Friends: The Reunion

Hepimizin sabırsızlıkla beklediği o an geldi ve nihayet 27 Mayıs’ta Friends: The Reunion gösterime girdi. Ben tabii ki ilk günden izleyemedim bkz. yeni annelik durumları artı çalışmakta olduğum bir sınav. Ama çok geçmeden yetiştim. Ve hemen ardından, bu yazıya bile girişmeden bir arkadaşla (Ezgi) kritiği bile yapıldı çünkü kritikleri severiz.

Sanırım bahsetmemiz gereken ilk nokta, artık karınca sürüsü gibi çoğalmış halleriyle hiçbir üyelikli platformun bu yapımın haklarını almamış olması ve bizim hdfilmcehennemi gibi bir siteden izlemiş olmamız. I mean, come on!

Gönül isterdi ki size neden altı oyuncunun da hepsine aynı plastikçi tarafından aynı noktalardan botoks yapılmış, aynı çizgileri gerdirilmiş gibi göründüğünü konuşalım ama bunlar alanımıza girmiyor. Ama yine de, haksız mıyım? Bunu düşünen bir tek ben olamam. Bir de şu an hepsinin bembeyaz makyajlarını düşününce aklıma Twilight serisinin tanrı ve tanrıça vampirleri geldi, komik. Neyse, ciddileşelim, şurada film değerlendirmesi yapıyoruz.

Hoş, film de değil ki bu.

O kadar alaycı girdim ki aslında beğendiğimi söylediğimde inanmayacaksınız. Yani, keyif aldım, diyelim.

Bir reuniondan bahsedildiğinde ben bildiğin kurgu bekliyordum ama sanırım bu yaptıkları reunion kelimesinin daha doğru karşılığı olmuş. Film olsaydı kesin hayal kırıklığı olurdu, beklentilerimizi karşılamazdı ve gömer dururduk. Belki de ondan o topa girmediler. Hangi sequel beklentiyi karşılamış ki şimdiye kadar?

Sanırım buradan sonrası spoilera giriyor. Ona göre gelin.

Bence kostüm defilesi tatlıydı. Defilenin en sempatik isminin Justin Bieber oluşu şaşırtıcıydı ve Rachel’ın nedime kıyafetinin hiçbir detay atlanmadan anılmasına bayıldığımı söylemek zorundayım. Konukların isimlerini önceden görmüş olmama rağmen Lady Gaga’yı atlamışım, çok isabetli bir noktadan olaya dahil olmuş, sevdim. Ama en eğlenceli konuk anı bence Kit Harington’ın dizideki favori sahnesini anlatmasıyla gerçekleşti. İzlerken o kadar gülmediğim o kısımda artık daha çok eğleniyorum. Şartlanmaya gel.

Bittiğinde kritik ederken konuşmak istediğim ilk şey David ve Jennifer’ın (Ross ve Rachel) o dönemde birbirlerine gerçekten aşık olduklarını ama bir türlü bir araya gelemediklerini, duyguları karşılıklı olsa da ikisi açısından da bunun platonik kaldığını anlattıkları kısımdı ve bunu yemediğim. Reunion’da ortaya dökülen sırlarla ilgili benim ne hissettiğim kimin umurunda tabii ama işte her horoz biliyorsunuz… Yapımcılar casting sürecini anlatırken biraz daha saygı duydum ama. O zaman anlıyorsunuz. Sizin 20 dakika içinde izleyip bitirdiğiniz bir bölüm için ne kadar emek verildiği bir yana; burada on sezonluk bir diziden bahsediyoruz. Ve ilk bölümü her zaman biraz vasat bulmuş olsam da hemen ardından dizinin nasıl açıldığını ve akıp gittiğini; hiçbir şeyin gözüme batmadığını düşündüğümde saygım tavan yapıyor. Castingle ilgili en hoşuma giden detay, yapımcıların Rachel’ı oynaması için kimi seçecekleri konusunda yaşadıkları sıkıntı ve bu konudaki açıklamaları. Böyle bencil ve kendine düşkün bir karakter, seyirciyi itebilirdi ama Jenn, Rachel gibi bir karakteri sempatik hale getirdi, minvalinde bir şeyler söylediler ve dinleyince ‘Heeee’ diyorsunuz. (Heeee, an itibariyle uydurduğum aydınlanma yansıması). Daha haklı olabilirler miydi acaba? (Fanlar çoktan anladı).

Şöyle bir düşününce favori karakterimin Phoebe olduğuna karar veriyorum. Bunu Reunion’ı izlemek de pekiştirdi. Diziden sahneleri masa okumasında yeniden canlandırdıkları kısımlardan en en en eğlencelisi tabii ki Phoebe’nin Monica ve Chandler’ı öğrendiği andı: My eyes, my eyes!!!!! Ne dizi ama!

Reunion’dan sonra diziye yeniden başladım. Allah bilir kaçıncı turu atıyorum. Özellikle de bebişi beslerken, eğer meleğim göz teması istemiyorsa, daha önce izlediğim çerez dizilerden izlemeyi tercih ediyorum. Friends de o minvalde. Tüm zamanlarımın en iyi dizileri listesinde de ikinci sırada. İlki ne mi? Önce tahminleri yorumlarda alabilirim.

Öyle bir yazı oldu ki, bazen bazı gazetelerde denk gelip de, bunun da mı köşesi var, bu da mı yazar yani şimdi, dediğim magazinci içerikçilere benzettim kendimi o yüzden bilmiyorum bu formata devam eder miyiz ama burası ilk kelimeden son kelimeye eğlence. Friends sonuçta. O değil de, Central Perk kupasını kesin alıyorum.

Sonraki yazıda görüşürüz. Umarım.

Betül

unbetul@gmail.com

Instagram: @istanbluette

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s