Hayat Müzikali

Hayatımız, müziğin ve müziği oluşturan ögelerin yansıması aslında; bazen seviniyor bazen üzülüyoruz. Bu iniş çıkışlar, hüzünler sevinçler; kısacası zıtlıklar hayatın tadı tuzu. Yaşamımızdaki kişiler nota, biz ise sol anahtarıyız. Nota çizgileri önemsediklerimiz; yani doğrularımız, yanlışlarımız diyelim. Eser, diğer bir bakış açısıyla hayat; sol anahtarıyla yani bizimle başlıyor, zamanla notalar, çizgileri olan yerlere yani önem verdiğimiz bölümlere yerleşip eserdeki nota değerlerine, diğer türlü de yaşamımızdaki yerlerine … Okumaya devam et Hayat Müzikali

Hayalet Antik Kent – Bu Şehirde Hiçbir Şey Yok

Efes Antik Kenti’nden çıkıp sahile doğru yola koyulmuştum. Pamucak plajını geçtikten sonra İzmir’in Seferihisar ilçesine doğru sahil yolundan devam ettim. Klaros, Kolophon ve Notion yazan kahverengi tabelaları görünce durdum ve bunlardan ilkine girme kararı aldım. Seçtiğim bu şanslı tabela Notion Antik Kenti’ni gösteriyordu. GPS yardımı ile kenti arama çalışmalarım bir hayli sürdü. Fakat bir türlü antik kente benzeyen bir şey bulamıyor, merakım ve bununla paralel … Okumaya devam et Hayalet Antik Kent – Bu Şehirde Hiçbir Şey Yok

Duyun Sesimi – Alabanda Ayağa Kalkmak İstiyor

Ayrımcılık, bir kişiye ya da bir grup insana ön yargılı davranıp, onları diğerlerinden ayırmaktır. Bu tanıma itirazı olan çıkacağını sanmam. Fakat sadece İstanbul’da saat satan siyahi dostlarımıza bir ayrımcılık yapılmıyor diye “Bizde ırkçılık, ayrımcılık olmaz” diyen fikir körleri de elbet aramızda mevcut. Bir Aydınlı olarak Aydın ilinin Çine ilçesinde yaşayan insanlara yapılan büyük ayrımcılığı yıllarca gözlemledim. Daha kendimi geliştirememiş bir çocukken bile bu yapılanlar bana … Okumaya devam et Duyun Sesimi – Alabanda Ayağa Kalkmak İstiyor

“Kim bilir, belki ileride bir gün Kıyıkışlacık’ta karşılaşırız.”

Hiç daha önce bir yeri ilk görüşünüzde “Burada yaşlanırım.” dediğiniz oldu mu? Eğer olmadıysa, sizler Muğla’nın Kıyıkışlacık köyünü görüp İassos Antik Kenti’ni gezmemişsiniz demektir. İlk kurulduğu zamanlarda bir ada olan İassos Antik Kenti, günümüzde kara ile birleşmiş bir yarımada şeklinde. Surun içi ve dışı olarak da ikiye ayırabiliriz şehri. Aslında adada olan ve karada olan kısım diye… İlk buluntuların M.Ö. 3000 yılına tarihlendiği İassos, ismini … Okumaya devam et “Kim bilir, belki ileride bir gün Kıyıkışlacık’ta karşılaşırız.”

II

Gömleğimden çözdüğüm her bir düğme, kafamdaki bir düşünceyi koparıp atıyor. Pamuğu usul usul gezdiriyorum kirpiklerimde. Burnumdan derin bir nefes alıyorum. İnine girmenin telaşını yaşamış bir hayvan gibi inimde sakinim şimdi. Suyu sıcak tutuyorum önce, havanın değil ama suyun sıcağının bir sihri var: buhardan bir tül gibi geçiyor olan bitenin üstünden. Olan biteni silmese de o buhardan tülün arkasından görmemi sağlıyor. Bu bile yeter. Buzdolabından çıkardığım … Okumaya devam et II

Hayal kırıklıklarımın suyu çıktı. Birleşip kazan kaldırmaya falan başladılar. Yakında saltanatım son bulabilir, sürülebilirim diyarımdan. Bir kere de eski günleri özlemesek, diyorum. Hoş, var özlemediğim bazıları da. Ama hiçbir şey iyiye gitmiyor. İnsana en çok, güvenip kendini açtığı kişinin hayal ürünü olması koyuyor. Kendini tamamen bırakabileceğin insan bir ütopya. Öyle biri yok. Artık her yol tek bir yere çıkıyor ve o yeri sevmiyorum. Suçu birilerine … Okumaya devam et

