Laf Lafa

Yazmak bir terapi çeşidi olarak kullanılıyor. Küçük şeyleri büyütüp dev yapan biri iseniz, özellikle karşısında şekilden şekle gireceğiniz nice stresi yazarak def edebileceğinizi biliyor muydunuz? Haha, tabii ki biliyorsunuz. Yoksa ne işiniz var burada, değil mi ama? Neyse, yazmak terapi olduğu kadar aslında insana zihin egzersizi de. Şöyle bir drone’a binip 50-100 metre yükselseniz, çerçevenin içinde görseniz kendinizi, fena mı olurdu? Ben yanıtlayayım. Fena olmazdı … Okumaya devam et Laf Lafa

Eylül Sesi

Yazın son demleri sabrın da son demleridir benim için. Burnunun ucuna kadar gelmiştir yazın katlanılmazlığı. Her sene yazın sonbahara devşirdiği bir gün olur mutlaka. Yıllardır tuttuğum günlüğün o günkü sayfası mutlaka doludur. Yazı sevmeyen bir insan olarak sonbaharı fısıldayan o günü hiç atlamam. İçim kuş olup uçar o gün. Ayaklarım tüm dünyayı arşınlayabilecekmiş gibi bir kuvvetle dolar. Tüm yaz içimde kıpırdamadan duran bir potansiyel enerji … Okumaya devam et Eylül Sesi

Çıkarımlar 3 – Hayal Kırıklığı

Hayata dair tüm dersler hayal kırıklığıyla başlar. Hayal kırıklığı insana önce ufak çaplı bir inkar ve şok getirir. İdrak, üzüntü ve kabulleniş bir sonraki basamakta yer alır. Ondan sonra da karamsar öngörülerde bulunmak şeklinde devam eder silsile. Karamsar öngörüler diyorum, bu, içinde yanlı olmayı barındırır, her şeyin kötü ihtimallerine odaklanmayı, kötü olanları devleştirmeyi falan. Bu aşamada alınan kararlar gerçeği yansıtmaz. Olayları çözmekten uzaktır, fevridir, çoğu … Okumaya devam et Çıkarımlar 3 – Hayal Kırıklığı

Çıkarımlar 2 – Delilik

Delirmek akıllı olmaktan daha zor. Akıllı olsan en azından bazı kriterlerin, standartların ve form davranış biçimlerin olmak zorunda. Olamıyorsa da bir şekilde taklit mekanizmaları geliştirmen gerekir. Çünkü akıl tutarlılığı zorunlu olarak yanında getirir. Ayrıca öngörülebilir olmalısın. Mantık çerçevesinde olması gerekiyor tüm davranışlarının. Mantığa uygun olan akıllıca oluyor. Oysa deli olmak öyle mi? Düşünsenize, hiçbir kural, sınır yok! Sürekli bir şeyler yapacaksın ve kesinlikle akıllıca olmayacak. … Okumaya devam et Çıkarımlar 2 – Delilik

Çıkarımlar 1 – İnsanları Anlamak

İnsan kendisi giden olunca dönüp arkasına bakmaz ya, tam da öyle bir şeyden bahsetmek istiyorum. Kalan olmamak için vaktinden önce gidenler var. Hakikaten var. Bu davranış biçimini nasıl tanımlarım bilemiyorum. Bir çeşit paranoya mı demeli? Geride kalma korkusuna feda edilmiş bir çeşit her şey yolundalık mı? Her şey yolundayken nasıl ipin üstünde yürür gibi dikkatlisindir, narin ve korkak adımlarsın ya her an bir şeylerin bozulmasından … Okumaya devam et Çıkarımlar 1 – İnsanları Anlamak

Kestiğimiz Ahkamlar

Oturdum bin ahkam kestim. Çünkü yazar olmak bunu gerektirir. Yazar olmaya çalışmak da yazarlara öykünmeyi. Dolayısıyla yazar olmaya çalışan bir yazma meraklısı olarak yazarmış gibi davranmamı izah etmekte zorlanmam. Neyse. Ne diyordum. Yazarlar, evet, sürekli ahkam kesiyorlar. Son zamanlar okuduğum kitaplardan anladığım bu. Süreç şöyle işliyor: Bir konu bul, ortaya bir iddia at, çerçevesini oluştur. Üzerine birkaç cümle kurarak yapabilirsin bunu. Aman dikkat cümlelerin “kesin … Okumaya devam et Kestiğimiz Ahkamlar

Spoiler İçeren Film Tanıtımları 4 – Rüya

Sevgili seyirciler, bu yazıyı Türk sinemasının bir başka filmi için kaleme alıyorum. Seriye epeydir eklemeyi düşündüğüm bir filmden bahsedeceğim size. İzlediğim günden beri belki 2 yılı geçkin zamandır bu film hakkında yazmak istiyorum. Zira kimse izlememiş olduğu için çeşitli sanatsal sohbetlerde girişimde bulunup film hakkında konuşacak birilerine bulamamış olmanın hayal kırıklığıyla yaşıyorum epeydir. Zaten artık pes de ettim. Neyse burası da gayet uygun bir platform … Okumaya devam et Spoiler İçeren Film Tanıtımları 4 – Rüya

