olanlarla olmayanlar arasındaki ayrımdan yoksun olmaktır.

13115446_1217216061622562_1394543039_n

Vivian Maier, January 9, 1957. Florida

Mezhep nedir? Ne değildir?

Mezhep ve tarikat konularında bir zamandır yazmayı planlıyordum. Yakın zamanda mevzunun gündeme gelmesi tamamen tesadüf oldu.  Tabi gündemdeki daha çok mezhepçilik anlamındaki söylemler siyasi bir amaç güdüyor. Ben bu yazımda mümkün olduğunca bu siyasetin dışında duracağım. Ancak bu konuyla ilgili de yazının sonunda birkaç cümle etmeden geçemeyeceğim.

Öncelikle konuya mesafeli olanlar için bu kelimeler biraz ürkütücü geliyor olabilir. Yaşadığımız son birkaç on yılda Batı merkezli İslamofobik söylemler, Ortadoğu’daki* ve Güneybatı Asya’daki birtakım üzücü olaylar ve bu olayların aktörlerinin kendilerini ifade ediş şekilleri, ülkemiz ve dünya medyasının olumsuz etkileriyle mezhep, tarikat, cihat .. gibi kelimelerden insanlar ürkmeye başladı.. Ancak bu kelimeler İslam’a özgü kelimeler değil. Hatta herhangi bir dine özgü kelimeler de değil. Hristiyanlığın ve Museviliğin yüzlerce mezhebi olduğunu biliyoruz. Yine bazı ideolojilerin tarikatları olduğunu da biliyoruz ve bunlar tarihin eski devirlerinden beri varlar. Birçok polisiye kitap tapınakçılar ve teşkilatçılardan bahsedildiğini biliyoruz. Bunlar da birer tarikattır aslında.

Mezhep ve tarikat kelime anlamı olarak aynı anlama geliyor. İkisi de gidilen yol demek. Ancak kullanılan manaları biraz farklı. Hemen diyanetin bu yılki kutlu doğum programlarında hediye etmek için hazırladığı ‘Kur’an ve Sünnet Işığında Birlik ve Beraberlik’ isimli kitaptan kısa bir bölümü aktarıyorum:

“Mezhep; dinin kendisinin değil bir takım hükümlerinin yorumlanmasıdır. Dinin anlaşılmasındaki farklılıklar bazı ayet ve hadislerin farkı anlaşılmasına dayanır. Mezheplerin temel ihtilaf (farklılık) alanları itikadi, ameli ve siyasi olarak üç gruptur. İman esaslarını konu edinen mezhepler itikadi, diğerleri de fıkhi mezhepler olarak adlandırılır. Fıkhi mezhepler; başta ibadetler olmak üzere helal, haram ve sosyal hayatla ilgili farklı görüşler ortaya koyan gruplardır.  Hanefi, Şafi, Maliki, Hanbeli olmak üzere ehli sünnet mezhepleridir. İtikadi mezhepler ise; Allah’ın sıfatları, zat sıfat ilişkisi, bazı ayetlerin anlaşılması, ahirette Allah’ın görülmesi, Allah’ın iradesi, hidayet ve delalet, kader, amelin imandan bir cüz olup olmaması, büyük günah işleyenlerin durumu gibi konuları ele almıştır. İtikadi mezhepler Ehl-i sünnet ve Ehl-i bid’at olarak ikiye ayrılır. Ehl-i sünnet Hz. peygamberi ve ashabının, dinin temel konularında takip ettiği yolu benimserler, Ehl-i bid’at ise dinin temel konularında şer’i bir delil bulunmaksızın farklı görüşler ileri sürenlerdir.

Peygamberimiz (s.a.s) zamanında mezhepler yoktu. Çünkü sahabe öğrenmek istediği ve ya anlayamadığı her konuyu peygamberimize sorar, cevabını alınca da sorun sona ererdi. Peygamberimizin vefatından sonra insanlar dini içerikli sorularını sahabi alimlere, sonra tabiin alimlere, sonra tebe-i tabiin alimlere, sonra da fakihlere sordu. Farklı cevaplar verilmesi neticesinde mezhepler doğdu.”

Yani mezhep bugünkü gibi birbiriyle savaşmayı gerektirecek bir farklılık değil. Bugünkü mezhep savaşının altında ancak İslam’ın birliğini bozacak hizipçilik anlayışı yatıyor olabilir. Hizipçilik; örgütlü bir topluluğun içinde, örgütlü bir biçimde bütünlüğü bozacak yeni bir topluluk oluşturma faaliyetidir. Unutmayalım cemaatte (birlikte) rahmet, tefrikada (ayrılıkta) azap vardır. Yazımın daha sıkıcı bir hal almaması için tarikat meselesini bir başka yazıma erteliyorum.

*Ortadoğu kavramı Batı’nın stratejik hedefleri doğrultusunda kamuoyuna pompaladığı bir kavramdır. Yoksa coğrafi olarak ne orta ne de doğudur.

İyi ki Doğduk*

4 yıldır yazdığımıza inanamıyorum!

Bir parçamız haline gelen dergimizi yalnız bırakmayan herkese, ekibimiz adına teşekkürler!

Kapımız konuklarımıza her zaman açıktı. Bundan sonra da değerli paylaşımlarınızı bekliyor olacağız.

Sevgiyle,

Editör