Spontan Radyo Yayını

Sanki bazı insanlar bazı şeylere çok kolay ulaşıyormuş gibi gelir ya bazen. Şanslı doğanlar falan. Belki gerçekten öyle olduğu durumlar da vardır. Ama ben artık şuna eminim; hangi kategoride, hangi alanda öne çıkmış olursa olsun; o kişi kesinlikle çok ÇALIŞMIŞTIR/ÇALIŞMAKTADIR. Başarının tesadüf olmayışı! Ama esas konuşmak istediğim, bakış açısının önemi. Yakın zamanda daha çok farkında vardığım bir şey, hayatım boyunca yapmak istediğim/isteyebileceğimi düşündüğüm her şeyin … Okumaya devam et Spontan Radyo Yayını

Bir Kitapseverin Edebiyat Notları

Edebiyat nedir? Kitap sevmek bir tutkudur. Ardından at koşuyor gibi olursun bazen. Her şeyi okumak, hepsini sindirebilmek ve daha çok okumak istersin. Suyun ve kitapların yanındaysa huzurlusundur. (İki yaşamsal ihtiyaç benim için.) Peki, hangi kitapları okumalı? Klasikler mi, post modern edebiyat mı? Bu sorunun cevabı çok zor zira hepsinin ayrı tadı, ayrı işleyişi var insan ruhu üzerinde. Tsundoku var bir de. Kitap toplama, biriktirme ama … Okumaya devam et Bir Kitapseverin Edebiyat Notları

‘Kelimeler ve Şeyler’ Notları

Bugün size çok sevdiğim bir programdan bahsetmeye geldim. Yine, bir kere daha sıcağı sıcağına! TRT2’nin Kelimeler ve Şeyler programına bayılıyorum. TRT2’nin Instagram hesabını bayadır takip ediyorum, programı ilk orada görmüştüm (Kınamayın evimde televizyon yok). Baştan aldım. İlk iki bölümü izledim. İzlerken öyle keyif aldım ve beslendim ki notlar aldım. İki bölüm için de bunları kendi blogumda paylaşmıştım hatta. Oradan hareketle alıp okuduğum kitaplar oldu. Hala … Okumaya devam et ‘Kelimeler ve Şeyler’ Notları

yıldızlı atlas hissi

ya anlatmak istediğim o kadar çok şey var ki mesela önceden sanal diyerek ötekileştirdiğimiz bu hayatın herkes için ama önce benim için nasıl daha gerçek olduğu mesela karantinama devam ederken gezemiyorum zannedeceğimiz şehri Instagram’dan nasıl gezdiğim herise açılır açılmaz keşkek siparişi verişim birçok tanıdık hısım akrabayla yapamadığım samimi konuşmayı tanımadığım bir aşçıyla yapışım mesela bugün işte başka hiçbir şeye tahammül edemeyeceğimi anlayınca açıp son iki … Okumaya devam et yıldızlı atlas hissi

Öldür Beni Kadın

Söyle bana vakit ne zaman, güzelsin, güzel sanki yok benzerin. Kadın söyle vakit ne zaman, hüzün bitmez mi bu gecelerde? Umut tükenmez mi geceleri? Şu geceler, tüketmez mi insanı? Alkol yakmazmış gibi yüreğimi, ruhum ısınmamış, hiç ısınmamış gibi. Başka bir hayaldi, bir an başladı, sonra bitti. Ne zaman başladı, ne zaman bitti, kestiremedim zamanı. Geldi yanıma oturdu, sigaramı yaktı. Anlattı, öyle gecenin ne kadar güzel … Okumaya devam et Öldür Beni Kadın

