Kaptanın Seyir Defteri: Nerede Kalmıştık?

O kadar olmuş ki yazamayalı, ama tarihlere bakınca da sebebini öyle iyi anlıyorum ki. Son aylarda Burak’ın iş nedeniyle çok fazla seyahat etmesi ve benim Ömer’le bolca yalnız vakit geçirmem bununla çok ilişkili görünüyor. Aramıza yeni katılanlar için kısa özet: Oğlumuz 17 aylık. Ona hamileyken düşündük, taşındık; bebeğe benim bakmam konusunda hemfikir olduk (Yani gündüz). Böyle yazınca ne kadar aklıselim geliyor kulağa, değil mi? Gerçekte … Okumaya devam et Kaptanın Seyir Defteri: Nerede Kalmıştık?

Şehrin Altında Bir Antik Kent

Tekirdağ’ın Marmaraereğlisi ilçesindeydim. Buraya, buralı herkesin bildiği fakat kimsenin birbirine itiraf edemediği bir gerçeğin peşini sürmeye gelmiştim. Tüm ilçede inşaatların altından antik kalıntılar çıkıyor; ya sit alanı olduğu ortaya çıkmasın diye üzerine betonu döküp kimseye çaktırmadan devam ediyorlar, ya da onlara zarar vermek istemiyorlarsa derin temeller olmadan güvenli olmayan binalar inşa ediyorlardı. Nereden bakarsanız bakın, bu cinayet. Biri yalnızca tarihi katlederken; diğeri hem tarihe, hem … Okumaya devam et Şehrin Altında Bir Antik Kent

Zor Zamanlar

Son zamanlarda bazı arkadaşlarımdan, “Artık eskisi kadar şiir okumuyorsun, aslında çok güzel genç şairler var, biraz takip etsene, hem düşük olan yaşam enerjin biraz yükselir” gibi tepkiler alıyorum. Bu yorumlara ve arkasından gelen sorulara cevabım hep aynı, “elimde değil…”. Neden böyle bir şey insanın elinde olmasın ki, on yıldır yaptığın gibi biraz şiirin başına otur, sevdiğin şairlerin en sevdiğin şiirlerini karıştır hiç olmazsa?” sorusu da … Okumaya devam et Zor Zamanlar

Yas

Canım Viz’e, İlk görüşte vurulduk sana, girip kazaklarımın arasına oturduğunda. Endamlıydın, turuncuydun, sıcacık bakan yeşil gözlerin vardı. Canım benim. Nereden bulurdun o kadar sıcakkanlılığı? Onca yıldan sonra bile hâlâ akıl sır erdiremedik. Sana bakınca kalbi erimeyen kimseyi tanımadım. Sonra, o yarı aptal, yarı muzır tavırların. Sana söylediklerimin hemen hepsini anlardın ama hepsini dikkate almazdın, bilirdik. Sevildiğini bilmenin o güzel rahatlığı vardı hep üzerinde. Dünya patilerinin … Okumaya devam et Yas

Çıkarımlar 2 – Delilik

Delirmek akıllı olmaktan daha zor. Akıllı olsan en azından bazı kriterlerin, standartların ve form davranış biçimlerin olmak zorunda. Olamıyorsa da bir şekilde taklit mekanizmaları geliştirmen gerekir. Çünkü akıl tutarlılığı zorunlu olarak yanında getirir. Ayrıca öngörülebilir olmalısın. Mantık çerçevesinde olması gerekiyor tüm davranışlarının. Mantığa uygun olan akıllıca oluyor. Oysa deli olmak öyle mi? Düşünsenize, hiçbir kural, sınır yok! Sürekli bir şeyler yapacaksın ve kesinlikle akıllıca olmayacak. … Okumaya devam et Çıkarımlar 2 – Delilik

Çıkarımlar 1 – İnsanları Anlamak

İnsan kendisi giden olunca dönüp arkasına bakmaz ya, tam da öyle bir şeyden bahsetmek istiyorum. Kalan olmamak için vaktinden önce gidenler var. Hakikaten var. Bu davranış biçimini nasıl tanımlarım bilemiyorum. Bir çeşit paranoya mı demeli? Geride kalma korkusuna feda edilmiş bir çeşit her şey yolundalık mı? Her şey yolundayken nasıl ipin üstünde yürür gibi dikkatlisindir, narin ve korkak adımlarsın ya her an bir şeylerin bozulmasından … Okumaya devam et Çıkarımlar 1 – İnsanları Anlamak

Canı Sıkkın

“Amaan, olduğu kadar be!” dedim. Üstüne yarı histerik bir kıkırdama bıraktım. Paçalarımı uçuştura uçuştura çıktım. Sıcak bir haziran günüydü, içimde iri bir parça canından bezmişlik, iki çorba kaşığı sıkışmışlık, bir tutam kendi suçunu da bilme, tadını verecek kadar alınmışlık vardı. Hepsi birlikte üstlerini geçecek kadar huzursuzluğun içinde kaynıyordu. Bitmeye yanaşan şeyleri nasıl uğurlarsınız? Ben duygulu da biriyimdir aslında, ama, ne bileyim. Öyle içimde bir kayıtsızlık … Okumaya devam et Canı Sıkkın