Kırgınlıklar

Arşivim yarım yamalak yazılarla dolu. Hisler düşüncelere dökülürken biraz cimri mi davranıyor kelimeler? Belki de. En çok neyi yazamamışım biliyor musunuz? Kırgınlıklarımı. Bazen güne, göğe, bazen insanlara, dostlara. Hep bir parçam kırılmış, ufalmışım. Kırılmanın sürecini iyi öğrendim. Mesele önce kırıldığım yerden kesiyorum sağı solu. Neye dokunsam yaralar açıyorum dört bir yanımda. En başta da kendimde. Sonra yavaş yavaş keskin yerlerim törpüleniyor. Oval bir biçim alıyor. … Okumaya devam et Kırgınlıklar

Beyaz Duman

Bacadan gökyüzüne yayılan beyaz duman çok değil, en fazla 5-6 metre sonra gökyüzüne karışmış oluyor. Beyaz kar bulutları arasında gözden kayboluyor. İlginç bir hava var. İç karartıcı dedikleri cinsten, oldukça kapalı, ama soğuk da sayılmaz. Mesela kediler bile sokakta sakin sakin yürüyor. Bir tek insanlar her zaman telaşlı. Kar yağacakmış. Öyle bir laf dolaşıyor etrafta. Kapıdan içeri adımını atan havadan bahsediyor. Bu sene çok kar … Okumaya devam et Beyaz Duman

Deneysel Şiirler 3 – Mutluluk Envanteri

Tek kuralı biliyoruz tekrar etmeyeceğim. Rastgele seçilmiş kelimeler şunlar: Envanter Demirbaş Kara delik Metelik İstihdam İşgücü Coin Sinekkaydı Mutluluk Envanteri Elinde bir kalem bir kağıtArkası yazılı bir nüshaYazık ağaçlara, doğaya falan filanKalemden çıkan arsız bir noktaDokundu özensiz satırlara. Aç kulaklarını anlatıyorumMutluluk sandığın gibiRütbesi yüksek, makamı cafcaflı,Tıraşı sinekkaydı bir akrep değil. Her ay sonu elinde kalan birkaç coinİşgücü, istihdam falan filanBankalar ekonominin karadeliğiEyvah, cebinde koca bir … Okumaya devam et Deneysel Şiirler 3 – Mutluluk Envanteri

Beklemek Üzerine Kısa Bir Demeç

Selam sevgili okur, Bu yazıya başlıkla başladım. Çünkü konudan sapmadan direkt anlatmak istiyorum meramımı. Başlıkla kendimi sınırlandırdığımı düşünüyorum. Neyse. Hayatınız bir şeyleri bekleyerek geçiyormuş gibi mi geliyor? Bir zamanın gelmesini veya bir zamanın geçmesini, bir şeylerin çözüme kavuşmasını, yoluna girmesini… Kısacası hayatımızda yenilik doğuran bir hadise yaşanmasını bekliyoruz. Çoğunlukla da bunun kendi kendine olmasını, ama şu an konumuz bu da değil. Hepimiz az buçuk böyleyiz … Okumaya devam et Beklemek Üzerine Kısa Bir Demeç

Dizilerden Bize Uzanan Bir Düşünce

Psikolojinin/psikiyatrinin ön planda olduğu dizilerin rövanşta olduğu son 2-3 yıl geçirdik. Özellikle ülkemizde Gülseren Budayıcıoğlu adında bir psikiyatrın olduğundan ülkecek haberdarız artık. Tabi psikoloji deyince de dram üzerine kurulu senaryolar aldı başını gitti. Aslında bakarsanız bir miktar bıktırdı da bu tarz çalışmalar. Zira her zapladığımızda karşımıza bir travma çıkıyor. Bir açıdan olumlu yönleri de var bu derece içimize odaklanıp çözmeye çalışan dizi seçeneğimizin olmasının. Mesela … Okumaya devam et Dizilerden Bize Uzanan Bir Düşünce

Yıla Romantik Bir Giriş Yapmak İsteyenler İçin Film Önerileri

2022’den selam olsun! Yeni yıl, yeni başlangıçlar, yeni planlar, yeni bir ajanda, kendine güven tazeleyip tam gaz yola devam etmek için önümüze sunulmuş bir zaman. Hepimizin yeni yıldan az buçuk beklentisi ve eski yıla dair ufak tefek notları vardır eminim. Klişelerden yorulmuşuzdur belki, fazlaca karamsarızdır bu aralar falan filan. Hepsi kabul. Geçirdiğimiz son birkaç yıla bakınca mantıklı açıklamalar bulup sizi kolayca aklayabilirim sevgili okur. Bu … Okumaya devam et Yıla Romantik Bir Giriş Yapmak İsteyenler İçin Film Önerileri

