Ne Bir Adım İleri, Ne de Geri

Ekim ayının kaçı olduğunu bilmediğim bir gün saat sabah 06:00’ı gösteriyorken uyandım. Uyandıktan sonra kaldığım odanın balkonuna çıktığımda gördüğüm manzara aklımı oynatacak kadar harikaydı. “Bir insan her gün bu manzaraya uyanmak varken neden başka yerde uyur ki?” diye düşünüyor, huzurlu olmam gereken bir anda üzülüyordum. Bu cümleleri bir gezginin yanında kursanız ve nerede olduğunuzu tahmin etmesini isteseniz iki bilemediniz üç seferde bu anlatılan yerin Kaş olduğunu söyleyecektir.

Görsel: Burak Karaoğlu

Kaş’a gelmeden önce her gelenin defalarca geldiğini dinledim durdum. Bizler gibi arkeoloji meraklılarına sunduklarının yanında muhteşem doğası, harika manzarası da göz alıyor. Otele gelirken her yerde gördüğümüz kalıntılar umutlandırıyor bizleri. Halbuki çok geçmeden öğreneceğiz ki bunlar sadece kalan kırıntıları imiş…

Bu bölgedeki ilk antik kent Phellos. Kaş’tan Demre’ye giderken yolun bir kenarında görme ihtimaliniz var Phellos kentini. Fakat şu anki konumuz Kaş’ın altında bulunan Antiphellos olacak. Tepedeki Phellos’un liman kenti olarak kurulmuş Antiphellos. Phellos sakinleri kıyıya inip burada da bir yerleşim kurmaya başlayınca görmüşler ki, burada Sedir ağacı ve sünger ticareti yapılabilir. Kaynakları daha kısıtlı olan Phellos kenti zamanla gerilemiş, Antiphellos ise bu ticaret etkinliği sayesinde büyük bir kent oluvermiş. Bu ticaret hacmi de Roma dönemlerinin sonuna kadar devam etmiş. Patara’dan sonra bölgenin en büyük limanlarından biri olarak yıllarca yaşamını sürdürmüş.

Görsel: Burak Karaoğlu

Kentin kuruluş hikayesinden bahsettim ama geçmişinden bahsetmeden geçmeyelim buraları. Phellos ve Antiphellos kentlerinin olduğu bu bölgede M.Ö. 6. yüzyıldan beri yerleşim kalıntıları görülmüş. Bu iki kentin büyük bir kent olarak siyasi birliklerini sağlamaları da M.Ö. 4. yüzyılı bulmuş. M.Ö. 4. yüzyılda Orta Asya’dan gelen Luviler tarafından kurulan kentler bölge halkı Likyalıların elinde uzunca bir süre varlığını devam ettirmiş. Likya birliği oluştuktan sonra 1 oy hakkı ile siyasi açıdan etkisiz kentlerinden biri olsa da, ticareti ile önemini korumuş.

Antiphellos’u gezme amaçlı Kaş’a geldiyseniz çok bir şey göremeyeceksiniz. Bileni-bilmeyeni herkesin mutlaka görmek istediği tiyatrosu var. Helenistik dönemde yapılmış olan Antiphellos Tiyatrosu, muhteşem bir Akdeniz manzarasına bakıyor. Yerel kireç taşları ile inşa edilmiş. Tahminen 4000 kişilik olduğu düşünülse de daha fazla olabilme ihtimali üzerinde durulmuş. M.Ö. 1. yüzyılda yapıldığı düşünülen tiyatro, M.S. 141 yılındaki depremin ardından büyük bir restorasyon görmüş. Tiyatronun günümüzdeki haline gelecek olursak üzülmemek elde değil. Acele ile “Turistlerin beğenisine sunmak için” yapılan tiyatro restorasyonu felaket olmanın ötesine geçememiş. Ev sahipliği yaptığı etkinliklerin verdiği zararlar normalde canımızı sıkardı fakat zaten bu yapılan tiyatronun gerçek tiyatro ile alakası yok. Bu yüzden “Saldım çayıra, mevlam kayıra”.

Görsel: Burak Karaoğlu

Kentin içine rastgele dağıtılmış lahitler ve ne olduğunu anlayamadığımız yapı kalıntıları dışında bir şey göremiyoruz Kaş şehir merkezinde. Kaş yamaçlarındaki kaya mezarlarını da görüp bir iç çekiyoruz. Sahile inerken karşımıza çıkan kral mezarından da bahsedip yavaş yavaş sonuna gelelim gezinin. Üzerinde aslan başları olduğu için bir krala ait olduğu düşünülen lahit mezarın sıradan bir insana ait olduğu anlaşılsa da ismi ilk koyulduğu günkü gibi kalmış.

Bir sonraki yazımızda bizleri üzecek değil de mutlu edecek bir yere gidebiliriz. İlk isminin Habesos olduğu, en yoğun zamanında 15000 nüfusa sahip olduğu düşünülen Antiphellos Antik Kenti’nden hepinize hoşça kalın!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s