YAĞMUR ZAMANLARI

Gökyüzü de bazen ağlar. Taşıyamaz artık bazı yükleri. Atmak ister, içinden sökülüp atılmasını ister kötü şeylerin. Belki de o yüzdendir yağmurdan önce gökyüzünün kasvetli hale gelmesi. Bize içindekilerini göstermeye çalışıyordur. Her insanın yağmur zamanı vardır. Artık içinde duramayacağını anlamaya başlarsın. Bir yerlerde mutlaka çıkmaya başlayacaktır. Hatta bazen öyle denk gelir ki bulutlarla aynı duruma sahipsindir. O sırada dışarıdasındır. ‘Sen de mi?’ diye bağırasım gelir o … Okumaya devam et YAĞMUR ZAMANLARI

Zeus’un Baltasının Vurduğu Kent

Labranda ya da Labraunda’dan selamlar. Bir antik kent düşleyin şimdi. Etrafı taş ocağı sahiplerinin daha da zenginleşmesi için canını hiçe sayan kamyon şoförleri ile dolu olsun. Bir antik kent düşleyin, yollarının bozukluğu yüzünden bir binek araç oraya ulaşamasın. Bir antik kent düşünün terkedilmiş durumda olsun fakat konumu dolayısıyla kimsenin definecilik bile yapmaya gücü olmasın. Bu örnekleri çoğaltabilirim, fakat bir gerçeği değiştiremem. Daha önce hiç böyle … Okumaya devam et Zeus’un Baltasının Vurduğu Kent

Kestiğimiz Ahkamlar

Oturdum bin ahkam kestim. Çünkü yazar olmak bunu gerektirir. Yazar olmaya çalışmak da yazarlara öykünmeyi. Dolayısıyla yazar olmaya çalışan bir yazma meraklısı olarak yazarmış gibi davranmamı izah etmekte zorlanmam. Neyse. Ne diyordum. Yazarlar, evet, sürekli ahkam kesiyorlar. Son zamanlar okuduğum kitaplardan anladığım bu. Süreç şöyle işliyor: Bir konu bul, ortaya bir iddia at, çerçevesini oluştur. Üzerine birkaç cümle kurarak yapabilirsin bunu. Aman dikkat cümlelerin “kesin … Okumaya devam et Kestiğimiz Ahkamlar

Spoiler İçeren Film Tanıtımları 4 – Rüya

Sevgili seyirciler, bu yazıyı Türk sinemasının bir başka filmi için kaleme alıyorum. Seriye epeydir eklemeyi düşündüğüm bir filmden bahsedeceğim size. İzlediğim günden beri belki 2 yılı geçkin zamandır bu film hakkında yazmak istiyorum. Zira kimse izlememiş olduğu için çeşitli sanatsal sohbetlerde girişimde bulunup film hakkında konuşacak birilerine bulamamış olmanın hayal kırıklığıyla yaşıyorum epeydir. Zaten artık pes de ettim. Neyse burası da gayet uygun bir platform … Okumaya devam et Spoiler İçeren Film Tanıtımları 4 – Rüya

Bad coffees vs. blooming flowers- which one is your direction towards?

Some days are like the coffee you keep drinking despite the bad taste. Some days are like flowers that you see blooming…And, always remember: you will have lousy coffee and blooming flowers. We call it LIFE. As said, life is a roller coaster. It does not have any routine. There are always a lot of lows and highs. When you take the ride on a … Okumaya devam et Bad coffees vs. blooming flowers- which one is your direction towards?

Ana Tanrıça Adına İnşa Edilen Şarap Kenti

Aydın’daki ailemin yanından ayrılıp İzmir’deki bir arkadaşımın yanına gideceğim bir gündü. Sıcaklık 40 derecenin üzerinde olacak ki, yanıma yedek tişört almıştım. Bu konunun nereye varacağını düşünüyor olabilirsiniz. Açıkçası ben de bilmiyorum. O zaman haydi İzmir Torbalı’daki Metropolis Antik Kenti’ne gidelim. Yıllardır geçtiğim Aydın-İzmir otobanında yeni yeni yerleştirilmeye başlayan “Metropolis” yazan kahverengi tabelaları fark ediyorum. Tabii ki direksiyonumu oraya kırıyorum. Ören yerine yaklaşırken uzaklarda dağa doğru … Okumaya devam et Ana Tanrıça Adına İnşa Edilen Şarap Kenti

