Uzun Zaman Oldu

“Acımasızca geçip giden zamandan geriye kalan tek şey yalnızlıklarımız.” “Nereye böyle selamsız sabahsız, ne kadar uzun zaman oldu görüşmeyeli?” Merhaba okur. Cevap bende değil. Epey zamandır, o herkesin çokça arkasına sığınmaktan haz duyduğu “Hayatın koşuşturması içinde” kendimizi kaybetmişiz. Ne suyun akışında, ne saatin yelkovanında, ne güneşin batışında, ne küçük bir çocuğun an be an büyümesinde, ne dolaptaki sebzelerin unutulup küflenmesinde kendimizi bulamamışız. “Bizim kendimizi bulduğumuz … Okumaya devam et Uzun Zaman Oldu

Canı Sıkkın

“Amaan, olduğu kadar be!” dedim. Üstüne yarı histerik bir kıkırdama bıraktım. Paçalarımı uçuştura uçuştura çıktım. Sıcak bir haziran günüydü, içimde iri bir parça canından bezmişlik, iki çorba kaşığı sıkışmışlık, bir tutam kendi suçunu da bilme, tadını verecek kadar alınmışlık vardı. Hepsi birlikte üstlerini geçecek kadar huzursuzluğun içinde kaynıyordu. Bitmeye yanaşan şeyleri nasıl uğurlarsınız? Ben duygulu da biriyimdir aslında, ama, ne bileyim. Öyle içimde bir kayıtsızlık … Okumaya devam et Canı Sıkkın

Don Kişot

Sevdiğim insanlar bir bir göçüp gittiler Geriye mazi kaldı bize Ve güzel bakışlar Gözlerimi kapatıyorum yanındayım Sen Yok Yok-sun Ben yoksul Dünyanın ağrı merkezi olmuşum şimdi Desemde İnanma İnan-ma Dost olmaya çalışan ben Düşman yaratmaya çalışan sen Ve la perroque geliyor aklıma Bir de dedim ya mazinin kokusu Kesif ve sisli Öyle olmasaydı böyle olur muydu? Böyle nasıl ki? Biraz acı biraz ekşi biraz tatlı … Okumaya devam et Don Kişot

Aman Ne Neşeli Kadın!

Sabahın serini yüzüme vuruyor. Keşke rahat bir eşofman üstüne hırkayla çıksaydım dışarı. Bakarsın yürümek bir noktada yetmezdi de koşmaya başlardım. Gereksizce engebeli bu mahallenin bir bayrından neşeyle kendimi bırakmayalı hani oldu. İnanmazsınız ben suratsız biri değildim. Gerçi inanırsınız belki. Şimdi de pek öyle sayılmam dışarıya karşı. Kendi içimdeyse suratım hep asık. Hep asık, güldüremiyorum içimin yüzünü. Neyse… Demem o ki, varacağım bir yer olmasa sabah … Okumaya devam et Aman Ne Neşeli Kadın!

Tren Yolculuğu Dediğin

Saat dokuzu on geçiyor. Adnan Menderes Havaalanı’ndan geçerek Ödemiş’e gidecek olan İzmir treni homurdanarak istasyona giriş yaptı. Bu kışın tüm kışlara nazaran biraz daha soğuk geçiyor olması, İzmir’in yalnızca insanlarının değil motorlu taşıtlarının da asabını bozmuş gibi. Tren büyük bir gürültüyle durduktan sonra yaklaşık bir dakikalık sessizlik oldu. Yolcular ne olacağını ve ne zaman trene binebileceklerini meraklı gözlerle beklediklerinden, az önce trenin yavaşlarken çıkardığı homurtuyla … Okumaya devam et Tren Yolculuğu Dediğin

Orta Çağ’dan kalma bir gün

Selamlar Sayın arkeoloji severler. Bugüne kadar Dilemma dergide uğramadığımız kadar farklı bir yere uğruyoruz. Sizlerle birlikte antik kentlere yaptığımız yolculuklar genelde Neolitik, Helenistik çağ isimleriyle adlandırdığımız M.Ö. 200’ler, 750’ler vs gibi zamanlara idi. Bu sefer biraz daha yakın bir zamana geliyoruz. Muğla’nın antik kalıntı kokan topraklarında antik harabeler ararken gördüğüm bir kahverengi tabela bu. Milas ilçesinin güney-doğusunda “Beçin” yazan bir kahverengi tabelayı takip edip, tepedeki … Okumaya devam et Orta Çağ’dan kalma bir gün

İnanmadıklarım

İstenen veya istenmeyen bir sonuç için önce gerekeni yapmayı kapsamayan kader konsepti: Tüm salağa yatmalarınız için kaderi kullanamazsınız. Aklı olan, sorumludur. Akıl ve inancın ayrılığı. Bilimle bağdaşmıyormuş gibi pazarlanan din. Dini yok sayan bilim: Olmuş olan, olmakta olan, olacak olan her şeyin Allah tarafından yaratıldığına inanıyorum. Bilimsel yöntemlerle elde ettiğimiz her bilgi kırıntısının öznesi de buna dahil. Ve merak etmenin, araştırmanın, veri toplamanın, deneyler yapmanın, … Okumaya devam et İnanmadıklarım

