Saatli Günce – 3

Saat 17:05. Salah Birsel okuyorum bir süredir. Esasında Nezleli Kargı adlı kitabı bende 1 ayını tamamlamak üzere. Hala bitiremedim. Günlük gibi yazılmış bu kitabın başta dili biraz ağır geldi. Konuları da pek ilgimi çekmemişti (arada verdiği ilginç bilgileri yine de çevremdekilerle paylaştım). Ancak sonradan sonradan sarınca kitabın süresini uzattım. İyi ki de yapmışım. Enteresan bir dili var Birsel’in. Bu kitabın tarzı da tam olarak benim … Okumaya devam et Saatli Günce – 3

Modanın Bencesi

Moda, hayatımın baş tacı yaptığım alanlardan biri olmasına rağmen, şimdiye kadar bu konuda yazmamış olmamı fark etmemle bu yazıya başladım. Moda üzerine sayfalarca yazabilirim. Yükseltebilirim, yerebilirim. Moda, çok zarif, çekici, pratik giysilerin üretildiği bir alan olmasının yanı sıra çok saçma şeylerin sadece dikkat çekmek için yapıldığı da bir alan. İnsanı rezil de eder, vezir de dediklerinden tam da! “Absürt olsun, konuşulsun, dikkat çeksin de nasıl … Okumaya devam et Modanın Bencesi

Saatli Günce – 2

Saat 13:29 Rüzgarlar başladı, yağmurlar da gelir yavaştan, sonrası işte bilirsiniz, sıcacık ve sarılmalı kış mevsimi. Geçen iki yılın bizden çaldıklarını geri alma yılı olacak bu yıl. Okullar açıldı, tiyatrolar, konserler ağır aksak da olsa başladı. Dost meclislerinde çay üstüne çay içilecek bundan böyle. Dertler sular seller gibi akıp gidecek, ayaklarımızı sokacağız sulara sonra. Öne arkaya hafif hafif sallanacak, negatif enerjimizi imha etmek üzere doğaya … Okumaya devam et Saatli Günce – 2

Son Birkaç Haftadır

Son birkaç haftaya kadar hep bildiğim tatlarda yaşamışım hayatı. Her şeyi kategorize etmeyi sevdiğimden hisleri de renklere ayırmışım sanki, huzurun rengi, neşenin, dinamizmin, hatta biliyor musunuz acının bile… Biri çıkıp da “Her şeyi renklere ayırıp uygun renkleri bir arada tutarak yaşanacağını sanıyorsan yanılıyorsun.” dememiş. Esasen gardıroba tişörtlerimizi kategorilemeye de benzemiyor. Bunca acı yaşadığımda öğrendiğim çok şey oldu elbet ama şu an bahsini açacağım, her acının bambaşka … Okumaya devam et Son Birkaç Haftadır

Alavara

İzmir’de bir öğretim dönemi ders göreceğim fikri ile uyandım sabaha. Hava dünden beri birazcık olsun serinledi. Sanırım aklımın İzmir’le iştigal etmesinin (bu kelimeleri de nereden buluyorum!) sebebi bu. Havalar serinleyince okullar açılır. Ve bu sene de öğrenciyim. Kafam dağılsın diye ofiste boşluk bulduğum anda elime Can Yücel’in bir süredir okuduğum (şiir kitabı bir anda okunmaz çünkü, aylarca bazen yıllarca sürdürürsün okumayı) şiir kitabını aldım: Alavara. … Okumaya devam et Alavara

Saatli Günce – 1

Saat 15:44 Yazın en sıcak günlerindeyiz. Bugünün en sıcak saatlerini henüz geçirmedik. Yaprak kımıldamadı tüm yaz sanki. Sadece yangınların olduğu zamanlar rüzgar savurdukça savurdu dalları ve hepsi kül şimdi. Kabus gibi şeyleri sıkça yaşayan bir ülkedeyiz. Jenerasyonumuz mutsuzluk üzerine yetiştirilmiş yarış atları. Savaşarak geldik bu yaşa ve yarışarak. En yakın arkadaşlarımızla bile. Burun farkı ile aldığımızda yarışları, kendimizi çok başarılı sandık. Burnumuzun uzun olabileceğini söylemedi … Okumaya devam et Saatli Günce – 1

Şehir

Betonarme, keşmekeş şehir fotoğraflarının sunduklarını tercih ediyorum. Kimsenin olmadığı ıssız doğa fotoğraflarında, yaşamın her anını kaplayan dinamizmi, heyecanı bulamıyorum. İçinde insanın olmadığı yer cazip gelmiyor. Nerede insanlar var, vızır vızır kalabalık, trafik gürültüsü, gün koşturmacası var; orası heyecan verici, orası yakın. Orası neşeli, orası tercih edilir… Ve yine orası acılı, sancılı ve daha çetrefilli. Kendimi kalabalığın içinde dinleyebiliyorum en çok. Başka başka insanların, başka başka … Okumaya devam et Şehir