İyi Bayramlar

Hadi, saat yedi buçuk olmuş bile. Toparlandık çıktık desek yarım saat. İki buçuk saat de yol desen… 10.30 güzel bir pazar kahvaltısı saatidir ancak bir bayram sabahı için geç kalır. Bir an önce çıkalım! Ankara ile Eskişehir arası hızlı trenle bir buçuk saat çeker. Otobüse binsen üç buçuk. Arabanla gidersen çıkış noktana göre bin çeşit süre uydurulur elbet. Yalnız tam burada sormam gereken sorular var. … Okumaya devam et İyi Bayramlar

Kırgınlıklar

Arşivim yarım yamalak yazılarla dolu. Hisler düşüncelere dökülürken biraz cimri mi davranıyor kelimeler? Belki de. En çok neyi yazamamışım biliyor musunuz? Kırgınlıklarımı. Bazen güne, göğe, bazen insanlara, dostlara. Hep bir parçam kırılmış, ufalmışım. Kırılmanın sürecini iyi öğrendim. Mesele önce kırıldığım yerden kesiyorum sağı solu. Neye dokunsam yaralar açıyorum dört bir yanımda. En başta da kendimde. Sonra yavaş yavaş keskin yerlerim törpüleniyor. Oval bir biçim alıyor. … Okumaya devam et Kırgınlıklar

Kaptanın Seyir Defteri: Bebek Uykusu

Bu seriye başlarken aslında yazacağım bu kadar şey olduğunun farkında değildim. Bebek uykusu da diğer bebek şeyleri gibi çetrefilli. Ben en çok bu konuda zorlanıyorum, yani evet dişten yakınıyorum son zamanlarda ama diş de uykuyu bozuyor, uyku diş derdi yokken de bozuluyor. Uyku büyüktür diş. Bundan daha fazla su çıkmaz. Bebeğin bakımı, gelişiminin takibi, ebeveynlik vs. konularına dair kitaplar alırken çok abartmamaya özen gösterdim. Sosyal … Okumaya devam et Kaptanın Seyir Defteri: Bebek Uykusu

Kopup Gidişler

Bahar depresyonu dediler ama değil. Başka bir şey içimdeki. Kopan fırtınaların sesini kimse duymuyor. Kalbimden dökülen parçaları kimse görmüyor. İçimdeki yangın sönmek bilmiyor. Arkana bakmadan gitmek istemenin ne demek olduğunu şimdi anladım. Yağan yağmurlar anlamlandı gözümde. İçimdeki frekansla yağmurun frekansı tutunca nasıl hissedildiğini anladım. Ama bir yandan da her şeyin bir anda hiç olabileceğini fark ettim. Uçlarda yaşıyorum. Bir hüznün, bir kaybedişin en ucundayım. Evet … Okumaya devam et Kopup Gidişler

Bu Yazarın Yazıları Bir Süre Annelik Hakkında Olacaktır.

Merhaba sevgili okur, Aylardır yoktum, aylardır yazamamış ya da daha doğrusu yazmamıştım. İçimden gelmemişti. İçimden gelmeyen bir şeyi yapmayı tercih etmem pek. Çalakalem ve samimiyetsiz olur aksi. Neyse girizgahı çok uzatmak istemiyorum.  Hep içim içim, diyorum ya hani, aylar boyunca içimde bir sevinç vardı. Evet, sevinç vardı diye tanımlamayı sevdim. İçimde hem gerçekten hem mecazen bir dünya vardı aylar boyunca. Biliyor musun sevgili okur ben … Okumaya devam et Bu Yazarın Yazıları Bir Süre Annelik Hakkında Olacaktır.

Kaptanın Seyir Defteri: Tek Çocuk Hiç Çocuk?

Aklımda ‘Oğlum 1 yaşına bastı millet!’ temalı bir şeyler vardı ama bugün yaşadığım bazı şeyler dolayısıyla düşündüklerim öne geçti. Uzak-yakın, tanıdık-tanımadık, evde-yolda-sokakta Ömer’le bizi gören herkes “Fazla büyümeden ikinciyi de yapıverin,” diyor. İnsanlar hadsiz, ben agresif; neyse devam edelim. Genel kanı, birden fazla çocuğu beraber büyütmenin iyi olduğu yönünde. Bence bu da komple delilik ama önce delilik olan, birden fazla çocuk düşüncesi. Benim için. Çünkü; … Okumaya devam et Kaptanın Seyir Defteri: Tek Çocuk Hiç Çocuk?

Beyaz Duman

Bacadan gökyüzüne yayılan beyaz duman çok değil, en fazla 5-6 metre sonra gökyüzüne karışmış oluyor. Beyaz kar bulutları arasında gözden kayboluyor. İlginç bir hava var. İç karartıcı dedikleri cinsten, oldukça kapalı, ama soğuk da sayılmaz. Mesela kediler bile sokakta sakin sakin yürüyor. Bir tek insanlar her zaman telaşlı. Kar yağacakmış. Öyle bir laf dolaşıyor etrafta. Kapıdan içeri adımını atan havadan bahsediyor. Bu sene çok kar … Okumaya devam et Beyaz Duman