küçük prens*

Üniversitedeyken, akıllı telefonlar ve Instagram hayatımızda nisbeten yeniyken, fotoğraflarımı fitrelemek için bir aplikasyon kullanıyordum: B612. Sevimli filtreleri vardı ve tercihe bağlı olarak bu aplikasyon ile düzenlediğiniz fotoğrafların köşesine uygulamanın logosunu iliştirebiliyordunuz. Logo ne mi? Fil yutmuş bir boa yılanı. Evet, belli ki bu app Küçük Prens seven birileri tarafından dizayn edilmişti. Bunun o zaman da farkındaydım ve bu bana ayrı bir keyif veriyordu. Aslında hakkı … Okumaya devam et küçük prens*

Hayal kırıklıklarımın suyu çıktı. Birleşip kazan kaldırmaya falan başladılar. Yakında saltanatım son bulabilir, sürülebilirim diyarımdan. Bir kere de eski günleri özlemesek, diyorum. Hoş, var özlemediğim bazıları da. Ama hiçbir şey iyiye gitmiyor. İnsana en çok, güvenip kendini açtığı kişinin hayal ürünü olması koyuyor. Kendini tamamen bırakabileceğin insan bir ütopya. Öyle biri yok. Artık her yol tek bir yere çıkıyor ve o yeri sevmiyorum. Suçu birilerine … Okumaya devam et

Eğlenceli Seri: Kırkmerak

Bugün bir yayınevinin çok beğendiğim bir serisiyle karşınızdayım: Can Yayınları Kırkmerak serisi. Seriyi keşfedişim, şu an hatırlamadığım bir dergide Kafka’nın Çorbası’nın tanıtımını okumamla oldu. Farklı yazarların üsluplarıyla yemek tarifleri verilen bir kitap. Fikir mükemmel değil mi?! O an alıp okumadım ama aklıma yazmışım. Bir gün toplu sipariş verirken onu da sepete attım. Okuyunca da daha bir sevdim. Bazı kitaplarda olan beklentinin boşa çıkması durumu söz … Okumaya devam et Eğlenceli Seri: Kırkmerak

Bir Kez Daha #tercihler

Önümüzdeki günlerde üniversiteye giriş sınav sonuçları açıklanıp, tercihler yapılacak. Belki büyük bir hadsizlikle, buraya birkaç not bırakmak istiyorum. Olur da herhangi biriniz okursa, başkalarının bu aşamada söylemeyi akıl edemeyeceği ya da neden bilmem tercih etmeyeceği birtakım şeyler. Benim tercih dönemim 2009’daydı. O zamandan bu zamana eminim çok şey değişti. Ama bazı şeyler değil. Maddelerle gidelim de çenem çok düşmesin: 1. Meslekler hayalinizdekiyle aynı olmayabilir. Ya … Okumaya devam et Bir Kez Daha #tercihler

Hangi Normal?

Geçen sene mart ayında (evet mükemmel zamanlama) taşındık Anadolu yakasına. Ve önceki evimizin tersine, bu evimizin konumu çok merkezi ve sahile çok kısa mesafede. Bu sayede evren, şu son bir buçuk yılın tüm saçmalıklarını; pandemiyi, zamansızlıktan mecburen taşınılan evi, berbat bir yeni işi, hepsini telafi etmek istercesine, sabahları martı sesleriyle dolduruyor yatak odamı. Martı sesleri için minnettarım Allah’ım. Bir hekim olarak mecburen olayın fazla içinde … Okumaya devam et Hangi Normal?

Friends: The Reunion

Hepimizin sabırsızlıkla beklediği o an geldi ve nihayet 27 Mayıs’ta Friends: The Reunion gösterime girdi. Ben tabii ki ilk günden izleyemedim bkz. yeni annelik durumları artı çalışmakta olduğum bir sınav. Ama çok geçmeden yetiştim. Ve hemen ardından, bu yazıya bile girişmeden bir arkadaşla (Ezgi) kritiği bile yapıldı çünkü kritikleri severiz. Sanırım bahsetmemiz gereken ilk nokta, artık karınca sürüsü gibi çoğalmış halleriyle hiçbir üyelikli platformun bu … Okumaya devam et Friends: The Reunion

Spontan Radyo Yayını

Sanki bazı insanlar bazı şeylere çok kolay ulaşıyormuş gibi gelir ya bazen. Şanslı doğanlar falan. Belki gerçekten öyle olduğu durumlar da vardır. Ama ben artık şuna eminim; hangi kategoride, hangi alanda öne çıkmış olursa olsun; o kişi kesinlikle çok ÇALIŞMIŞTIR/ÇALIŞMAKTADIR. Başarının tesadüf olmayışı! Ama esas konuşmak istediğim, bakış açısının önemi. Yakın zamanda daha çok farkında vardığım bir şey, hayatım boyunca yapmak istediğim/isteyebileceğimi düşündüğüm her şeyin … Okumaya devam et Spontan Radyo Yayını

