Hayat Müzikali

Hayatımız, müziğin ve müziği oluşturan ögelerin yansıması aslında; bazen seviniyor bazen üzülüyoruz. Bu iniş çıkışlar, hüzünler sevinçler; kısacası zıtlıklar hayatın tadı tuzu. Yaşamımızdaki kişiler nota, biz ise sol anahtarıyız. Nota çizgileri önemsediklerimiz; yani doğrularımız, yanlışlarımız diyelim. Eser, diğer bir bakış açısıyla hayat; sol anahtarıyla yani bizimle başlıyor, zamanla notalar, çizgileri olan yerlere yani önem verdiğimiz bölümlere yerleşip eserdeki nota değerlerine, diğer türlü de yaşamımızdaki yerlerine … Okumaya devam et Hayat Müzikali

İyi ki Geldin, Ne İyi Geldin Yeni Yaşım

27 yıldır dünyadayım. Bir 27 yıl daha geçse yine idrak edemediğim yahut ancak idrak ettiğim birçok şey olacak, biliyorum. Yeni yeni idrak ettiğim çok şey var. Keşfettiğim demiyorum, çünkü ben kelimenin tam anlamıyla idrak ettiğimi hissediyorum. Yeni bir yaş alıyorum bugünlerde. Evet evet alıyorum, böyle demek hoşuma gidiyor. Bu yeni yaş bana daha derin düşünceler veriyor. Bilmediğim duygularla tanışıyorum ve şaşırıyorum; insan için yeni şeyler … Okumaya devam et İyi ki Geldin, Ne İyi Geldin Yeni Yaşım

Eylül Mutlusu

Serin bir rüzgâr önce ayaklarıma sonra omzuma değiyor, yavaşça dönüp nevresim için yanımda uyuyan sıcaklıkla itişmeye başlıyorum. Nevresimin bir ucunu kurtardım mı tamam, sokulup ısınabilirim. Ancak uyku bünyemden bir kez ayrılınca rahat duramıyorum. Azıcık ısınıp usulca yataktan süzülüyorum. Çekmecemden komik renkli bir çorap bulayım, şu hırkayı da omzuma takayım, artık hazırım! Mırıl mırıl ayağıma takılan Viz’i yakalayıp zorla burnundan öpüyorum ve aheste revan mutfağa varıyorum. … Okumaya devam et Eylül Mutlusu

Son Birkaç Haftadır

Son birkaç haftaya kadar hep bildiğim tatlarda yaşamışım hayatı. Her şeyi kategorize etmeyi sevdiğimden hisleri de renklere ayırmışım sanki, huzurun rengi, neşenin, dinamizmin, hatta biliyor musunuz acının bile… Biri çıkıp da “Her şeyi renklere ayırıp uygun renkleri bir arada tutarak yaşanacağını sanıyorsan yanılıyorsun.” dememiş. Esasen gardıroba tişörtlerimizi kategorilemeye de benzemiyor. Bunca acı yaşadığımda öğrendiğim çok şey oldu elbet ama şu an bahsini açacağım, her acının bambaşka … Okumaya devam et Son Birkaç Haftadır

Hayal kırıklıklarımın suyu çıktı. Birleşip kazan kaldırmaya falan başladılar. Yakında saltanatım son bulabilir, sürülebilirim diyarımdan. Bir kere de eski günleri özlemesek, diyorum. Hoş, var özlemediğim bazıları da. Ama hiçbir şey iyiye gitmiyor. İnsana en çok, güvenip kendini açtığı kişinin hayal ürünü olması koyuyor. Kendini tamamen bırakabileceğin insan bir ütopya. Öyle biri yok. Artık her yol tek bir yere çıkıyor ve o yeri sevmiyorum. Suçu birilerine … Okumaya devam et

Şehir

Betonarme, keşmekeş şehir fotoğraflarının sunduklarını tercih ediyorum. Kimsenin olmadığı ıssız doğa fotoğraflarında, yaşamın her anını kaplayan dinamizmi, heyecanı bulamıyorum. İçinde insanın olmadığı yer cazip gelmiyor. Nerede insanlar var, vızır vızır kalabalık, trafik gürültüsü, gün koşturmacası var; orası heyecan verici, orası yakın. Orası neşeli, orası tercih edilir… Ve yine orası acılı, sancılı ve daha çetrefilli. Kendimi kalabalığın içinde dinleyebiliyorum en çok. Başka başka insanların, başka başka … Okumaya devam et Şehir

