Sudan Çıkmış Balık Misali

Hiç sudan çıkmış balık gördüğünüz oldu mu? Bu soru mecazi anlamda sorulmuş bir soru değil, sakın yanlış anlamayın. Görmeyenleriniz için ben kısaca olayı tasvir edeyim. Balık bir şekilde suda yakalanır ve su ile bağlantısı kesildiği andan itibaren tüm vücudunu hareket ettirmek suretiyle can çekişir. Bu bir çırpınış, bir kurtulma arzusudur.

Gelelim asıl meseleye. İnsan bu ya, bazı zamanlar gelir ki işte tam da anlatılan gibi neye uğradığını şaşırıp, şoka girip, tam da sudan çıkmış balığa dönüverir.

İşte yazarınız kendisini zaman zaman tam da bu durumda hissediyor. Aslında her şey istenilen gibi gitmesine karşın bu duruma anlam veremiyor.

İnsan aslında basit bir varlıktır. Kendisini ilk bildiği andan itibaren Okumaya devam et

Benden Söylemesi…

Hiç büyüyüp de bir iş sahibi olacağımız aklımıza gelmezken, bir bakmışız ki kocaman olup iş güç sahibi olmuşuz. Aslında hikaye burada bitti diye düşünülebilir. Ancak asıl hikaye buradan başlar ve kişi için üç seçenekten biri geçerlidir.

Birinci yol çok zorludur; kişi sevmediği bir işi yapmak zorundadır. İnanın bana bunu yapmak zorunda olan bir insan için hayat bir eziyettir. Yaptığı her iş ona zor gelecek ve hayatı boyunca işinden nefret edecektir. Ve yaptığı işin ne kendisine ne de bir başkasına bir faydası olacaktır.

İkinci yol daha tercih edilebilir bir yoldur aslında; kişi isteyerek  seçmediği bir işten keyif almaya çalışıp keyif alır. Evet belki çoğumuz ideallerimizin peşinden gidemiyoruz. Çoğumuz çeşitli sebeplerle hayallerimizden vazgeçmek zorunda kalıyoruz. Ancak birinci yoldaki ‘eziyeti’ çekmemek için biraz da olsa çaba gösterip, yaptığımız işi sevmeye çalışıyoruz. İşte bu yolda gidenler içinse hayat çok daha mutlu edicidir aslında. Belki hayallerinin peşinden gidememiştir ama yeni hayaller kurup onlarla yeni bir başlangıç yapmıştır. Ve ilk yola göre çok daha mutlu edici bir hayat onu beklemektedir.

Üçüncü yol hayallerimizdir; kişi hayallerindeki işi yapar. Evet en mutlu edici yoldur hayatımızda karşımıza çıkabilecek. Yıllardır hayalini kurduğumuz bir yerdeyizdir, yıllardır olmak istediğimiz yerde. Kişi bu yoldan gidebilmişse eğer her şey onun için çok kolaydır. Çünkü yaptığı işi seviyordur. Hiçbir zorluk onun için engel değildir. Ve bence de en gidilesi yoldur.

İşte tam olarak da Okumaya devam et

Güneşimizin Önünden Çekilin

wpid-IMG_20130831_235853.jpgBir varmış, bir yokmuş. Baltaları varmış maskeli adamların ve sol göğüsleri boşmuş.

Üzerine güneşin doğup, bir daha batmak istemediği topraklar varmış. Bir daha batmak istemediği zamanlar… Her şey ters yüz olmuş da zamanlar toprak altında kalmış.

Kimi demiş ki, çürümüştür zaman. Toprağın altına inmişse bir defa, bitmiştir artık. Yokmuştur. Demiştir, çünkü kolaydır gününü gün etmek ve toprak oluşu hissetmenin inancını zalim bedenler ne zaman yüklenebilmiştir? Demiştir, çünkü bir gün gücün el değiştireceğini o da bilir. Bari herkes bilmesindir. Herkes aymasın.

Güç nasıl da sarhoş etmiştir; apaçık delirişini nasıl da inkar ettirmektedir insana? Öyle değil midir çünkü? Güce senin gibi teslim olmayanları, diğer bir deyişle senin sahip olamadığın dirayete sahip, senin beceremediğin insanlığı becerebilmiş bedenleri zehirlemek, yakmak, kanatmak; en çok senin acizliğinin göstergesi değil midir?

Değil midir ki hiç umulmadık anda seslerini haksızlığa karşı yükseltecek milyonlar vardır? “Biz, sana apaçık bir fetih (ve zafer yolu) açtık.”* Bir olur, el ele verdiler mi söndüremeyecekleri ateş, saramayacakları yara, kıramayacakları put yoktur. Bir oldular mı gökleri kuşakların sarmayacağı yurt yoktur.

Zamanı diriltir de, cennete koyarlar.

NOT : Başlıkta Ali Ural’ın Güneşimin Önünden Çekil isimli kitabından esinlenildi.

* Fetih Suresi 1. ayet.