Burası Gün Batımında Bir Başka

Çok uzaktan bir antik kente yaklaşıyorduk. Gün batımına 3-4 saat olduğu için güneş yavaştan batıya doğru yönelmiş ve gözümüzün içine baka baka batıyordu. “Utanmaz güneş, sen nasıl bu güzel antik kenti görmemizi engellemek için batarsın!” gibi bir serzenişi içimizden geçirdiğimiz zaman birazdan pişman olacağımızı bilmiyorduk tabii ki. Meğer burası gün batımında bir başka güzel oluyormuş. Edremit Körfezi boyunca denize paralel ilerleyerek zar zor ulaştık Behramkale … Okumaya devam et Burası Gün Batımında Bir Başka

Bak, nasıl da süsledi böyle parlak yapıtlarla Stephanos Efes’i, Efes de Stephanos’u.

Bu sefer kazara bir kahverengi tabela görüp direksiyonumu oraya kırmadım ya da telefonumdaki navigasyon uygulamasına “antik kent” yazıp çevremdeki arkeolojik kalıntıları arayıp onların peşine düşmedim. Bu sefer zaten uzun zamandır aklımda olan, tüm dünyanın bildiği, eskiden Roma kadar ihtişamlı olduğu söylenen Efes Antik Kenti’ndeyim. Antik zamanlardaki yapılaşması ile İzmir’in Selçuk ilçesi beni uzun zamandır kendine çekiyordu. Ayasuluk tepesi, St. Jean Bazilikası, Artemis tapınağı, Yedi Uyurlar … Okumaya devam et Bak, nasıl da süsledi böyle parlak yapıtlarla Stephanos Efes’i, Efes de Stephanos’u.

Otogar Soğuğu

Ne ayrılıklara şahit olmuştur otogarlar Kimi sevdiğine veda eder Kimi ana babasına Bazısı terkediyordur o şehri Artık orada yaşamak için Yoktur bir sebebi Kimi askere gidecektir Ne zaman döner Allah bilir Bu kasvetten midir bilinmez ama Otogar soğuğu diye bir şey vardır Otogar soğuğu Gece saat bir Yarım saat yemek ve ihtiyaç molası Bütün otogarlar birbirinin aynısı Bir kısmı uyuyor otobüsün İnenin yüzüne çarpıyor Otogar … Okumaya devam et Otogar Soğuğu

İki Yakalı, Üç Köprülü, Dionysos’un Memleketi

Yaşayanı, yaşamayanı hepimiz alışkınız artık İstanbul Boğazı’na ve 2 yakalı bu şehre. Muhtemelen İstanbul Boğazı henüz bu yapısına sahip değilken, 2 ayrı yakadan oluşan ve yine günümüz İstanbul’u gibi 3 tane köprüyle birbirine bağlanan bir kente gideceğiz bu yazıda. Karia medeniyetinin eğitim başkenti Nysa Antik Kenti’ndeyiz. Aydın-Denizli otoyolunda onlarca yıldır gördüğüm bir kahverengi tabelaydı Nysa. Fakat genelde geceyi geçireceğim yerlere uzak olduğu için yorulmayı göze … Okumaya devam et İki Yakalı, Üç Köprülü, Dionysos’un Memleketi

Eğlenceli Dizi: Kırkmerak

Bugün bir yayınevinin çok beğendiğim bir dizisiyle karşınızdayım: Can Yayınları Kırkmerak dizisi. Diziyi keşfedişim, şu an hatırlamadığım bir dergide Kafka’nın Çorbası’nın tanıtımını okumamla oldu. Farklı yazarların üsluplarıyla yemek tarifleri verilen bir kitap. Fikir mükemmel değil mi?! O an alıp okumadım ama aklıma yazmışım. Bir gün toplu sipariş verirken onu da sepete attım. Okuyunca da daha bir sevdim. Bazı kitaplarda olan beklentinin boşa çıkması durumu söz … Okumaya devam et Eğlenceli Dizi: Kırkmerak

Ben Yirmili Yaşlarında Bir Çocuğum

Ben daha yirmili yaşlarında bir gencim. Hayattan tek isteği dilediği gibi yaşamak olan bir genç. Kimsenin ne dediğine bakmadan, başkalarının kendi geleceği ile ilgili kararlar almasını engellemeye çalışan bir çocuk. Bir kız, bir erkek veya kendini nasıl hissediyorsa… Aynı zamanda herkesin kendisiyle ilgili yaptığı yorumlardan da sıkılmış birisiyim. Toplumun “Sen kızsın, hanım kız gibi davran.” demesinden veya “Sen erkeksin, adam gibi ol.” söylemlerinden bıkmış ve … Okumaya devam et Ben Yirmili Yaşlarında Bir Çocuğum