Trafiğe Çıkarken

Yirmi beş yaşında ehliyet alabildim. Aslında “Neden bu kadar geç aldın?” diye sorabilirsiniz. Çünkü araba korkum vardı. Arabayla ilgili herhangi bir travmatik olay yaşamadım. Ama araba süremem, diye korkum her zaman oldu. Bazen de fazla detaylı düşünüp bir cana zarar verme korkusu da baskın geliyordu. Daha sonrasında araba alabildim. Trafiğe çıkmaya başlarken birçok şeyin farkına vardım. Ülkemizde özellikle de büyükşehirde yaşıyorsanız araba sürerken özellikle trafiğin … Okumaya devam et Trafiğe Çıkarken

En İyi Fırsat

Aslında bu sayıyı es geçebilecek nedenler bulabilirdim kendime, sevgili okur. İnsan her zaman kendini haklı ya da haksız, suçlu ya da suçsuz, yeterli ya da yetersiz bulabilecek kadar nedene sahiptir bence. Nereden baktığınla yakından alakalı kendini nasıl bulduğun. Mesela bana sorsan, şu ara kendime Fizan kadar uzaktan bakmayı isterdim. Oradan nasıl göründüğümü öğrendiğimde belki yolum daha belirginleşirdi. Ya da hiç yolumun olmaması, bilemiyorum. Hayatı anlayacak … Okumaya devam et En İyi Fırsat

Duvarlar, sesler ve saire – Monotonluk

Dünyanın en gereksiz parçasına dönüşüyorum sokaktan arabalar geçtikçe, köşeyi dönen fren sesleri sokakta yankılandıkça… Uzaklardan duyulan kahkahalar odanın içini kapladıkça, odanın demirbaşı haline gelmiş keder duvarları zorladıkça… Artık canımın bile acımadığını fark ettikçe… Bir karadeliğe kapılmış gibiyim. Düşüyor muyum yoksa savruluyor muyum?  İstesem durabilir miyim, boşlukta asılı kalabilir miyim? Herkesin yapılacak işleri var. Benimse yapılacak işler listem. Upuzun. Önce yazıyorum tek tek, bir süre listeyi … Okumaya devam et Duvarlar, sesler ve saire – Monotonluk

Leylaklardan Birinin Gölgesi

Leylaktan yana şansım var. Lisemin bahçesinde de yan yana açardı leylaklar, toplar toplar bitiremezdik. Şimdi yaşadığım mahallede de öyle. Mutlu bir renk, ballı bir koku. Gördüğüm yerde rengiyle, kokladığım zamanda kokusuyla neşeliyim. Öyle de olsun zaten.  Hüzünlü biri sayılmam esasen, gözlerimde buğu yoktur. Çoğu kez yüzüm güler sanki içimde şakıyan bir kuş vardır. Ne iyidir ne kötüdür bilemem, ancak taşıveren neşemi severim. Bu neşe muzır … Okumaya devam et Leylaklardan Birinin Gölgesi

Satılık Fikirler Dünyası

Söylenen her şeyin doğru olduğuna inandığımız bir yaş dilimi vardı hani. Sorgulama ihtiyacı hissetmediğimiz, daha doğrusu insanların niye yalan yanlış konuştuğunu/yaşadığını anlamadığımız bir zaman dilimi… Şimdi o günleri özlüyor muyuz? Konumuz biraz bu durumun ortadan kalkmasıyla ortaya çıkan şüphecilik. Bir şeylerin gerçekliğini sorguladığımız zaman şüphe kaçınılmaz olarak gelecektir. Fakat bir yerden sonra insan bu durumun ilk durumdan daha korkunç olduğunu fark ediyor. Neden mi? Çünkü … Okumaya devam et Satılık Fikirler Dünyası

Yaşamın Tek “Rengi” Yok: Siyahlara Yönelik Irkçı Saldırılar

Geçtiğimiz günlerde Ohio eyaletinde 16 yaşında bir genç kız, Makiyah Bryant, polisin “uyarmadan” 4 el ateş etmesi sonucu katledildi! Geçtiğimiz sene de George Floyd’un polis şiddeti ile katledilmesi sonucu hayatını kaybetmiş ve bu olay yalnızca Amerika’da değil, dünya genelinde büyük bir yankı uyandırmıştı. Nefes alamadığını söyleyen 46 yaşındaki adamın cümlesi sloganlaşmış ve pankartlar üzerinde “I can’t breathe” sloganları ile vurgulanmıştı. Gün geçmiyor ki Amerika Birleşik … Okumaya devam et Yaşamın Tek “Rengi” Yok: Siyahlara Yönelik Irkçı Saldırılar

Tahammül

“Seviyorum” diyor, “Ben de böyle seviyorum, n’apayım?” Düşününce hak verir gibi oluyorum, insanlar da sevmekler de çeşit çeşit neticede. Konuşurken gözümün ta içine bakıyor. Nasıl da kendinden emin durmaya çalışıyor, şaşkınım. “Tamam belki benim sevdiğim kadar sevmiyor ama benim sevgim yeter!” diyor bu kez de. Böyle uç uca ekliyor cümlelerini, iki cümlenin arasına giremiyorum, gerçi girmek de istemiyorum. Öyle bir konuşma ki, ana fikri mütemadiyen … Okumaya devam et Tahammül