Bahara Yolculuk

Bir dil bulacağız her yüreğe dokunan, Özümüzdeki derinlikleri böyle, Böyle cesur, böyle temiz, böyle deli… “Yürekleri Maviliklere Süreceğiz!” Rüzgarlardan kanat takmış, Barışa uçuşan üveyikler gibi Böyle dostane, Böyle kardeşçe “Gönülleri rengarenk süsleyip, Yüreklere Mavilikler Serpeceğiz!” İşte, böyle mavi, böyle renkli El ele gönül gönüle, Ölesiye özgür, ölesiye sonsuz! Sarmaş dolaş, dolaşacağız bu dünyada… İşte hep böyle güzel, sevgiyle dopdolu, “Yeni bir dünya”, kuracağız bu dünyada, … Okumaya devam et Bahara Yolculuk

Merhaba, Sosyal Medya*

Sıcağa meydan okuyup, hayatta kaldıysan, merhaba sevgili okur, seni selamlıyor ve önünde saygıyla eğiliyorum!

Biz İzmir’de kendimizi evlere kilitledik. Aşırı doz asosyallikten ölmek üzereyiz. Tatile gidenler müstesna, diyeceğim ama güneş aynı güneş.

Bu sayıda bir yenilikle karşınızdayım. Sosyal medya platformlarından favorim olan Instagram’da yalnızca takipçisi değil, hayranı da olduğum hesapları burada paylaşmaya karar verdim. Kardeş bölge sayılır, bkz. blog yazıyoruz.

Burada önereceğim hesaplar, özenle seçilmiş, her paylaşımı anlamlı olan, rafine seçkiler olacak diyebilirim.

Hazır mıyız?

@ekinberil

Coverlarına bayılacağınız Ekin’i ben de yakın zamanda fark ettim. Geç bile kalmışım gerçi. Paylaşımlarıyla büyük dikkat çeken Ekin, şimdi Bengü’nün vokalisti. Son paylaşımı da, çocukluğumuzun hitlerinden Survivor. Dinleyin, pişman olmayacaksınız.

@lugat365

Kendi cümleleriyle tariflemek gerekirse;
“Çünkü kelimeler güzeldir. Bazıları daha güzel.
Rengi, sesi, ahengi vardır.
Lûgat365 bu güzel kelimelerin hakkını vermeye çalışan bir iyikafa teşebbüsüdür.”

Her gün, çoğu unutulmaya yüz tutmuşlardan seçilmek üzere, çok değerli, en değerli kelimelerimizden birini tanımlarıyla paylaşıyorlar. Ben haklarında yapılan bir haberi okuyarak öğrenmiştim bu hesabı. En sevdiklerimden oldu. İlk 3e girer o kadar diyorum 🙂 Yaptıkları işin anlamı çok büyük.

11011567_1036613179690711_335452509908090927_n

@sutgunluk

Kim tarafından yönetildiğini kestiremediğim, bir Line komponenti gibi Okumaya devam et “Merhaba, Sosyal Medya*”

Bak Dostum… :)

Dilemma Gündem Dergimizde her şey yolunda ve planlı olarak ilerliyor öncelikle. Gösterim sayılarımızın artması bizi mutlu ediyor. Devamlı yeni yazar olma  istekleri bizi daha da heyecanlandırıyor. Bunun dışında, daha önce buradan da duyurduğumuz gibi, internet üzerindeki yazılarımızı basıp bir dergi haline getirme çabamız tabiî ki en önemli gündemimiz. Bu çabamızda da artık sona yaklaştığımızı ve çok kısa bir süre içinde yazıları matbaaya göndereceğimizin müjdesini de … Okumaya devam et Bak Dostum… 🙂

Dünyayı Değiştiremesek de

Bir sabah aydın bir güne açarsın gözlerini. Aslında çok sıradandır bir gün öncesi; uyanmışsındır ,belki ufak bir kahvaltı, sonra belki biraz bilgisayarda vakit öldürmek. Hazırlanıp okuluna gidersin, bir yığın sıkıcı dersden çıkıp eve gelirsin, sonrası işte yine aynı bir yarın için yatağa girmek. Ama bu sabah farklıdır herşey, aklında birçok düşünce, içinde dünyayı kurtarmaya yetecek kadar enerji vardır. Böyle başlarsın güne, düşünsene bu koşullarda neler yapabilirsin. Hemen aklına kahraman olmak gelir, o kadar olamasanda en azından dünyada bişeyler değiştirmek ,senden birşeyler bırakmak. İşte aklındaki düşünceler bu enerjiyle birleşince ortaya harika şeyler çıkabilir. Okumaya devam et “Dünyayı Değiştiremesek de”