Adem ile Havva’ya

Uçsuz bucaksız bir boşluk düşünün. Herhangi bir ses, bir nesne veya bir uyaranın olmadığı. Beyaz dışında başka bir rengin, dokunun, kokunun barınamadığı öylesine bir yokluk işte. Avazınız çıktığı kadar bağırın şimdi de, durun ve biraz dinleyin, yankı da yok. Topuklarınızla baldırlarınıza çarpa çarpa koştuğunuzu hayal edin sonra da, oradan oraya, amaçsızca. Dinlenip, aynı kısır döngüye tekrar tekrar girdiğinizi sonra. Tam olarak buydu gördüğüm rüya. Uyandığımda … Okumaya devam et Adem ile Havva’ya

Solumuzda dağın etekleri, sağımızda geniş bir ova. Önümüz bir göl, arkamızda ada.

Bir düşünsenize; Tanrı adına bir kent yapıyorsunuz ve yüzyıllar sonra kalıntıların üzerine asfalt dökülmüş. Bu ülkemizdeki birçok az bilinen antik kentin başına gelen bir olay olsa da bu sözleri Bursa Gölyazı beldesinin altında yer alan Apollonia Ad Rhyndacum kenti için söyledim. Evet yanlış duymadınız, tam olarak şehrin altında bir antik kent… Bir önceki yazımda bahsettiğim Nikea kentinin başkenti olduğu Bitinya Devleti’nin sayfiye yeri sayılabilecek bir … Okumaya devam et Solumuzda dağın etekleri, sağımızda geniş bir ova. Önümüz bir göl, arkamızda ada.

Sadece Onu Sevenlere “Gizli Kalmış” : Pinhâni Hakkında Konuşalım

Nisan yazımda biraz Pinhâni hakkında konuşlaım istiyorum. Çok mutluyken de, üzgünken de hep onları dinlediğimi fark ettiğim şu günlerde, Türk alternatif Rock müzik dünyasının sarsılmaz gruplarından birisine, Pinhâni’ye yakından bakalım, onları yakından tanıyalım. Eski şarkılarını bugün bile yıllar geçmesine rağmen ansızın bir sabah dilime dolanmış buluyorum kendimi. İşte ben buna “Pinhâni etkisi” diyorum.  Yıllardır dinlemekten vazgeçemediğimiz, yerini hiçbir müzik grubu ile dolduramadığımız bir grup Pinhâni … Okumaya devam et Sadece Onu Sevenlere “Gizli Kalmış” : Pinhâni Hakkında Konuşalım

Kendin misin?

Keşke dünyaya bir de başkasının gözüyle bakabilseydin.   O zaman daha mı şanslı, daha mı şanssız olduğunu görebilirdin. O zaman daha mı güzel/yakışıklı, daha mı çirkin olduğunu görebilirdin. O zaman daha mı akıllı, daha mı aptal mı olduğunu görebilirdin. O zaman daha mı kısa, daha mı uzun olduğunu görebilirdin. O zaman daha mı iyi, daha mı kötü olduğunu görebilirdin. O zaman daha mı şefkatli, daha … Okumaya devam et Kendin misin?

Ne kadar emek verdim, ne kazandım hesabı (BK101)

Elimizdeki kısıtlı zamanı verimli kullanmak önemli. Örnek vermek gerekirse şu anda bu yazıyı okuman sana bir şey kazandırmayacak. Diğer yandan okunmayacağı halde yazı yazmakla uğraşarak vakit kaybetmemiş olacağım. ‘Ay ben okuyorum. Lütfen yazmaya devam et.’ derseniz de yorum olarak isteğinizi belirtebilirsiniz. Muazzam yazar-okur ilişkisi değil mi? BK *En azından şuraya şarkı bırakayım da geldiğinize değmiş olsun. Okumaya devam et Ne kadar emek verdim, ne kazandım hesabı (BK101)

Karışık Kaset Günleri – 40 Yılın Liste Başı Şarkıları

Dergide yazmaya başladığım günden beri müzik içerikli yazılara daha doğrusu müziğe olan ilgimi fark etmişsinizdir. Ofiste bir pikap, evde bir kasetçalar radyo ve çağın getirdiği bilumum müzik uygulaması ile beraber hayatımın her alanında müzik var. Dinlediğim müzikleri size tanıtmaktan ayrı bir keyif duyuyorum. Şimdiye kadar hep cover incelemeleri yazdım. Ama bu sefer doğrudan bir albüm incelemesi ile karşınızdayım. 2000 yılında çıkan bu albümün yeri bende … Okumaya devam et Karışık Kaset Günleri – 40 Yılın Liste Başı Şarkıları