Hafif Bi’ Yazı

Artık albümlerin rafa kalktığı bir çağdayız malum. Spotify, Youtube gibi birçok platforma ister istemez dahil olduk ve çoğunlukla karmakarışık listelerimizi dinliyoruz. Tabi hal böyle olunca Kurşuni Renkler çaldıktan sonra birden Zilli De Maşa Darbuka çalmaya başlayabiliyor. Yani en azından benim listelerim böyle. Fakat ben bazen albümleri çok özlüyorum ve bu özlemi evdeki kaset çalarımla gidiyorum. Arada bilmediğim bazı şarkıları da öğreniveriyorum hatta. Bugün de döne … Okumaya devam et Hafif Bi’ Yazı

Ağrıyı Yakalamak

Sizce sırt ağrısının sebebi duruş bozukluğu mudur? Tatlı tatlı süzülerek pencerenin aralığından sıcak vücuda çarpıveren esinti midir? Ters bir hareket yapmak, kanepede uyuyakalmak? Bir pembe terlikli ayaklarıma bakıyorum bir ocağın üstündeki çaydanlığa, bir de bunları düşünüyorum işte. Önce kürek kemiklerimi olabildiğince yaklaştırıyorum, bir aşağı bir yukarı oynatıyorum kaslarımı. Ağrı tutulabilecek olsa bir ucundan yakalardım, eminim. Bir elime süngeri bir elime demliği alıyorum. Önce dışını, sonra … Okumaya devam et Ağrıyı Yakalamak

“Mercimek Ayıklamayı Seçen” İşçi ve Emekçiler İçin Bir Yazı

“İnsanlar senin kim olduğunu düşünürse düşünsün, senin için ne derlerse desinler, sen her kimsen; o’sun!” Merhaba sevgili okur, güzel bir alıntı ile başlamak istedim, bol bol alıntı bulacaksın bu yazıda. Ve tabii ki, 1 Mayıs kutlu olsun!  Bahar, tüm canlıları olduğu gibi biz insanları da fizyolojik bir uyanışa geçirmiş olacak, serotonin, dopamin kış uykusundan uyandırdı, içimiz karantinanın tüm kasvetine rağmen neşe ile kaplı, iyi ki … Okumaya devam et “Mercimek Ayıklamayı Seçen” İşçi ve Emekçiler İçin Bir Yazı

Boş Vermişim Dünyaya

Temmuz, ağustos, eylül, her mevsimde durma gül, hayat inan çok kısa, belki çıkmayız yaza. Şarkıyı bilenler baharı kucaklar gibi okumuştur sözlerini. Ben de yazıya başlarken öyle bir hisle başladım. Güneşin ısıtırken rüzgarın tatlı tatlı okşadığı günlerdeyiz. Ve en sevdiğim mevsim geldi; bahar. ️Kışın o gri, hoyrat günlerini geride bırakıp kombiyi kapatıp, balkon kapılarını açabilmenin saadetini yaşıyorum. Bu hislerimi bahar insanları çok çok iyi anlayacaktır. Bahar … Okumaya devam et Boş Vermişim Dünyaya

Kişisel Gelişime Bakış

Kişisel gelişim denilince aklımıza genelde günümüzde oluşturulan ifade gelir. Nedir bu ifade? Yani ne olursa olsun ‘Sen çok güçlüsün, başına birçok şey gelmiş olabilir ama bunları bir kenara bırak hayatını yaşa.’ gibi sözler çok çıkar oldu karşımıza. İlk başta bu sözler bize iyi geliyor gibi olabilir. Ama kendimizi hala çok güçlü ya da aşırı iyi hissetmediğimizde kötü hissetmeye başlıyoruz. Hatta çoğumuz kişisel gelişimin psikolojiyle bağlantısı … Okumaya devam et Kişisel Gelişime Bakış

Pazar ve Kek

Gözümü ekrandan ayırıp karşıdaki pencereye bakıyorum, güneş batıyor. İçimi o tanıdıkhuzursuzluk yokluyor. Kollarımı kaldırıp kavuşturuyorum, esnetiyorum kendimi sağa sola amane çare. Devam edemeyeceğim, anladım. Ekranı, kapat komutu olmadan indiriveriyorum.Kabullenişimi de alıp mutfağa yöneliyorum. İki yumurtayı kırıp göz kararı şeker ekliyorum. Kakao yokmuş evde, olsun, gelir. Minik birtencereye biraz süt, bir kaşık tereyağı, tereyağı eriyince de bolca çikolata… Kapıya yürürkeniçeri sesleniyorum: “Bir animasyon film bul olur … Okumaya devam et Pazar ve Kek