En İyi Fırsat

Aslında bu sayıyı es geçebilecek nedenler bulabilirdim kendime, sevgili okur. İnsan her zaman kendini haklı ya da haksız, suçlu ya da suçsuz, yeterli ya da yetersiz bulabilecek kadar nedene sahiptir bence. Nereden baktığınla yakından alakalı kendini nasıl bulduğun. Mesela bana sorsan, şu ara kendime Fizan kadar uzaktan bakmayı isterdim. Oradan nasıl göründüğümü öğrendiğimde belki yolum daha belirginleşirdi. Ya da hiç yolumun olmaması, bilemiyorum. Hayatı anlayacak … Okumaya devam et En İyi Fırsat

Duvarlar, sesler ve saire – Yaz mevsimi

Bugün evdeyim. Biraz dinleyeneyim, diye düşündüm. Film açarım, uzanırım koltuğa. En azından birkaç saat beni kimse rahatsız etmez. Uzun zamandır şöyle bir ara vermiyordum. Koltuğun keten dokusunda elimi gezdirirken, bu koltukları alırken yaz mevsiminde kullanımı daha uygun olur, diye düşünerek ketende karar kıldığımı geçiriyorum içimden. Ne doğru bir karar! Elimi kumandaya uzatıyorum. Şöyle izlenecek bir film bulayım hemen. Henüz birkaç film arasında seçim yapmaya çalışırken … Okumaya devam et Duvarlar, sesler ve saire – Yaz mevsimi

Podcast İncelemeleri 3 – Bunu Ben de Yaparım

Podcastlerin artık isteyen herkesçe erişilebilir olduğu su götürmez bir gerçek. Bilgisayarlarımıza, telefon ve tabletlerimize girdi. Kimi zaman yolculukta, kimi zaman yemek yaparken,  kimi zaman sadece otururken yancımız oldu. Sorumluluklarımızı kenara biriktirip canımızın istediği şeyleri yapmakta da yardakçımız oldu demek argo kaçmaz umarım (kaçsın be). İbrahim Selim’i hepimiz biliriz. Kimi filmlerden, kimi tiyarolardan, kimi youtube kanalından. Bir de podcastinden bilin istedim. O değil de arkadaşlar İbrahim … Okumaya devam et Podcast İncelemeleri 3 – Bunu Ben de Yaparım

Duvarlar, sesler ve saire – Monotonluk

Dünyanın en gereksiz parçasına dönüşüyorum sokaktan arabalar geçtikçe, köşeyi dönen fren sesleri sokakta yankılandıkça… Uzaklardan duyulan kahkahalar odanın içini kapladıkça, odanın demirbaşı haline gelmiş keder duvarları zorladıkça… Artık canımın bile acımadığını fark ettikçe… Bir karadeliğe kapılmış gibiyim. Düşüyor muyum yoksa savruluyor muyum?  İstesem durabilir miyim, boşlukta asılı kalabilir miyim? Herkesin yapılacak işleri var. Benimse yapılacak işler listem. Upuzun. Önce yazıyorum tek tek, bir süre listeyi … Okumaya devam et Duvarlar, sesler ve saire – Monotonluk

Caz Dosyası 2 – Jülide Özçelik

Merhaba Dilemmalılar, bu ilkbaharın eve kapanık bayram gününden sizler için umutlu bir şeyler bırakıyorum. Evet, caz dosyasını çok sevdik ve 2. yazımız gelsin dedik. Hemen sizi şöyle bir kenara alalım, hafif bir müzik eklensin ve okumaya başlayalım birlikte. Jülide Özçelik’in 1975 doğumlu olduğunu öğreniyoruz. Müzik hayatına adımlaması Müjdat Gezen Sanat Merkezi’nin hafif batı müziği bölümünü kazanması ile başlıyor. Ardından İstanbul Bilgi Üniversitesi Müzik Bölümü’nde devam ediyor. … Okumaya devam et Caz Dosyası 2 – Jülide Özçelik

Caz Dosyası 1 – Elif Çağlar

Selamlar sevgili okur, Yıllardır ciddi bir cazsever olduğum için Türkiye bünyesindeki müzisyenleri konu alacak bir caz dosyası oluşturmaya karar verdim. Ve bu yazı dizisinin ilk yazısı ise layığıyla Elif Çağlar hakkında olacak. (Yazıya eşlik etmek üzere buraya hemen en tatlı şarkılarından birini bırakıyorum) Türkiye’nin en tatlı, en yetenekli caz vokallerinden biri Elif Çağlar. Caz müzik sevgimin de temel yapıtaşlarından olduğunu söylemeliyim. “Türkiye’de de hakkıyla caz … Okumaya devam et Caz Dosyası 1 – Elif Çağlar

İnadına

Merhaba sevgili okur, derginin bu sayısında herkesin sürekli maruz kaldığı ve sanıyorum az buçuk rahatsız olmaya başladığı bir ifadeden bahsedeceğim: İnadına. İnadına yaşa, inadına gülümse, inadına mutlu ol, inadına başar, inadına yap… Çokça türevini duyuyoruz her türlü sosyal mecradan. Önceleri reklamlarda, pazarlama politikaları aracı olarak kullanılan bu kelime, şuan herkesin diline pelesenk olmuş durumda. Bir gün bir arkadaş meclisinde, dertlendiğin sıra arkadaşının ağzından çıkıveriyor; “Onlara … Okumaya devam et İnadına

