Ben Gidip Biraz Asfalt Üzerinde Uyuyacağım

Keyfe kafi suretler benimsedik. Durumu kanıksamakta gecikmedin ya da durumlar varlığınla yokluğun arasında mekik dokuyuşumda toplandı kaldı. Bilemiyorum. Şartellerim atarsa sebebi Tedaş’ta arasan diye kendimi ayakta tutuyorum. Bir yerden sonra ayaklarım da uyuşuyor. Pozisyon güncellemem falan lazım geliyor. Neyse ki bu işlerde iyiyim. İçim kıpır kıpır yerimde duramıyorum. Çocukken hiç anlamamışlardı bu hallerimi de kurt mu var içinde, diye paylarlardı beni her fırsatta. Azıcık sabit durmalıymışım. Kafam karıştı. Uzun zamandır yazmamışım. Belki de saçmalamayı özlemişim. Fazlaca hoşuma gidiyor bir dinleyen olacağını varsayarak yazmak. Nasılsa tek bilinmek isteyen Yaratıcı değil, insan bile bilinmek istemiyor mu?

Günleri suretlerimizin arka planında geçiriyorum. Bıraktım ki geçsinler. Film sahnelerini andırıyor. Ama o film senaryolarına hiç benzemiyor. Zaten oyunculuk da iyi değil. Ortaya ucuz bir film çıkıyor, Harun Tekin’in sesinden; başından sonu belli. Bazı bazı dinlerdik.

Halimi arz ettim. Bana yatacak yer kalmadı. Belki de çok can yakıyorum. Ve çok canımı sıkıyorum. Sonra döngüyü başa sarıyorum. Yaşadığım basit bir tekerrürden ibaret.

Gözlerim kamaşıyor. Sanki dünyadaki tüm uykular silinmiş ve böcekler ışığa gelmiş. Sanırım bu çağın sorununu tespit ettim az önce.

Suçun tamamını üstleneceğim. Tedaş’ın günah keçisi olmasına gönlüm dayanmaz.

Kaderin bütün çatışkısı kader olanlarla olmayanlar arasındaki ayrımdan yoksun olmaktır.

13115446_1217216061622562_1394543039_n

Vivian Maier, January 9, 1957. Florida

Alıntı

16 Kasım 1961

…Sonunda öyle bir yere varıyorsun ki, hayatının sahici bir şeye benzemesini istemeye başlıyorsun… Ama sonra, sahici olan nedir diye düşünüyorsun. Başkalarının hayatı hakikaten sahici mi? Bizden öncekiler hakikaten yaşadılar mı?

Boşlukta sallanan, ucunda ağırlık olmayan bir ip gibiyim Yengecim… O ip kopar mı?  Hastanede, babamın başucunda Kopernik’in hayatını okudum. Hakikaten yaşamış…

Mino’n

    (Mino’nun Siyah Gülü, Hüsnü Arkan)

 

Biteceklere ahdım olsun sizin için başlatacağım yeni günü

12948318_1195857323758436_1182850361_o

Her bitiş bir yeniden doğuş, her yeniden doğuş bir bitiştir. Öylesine iç içedirler ki ayrımına varamazsın. Başlarken bitiyordur bir şeyler. Yeni gün “bu” olurken eskisi düne evriliyor. Bir daha bu olamayacak kadar uzaklara geçiriyor zaman günleri. Yaşadığımızın faydası yok. Geçen gidenlerin yaşanmış olması avutmuyor bizi. Umutlarla yaşayan bir tür olarak insanlık, geçmişle avunamıyor. Soyu sopu belli olmayan bir arsızlıkta kelimeler fısıldıyoruz gecelere. Bir resim çiziyoruz; gelecekte olmasını istediklerimizi alıyor içine, olacaklarına inanmaya başlıyoruz. Bu bir başlangıç oluyor. Sonra gelecekte olmasını istediklerimiz değişiyor, resmi baştan çiziyoruz. Bir şeylerin başlaması için hep başka bir şeylerin bitmesi gerekiyor. Dünya ecelinde ölmeyen hiçbir şeyi kabul etmiyor.

 

Görsel: Salar de Uyuni Sunrise, Photograph by Hideki Mizuta, National Geographic Your Shot