Akaretler’in Zarif Sıra Evleri Hakkında

‘Akaret’ sözcüğü kira getiren mülk anlamına gelmektedir. Akaretler Sıraevleri Osmanlı’nın ilk toplu konut projesi olarak bilinmektedir. 1875 yılında Sultan Abdülaziz döneminde saray çalışanlarına kalacak yer sağlama ve kalan kısmı azınlık nüfusa kiraya verilerek, elde edilen gelirle Aziziye Camii’nin inşaatının finanse edilmesi amacıyla Sarkis Balyan’a yaptırılmıştır. Barok ve roroko stillerinin etkisinden uzak neoklasik ön cephe dizaynıyla 1870’lerin sivil mimarisinin en iyi örneğidir. Sarkis Balyan (1835 – … Okumaya devam et Akaretler’in Zarif Sıra Evleri Hakkında

Denenmiş Online Eğitim Platformları

Neredeyse bir yıldır evlere kapanmış olduğumuzu düşünürsek, en azından buna imkanı olup aklı da başında olanların; online eğitim mecralarının çok daha fazla önem kazandığını düşünüyorum. Herkes gibi. Benim için online eğitim yeni bir şey değil, o yüzden hem güncel, hem de geçmiş online eğitim tecrübelerimi paylaşmak istedim. 1. Memrise Memrise bir dil öğrenme uygulaması. Hatta daha önce yabancı dil öğrenmeyle ilgili şu yazımda da bahsetmiştim … Okumaya devam et Denenmiş Online Eğitim Platformları

Postacılık Tarihinden İlginç Notlar ya da Ölü Mektup Ofisi

Aslında Simon Garfield’la ilk tanışmam Tam Benim Tipim adlı kitabıyla olsa da, bugün size Mektup kitabından ilginç bulduğum birkaç kısmı aktaracağım. Her ikisi de araştırma kitapları; bu durum bu kitapları ilginç bilgilerle dolu kılsa da, sürükleyiciliği azaltan bir unsur. Bu da benim Mektup’u aralıklarla 3 yılda bitirmemi açıklıyor. Ama özellikle elime son alışımdan itibaren, aşırı keyifle okuduğum bir kitap oldu. Zaten mektupları hep sevdim, ne … Okumaya devam et Postacılık Tarihinden İlginç Notlar ya da Ölü Mektup Ofisi

İstanbul Notları: Deniz Müzesi

Sahilden Karaköy-Beşiktaş hattını takip ederken sağımda kalan alan bir müzeler cenneti. Her seferinde ‘Bu müzeleri bir ara görmem gerek’ deyip devam ettiğimden, yağmurlu bir cumartesi Beşiktaş keşif turunda ilk durağımız Deniz Müzesi oldu. 1897’de Tersane-i Amire’de kurulan müze, çok defa taşınarak, nihayet 1961’de şu anki yerine, Beşiktaş İskelesi’nin yanı başına kuruluvermiş. Müze ve galerileri kılavuzlarında önerilen rotalarla gezmeyi tercih ederim genelde ama gidecek olanları baştan … Okumaya devam et İstanbul Notları: Deniz Müzesi

Anlıyorum Ama Konuşamıyorum: Yabancı Dilinizi Geliştirmeniz İçin Tüyolar

Çok çalışıyoruz, tüm engelleri aşıyoruz. Her geçen gün hayallerimize bir adım daha yaklaşıyoruz. Sonra sis dumanı içinden bir levha beliriyor. Neon ışıklarla yazılı hayal et okur: “Dil şartı aranmaktadır.” Bu eğitim sistemini tüm keşmekeşine rağmen alt etmiş ve bir yerlere gelebilmiş on binlerce, yüz binlerce insanın dil konusunda tökezlemesi kulağa şaşırtıcı gelse de, anlaşılır da bir durum. Şöyle ki, eğitim sisteminde sorunlu, anlamsız ya da … Okumaya devam et Anlıyorum Ama Konuşamıyorum: Yabancı Dilinizi Geliştirmeniz İçin Tüyolar

Salgında Özlediklerim ve Minik

Bu ara hava hep kapalı ve İstanbul çok gri. Sonbahar melankolisinin dibine vurmuş durumdayım. Bunu, artık yedi aydan fazla zamandır uğraştığımız salgına ve biraz da son günlerde karnımı gözle görülür şekilde şişirmeye başlamış minik tırtıla bağlıyorum. Kendisi 18 haftalık haliyle artık bahse değer bir birey bence. Bu yazı da, zamanında korebenin karantinada neleri özlediğimden bahsettiğim bir resim altı yazısını okuyup, bu konseptte yazmamı ve BKnın … Okumaya devam et Salgında Özlediklerim ve Minik