Yalnızlığı Seven İnsanlar Üzerine Bir Fikir

Yalnızken mutlu olan insanlara dikkat edin. Onlar iyi insanlardır. Kendi kendine kaldığında vicdanı rahat olanlardır. Kendi kendine iyi gelen ve daha da önemli yetebilen… İlgi düşkünü değillerdir, başkalarının ilgisine muhtaç da… İstediklerini yaptırmak için kimsenin ayağının altını öpmezler, şekilden şekle girmezler. Omurgalıdırlar yani, hem de semsert ve dimdik. Dürüsttürler, çünkü kendilerinden hiçbir şey saklayamayacaklarını en iyi onlar bilir. Kafalarını kuma gönüp sorumluluklarından kaçmazlar, kaçtıklarının daha … Okumaya devam et Yalnızlığı Seven İnsanlar Üzerine Bir Fikir

Ölümsüz Kitaplar Müzesi – Kütüphane

Arapça kütüb ve Farsça hane kelimelerinin birleşmesinden oluşan bir sözcüktür kütüphane. Kütüb kitaplar demekmiş, hâfz-ı kütüb kütüphane memuru, dâr-ül kütüb okuma salonu… Hane ise malum hala kullanılan bir kelime; ev. Türk Dil Kurumu’na göre kütüphane namı diğer kitaplık. Günümüzde kütüphane sadece kitaplar için değil her türlü sanat eserinden oluşan arşivleri ifade etmek için kullanılıyor. Ama tabi kütüphane adını taşıyan kurumların hemen hepsi basılı eserlerden oluşan … Okumaya devam et Ölümsüz Kitaplar Müzesi – Kütüphane

Podcast İncelemeleri 1 – Kaptan Zaman

Selamlar sevgili okur, çağımızın geldiği teknoloji düzeyinde yerini çoktan alan, sanat, eğlence, kültür imkanı sunan güncel bir platforma ilişkin inceleme yazıları serimizin ilk yazısı ile karşınızdayız. Bu yazı ve akabinde geleceğini umduğumuz yazılar ile dinlerken eğleneceğimiz, yeni bilgiler öğreneceğimiz, ufkumuzu genişletip arşa çıkaracağımız podcastleri inceleyeceğiz. İlk podcastimiz Kaptan Zaman. J. Hakan Dedeoğlu, Aylin Güngör ve Sezin Akbaşoğulları’nın ortak çalışması bir podcastten söz ediyoruz. Aslında Kaptan … Okumaya devam et Podcast İncelemeleri 1 – Kaptan Zaman

Kitap İncelemesi – Deli Kadın Hikayeleri

Bir kitap incelemesi ile karşınızdayım. Kitabımızın adı: Deli Kadın Hikayeleri. Mine Söğüt’ün yazdığı öyküler ve Bahadır Baruter’in kitaba yaraşır resimleri ile Yapı Kredi Yayınları’ndan çıkmış bir kitap bu. 21 öyküden oluşuyor ve yanlış saymadıysam 9 tane resimden. Esasında Mine Söğüt’ün okuduğum ilk ve tek kitabı bu. Henüz bitirmiş olmamın heyecanı ile kendi bakış açımla ve okumak isteyenlere çok da spoiler vermemeye çalışarak anlatmaya çalışacağım. Kitabı … Okumaya devam et Kitap İncelemesi – Deli Kadın Hikayeleri

İç Çekiş

Evler dolup taşıyor insan cıvıltısıyla, oysa sokaklar, kimsesiz insanlarla dolu bu saatlerde. Her gün, her akşam bıkmadan atılıyor havai fişekler, oysa geceler, aç ve korkmuş hayvanlarla dolu.Bilhassa kuşlara gidiyor aklım, insan cıvıltısı için nasıl da zebil ettik kuşları. Canım çok sıkılıyor. Doğayı görmezden gelen insan soyuna bakıyorum, gözlerimden uzun soluklu yaşlar akıyor. Okumaya devam et İç Çekiş

Martin Luther King Günü Anısına

Martin Luther King hepimize adını bir şekilde duyurmuş olan Amerikan Yurttaş Hakları Hareketi’nin önderidir. 1929-1968 yılları arasında Amerika’da yaşamıştır. Afrika asıllı olması, görüntü itibariyle de koyu ten rengine sahip olması sebebiyle Amerika’da ırkçı tutumun bizzat mağdurları arasında sayabileceğimiz King, eşitlik savunuculuğu ve şiddet karşıtlığı ile tanınır. Ölümünden 4 yıl önce 1964 yılında Nobel Barış Ödülü almış, ölümünden 9 yıl sonra da ABD eski başkanı Jimmy … Okumaya devam et Martin Luther King Günü Anısına