Saatli Günce – 4

Saat 14:44. Fark ettin mi sevgili okur, hep gündüzleri geliyor bu tarihte iz bırakma hisleri. Yalnız biraz hayal kırıklığına uğratacağım seni, sebebi sandığın gibi derin anlamlar falan içermiyor. Akşamları elime kağıt-kalem, bilgisayar alacak zamanı çoğu gün hiç bulamıyorum da ondan. Tüm gün mesaisi, akşam telaşı, uyku ve ertesi gün stresi. Al sana günün kısa özeti. Vücudum da hiç destek olmuyor bana. Hani bir gün de … Okumaya devam et Saatli Günce – 4

Ellerimiz boş kaldı be çocuklar

Apartmanlar arasına dolan sisi elleriyle tutmaya çalışan bir çocuk düşün. Boşluğa uzandığında, elleri boş kaldı diye nasıl canı sıkılırsa, belki de zaten canı sıkkın olduğundan sisi tutmaya çalışmışsa. Ne bileyim, tableti bozulmuşsa mesela, internet bağlantısı kopmuşsa, elektrikler kesilmişse olmadık zamanda. Çünkü çocuk olmak bu devirde… Günümüz çocukları elektronik oyalanma metotlarıyla meşgulken ellerimizi uzattığımız boşlukların hiçbir anlamı kalmıyor. Okumaya devam et Ellerimiz boş kaldı be çocuklar

Yeni Başlayanlar İçin Aktif Trafik Rehberi

Merhaba sevgili okur (ya da sürücü mü demeliyim), öncelikle trafiğe yeni başladım sayılmaz, geçenlerde ehliyetimin 11. yaş gününü kutladık. Ancak tabii ki her Türk gibi ehliyeti alıp bir süre cüzdan istirahatine çektim. Aktif olarak asfalt dünyasına girmesi yaklaşık 6 yılı devirdi. Düşündüm de aslında yeni de başlamış sayılabilirmişim. Neyse. Konumuz bu değil. Bu yazıyı aktif trafik dünyasında paparazzilere poz verirken, tuvalette makyajımı tazeleyip suratıma sahte … Okumaya devam et Yeni Başlayanlar İçin Aktif Trafik Rehberi

Saatli Günce – 3

Saat 17:05. Salah Birsel okuyorum bir süredir. Esasında Nezleli Kargı adlı kitabı bende 1 ayını tamamlamak üzere. Hala bitiremedim. Günlük gibi yazılmış bu kitabın başta dili biraz ağır geldi. Konuları da pek ilgimi çekmemişti (arada verdiği ilginç bilgileri yine de çevremdekilerle paylaştım). Ancak sonradan sonradan sarınca kitabın süresini uzattım. İyi ki de yapmışım. Enteresan bir dili var Birsel’in. Bu kitabın tarzı da tam olarak benim … Okumaya devam et Saatli Günce – 3

Modanın Bencesi

Moda, hayatımın baş tacı yaptığım alanlardan biri olmasına rağmen, şimdiye kadar bu konuda yazmamış olmamı fark etmemle bu yazıya başladım. Moda üzerine sayfalarca yazabilirim. Yükseltebilirim, yerebilirim. Moda, çok zarif, çekici, pratik giysilerin üretildiği bir alan olmasının yanı sıra çok saçma şeylerin sadece dikkat çekmek için yapıldığı da bir alan. İnsanı rezil de eder, vezir de dediklerinden tam da! “Absürt olsun, konuşulsun, dikkat çeksin de nasıl … Okumaya devam et Modanın Bencesi

Saatli Günce – 2

Saat 13:29 Rüzgarlar başladı, yağmurlar da gelir yavaştan, sonrası işte bilirsiniz, sıcacık ve sarılmalı kış mevsimi. Geçen iki yılın bizden çaldıklarını geri alma yılı olacak bu yıl. Okullar açıldı, tiyatrolar, konserler ağır aksak da olsa başladı. Dost meclislerinde çay üstüne çay içilecek bundan böyle. Dertler sular seller gibi akıp gidecek, ayaklarımızı sokacağız sulara sonra. Öne arkaya hafif hafif sallanacak, negatif enerjimizi imha etmek üzere doğaya … Okumaya devam et Saatli Günce – 2

Son Birkaç Haftadır

Son birkaç haftaya kadar hep bildiğim tatlarda yaşamışım hayatı. Her şeyi kategorize etmeyi sevdiğimden hisleri de renklere ayırmışım sanki, huzurun rengi, neşenin, dinamizmin, hatta biliyor musunuz acının bile… Biri çıkıp da “Her şeyi renklere ayırıp uygun renkleri bir arada tutarak yaşanacağını sanıyorsan yanılıyorsun.” dememiş. Esasen gardıroba tişörtlerimizi kategorilemeye de benzemiyor. Bunca acı yaşadığımda öğrendiğim çok şey oldu elbet ama şu an bahsini açacağım, her acının bambaşka … Okumaya devam et Son Birkaç Haftadır