Dizili Şeyler: Modern Love

Amazon Prime dalgası herkes gibi bizi de ele geçirdi. Burak muhtemelen Prime Türkiye’ye açıldığı an abone oldu. Halihazırda Netflix ve Digiturk Play (bein demeye alışamadım) üyeliklerimiz de var. Halbuki eskisi gibi hunharca dizi izlemiyoruz. Hatta genelde bildiğimiz dizileri vakit öldürmek için izliyoruz gibi bir şey. O yüzden sağda solda hemen tomurcuklanan Prime dizilerinin yorumlarını okumaya girişmedim. Sadece kapak fotoğrafında Anne Hathaway olan Modern Love radarımdaydı. … Okumaya devam et Dizili Şeyler: Modern Love

‘Kelimeler ve Şeyler’ Notları

Bugün size çok sevdiğim bir programdan bahsetmeye geldim. Yine, bir kere daha sıcağı sıcağına! TRT2’nin Kelimeler ve Şeyler programına bayılıyorum. TRT2’nin Instagram hesabını bayadır takip ediyorum, programı ilk orada görmüştüm (Kınamayın evimde televizyon yok). Baştan aldım. İlk iki bölümü izledim. İzlerken öyle keyif aldım ve beslendim ki notlar aldım. İki bölüm için de bunları kendi blogumda paylaşmıştım hatta. Oradan hareketle alıp okuduğum kitaplar oldu. Hala … Okumaya devam et ‘Kelimeler ve Şeyler’ Notları

Filmli Şeyler: About Time

Uzun zamandır zamanda yolculukla ilgili materyal toplayasım vardı. Kitaplı filmli ne varsa elden geçiresim. Çok odaklanmış şekilde uygulayabildiğim söylenemez bunu ama bugün bir şekilde yolum bir zaman yolculuğu filmiyle kesişti.  Evet kabul ediyorum sizi bir sürü klişe bekliyor ama klişe, bir sebepten dolayı klişedir* Haklıdır. Su götürmezdir.  Zamanda geriye dönüp bazı şeyleri değiştirme fikri ne kadar cazip olursa olsun, karşımıza hep o durumda kaybedeceklerimiz çıkar. … Okumaya devam et Filmli Şeyler: About Time

Belki de En Güzeli Böyle*

Bu gece sana Ünsal Kaptan’ı anlatabilirdim. Sönük hayatımıza ışıl ışıl giren teknesini… Zaten buydu aradığımız, birkaç dakikalığına unutmak. Uzaklaşmak, bazı şeyler yokmuş gibi davranmak. Sonra değirmenler çıktı yolumuza, Değirmenler’i açtım,  birinci sınıftaki halimi düşündüm. Bazen işler göründüğünün tam tersidir ya. Öyle bir seneydi. Öyle bir seneydi ki foyası sonunda ortaya çıktı. Sonra değişti bazı şeyler, bazı şeylerse hiç değişmedi. Çok fark da etmedi. Eksen sapmasını … Okumaya devam et Belki de En Güzeli Böyle*

Belki benim kağıt param bir şekilde döne dolaşa🎼

Sevgili Tuğçe’ye özenip müzik yazasım gelmiş olabilir. Hatta muhtemelen geç bile kalınmış bir karardır, hayatımda o kadar yer kaplarken. Geçtiğimiz haftalarda bir ‘yeteeeeer’ hissiyle pandemi başından beri ilk kez izin alıp, UZAKLAŞTIM. Nereye gittiğimin çok bir önemi yoktu. Kafamı boşaltmak, normal habitatımın dışında olmak istiyordum. Yakın bir tatil yöresi seçtik. Çok da severiz yolculuğa çıkalım. Birkaç günlüğüne olmasıyla sahte hissettirse de sanki her şey geride … Okumaya devam et Belki benim kağıt param bir şekilde döne dolaşa🎼

Savrulan Adam Rises

Her şeyden uzaklaşmanın sihri… Merak ediyorum diğer tüm tanrılar Poseidon’un önünde diz çöktü mü, çünkü başka türlüsü mümkün görünmüyor. Hep içimizde olan ama rutinin etkisiyle orada olduğunu unuttuğumuz bir yanımız var, deniz ona sesleniyor. Unuttuğumuzu hatırlatıyor. Sanki topraktan değil, sudan gelmiş gibi. Zamanı burada durdurmak mümkün olsaydı bile onu ister miydik? İflah olmaz doyumsuzluğumuz ve sabırsızlığımız başını duvarlara vurmaz mıydı? Razı olur muyduk zamanın tutsağı … Okumaya devam et Savrulan Adam Rises