Sabah Kuşağı Haberleri

Günaydın haberlerini hiç izlemem, siz de izlemeyin. İnsanın gününü bu kadar karartan başka bir yayın kuşağı var mıdır bilmem! Dünden kalma (bayat diyeceğim ayıplamayacaksanız) polisiye, aksiyon, dram haberlerini fırından taze çıkmış gibi yayına sürerler. “Dün kaçırdıysanız bugün ağlayın” alt metniyle. Cinayetler, trafik kazaları, iş kazaları, hatta patlamalar… Gırla üzücü şey. Biraz daha sabrederseniz akşam kuşağına kadar bekletilemeyecek kadar basit (kime göre neye göre) haberleri de … Okumaya devam et Sabah Kuşağı Haberleri

Bilinmez Yıllık Emir

Birbirleriyle aynı yörüngede, taşmadan sapmadan izledikleri yola dünya yılı olarak bir sene daha ekleniyor. Güneş ve Ay… Güneş bir kere bile Ay’a, sen ışığını kimden aldığını sanıyorsun, demedi. Ay bir kere bile Güneş’i mahcup etmedi görevini var gücüyle devam ettirirken. Yine bir akşam, Ay çıkmış, ben bir Güneş kadar olmasam da, örterim karanlığınızı, diyor. Bakın ondan aldığım ışığı tutuyorum yollarınıza, Dünyadan birisi için, yol karanlık. … Okumaya devam et Bilinmez Yıllık Emir

Adana 1

Tatilleriniz kaça ayrılır? Bizimkileri tastamam sınıflandıramam ama birkaç örnek verebilirim: aile saadeti, deniz kenarına serilmeli, keşif… Adana – Antakya’ya yaptığımız gezi keşif kapsamındaydı. Keşif gezisi mahiyeti gereği, şehrin hakkını vermek üstüne değil, şehirde ilgimizi çeken her şeye dokunmak üstüneydi. Yani demem o ki bu bir tavsiye yazısı değildir, olsa olsa gezdiğimi gördüğümü unutmayayım yazısıdır. Antakya’yı da sıradaki sayıya bırakıyoruz. Okumaya devam et Adana 1

Ne Bir Adım İleri, Ne de Geri

Ekim ayının kaçı olduğunu bilmediğim bir gün saat sabah 06:00’ı gösteriyorken uyandım. Uyandıktan sonra kaldığım odanın balkonuna çıktığımda gördüğüm manzara aklımı oynatacak kadar harikaydı. “Bir insan her gün bu manzaraya uyanmak varken neden başka yerde uyur ki?” diye düşünüyor, huzurlu olmam gereken bir anda üzülüyordum. Bu cümleleri bir gezginin yanında kursanız ve nerede olduğunuzu tahmin etmesini isteseniz iki bilemediniz üç seferde bu anlatılan yerin Kaş … Okumaya devam et Ne Bir Adım İleri, Ne de Geri

Pandemi Yılı Patara Yılı

2020 yılı Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanı tarafından “Patara Yılı” ilan edilmişti. Pandemi patlamış olmasa, belki de Patara’daki çalışmalar daha hızlı ilerleyecek ve başka bir Patara anlatabilecektim sizlere. Ertelenen kazılar ve ören yerlerinin uzunca bir süre kapalı kalmasının ardından Patara Yılı sanki hiç yaşanmamışçasına bitmişti. İşte böyle şansız bir kentti Patara. Caretta-Caretta’ları ile ünlü Kalkan ilçesinde muhteşem bir sahili var Patara’nın. Patara plajı da her göreni etkiliyor. … Okumaya devam et Pandemi Yılı Patara Yılı

Uzun Zaman Oldu

“Acımasızca geçip giden zamandan geriye kalan tek şey yalnızlıklarımız.” “Nereye böyle selamsız sabahsız, ne kadar uzun zaman oldu görüşmeyeli?” Merhaba okur. Cevap bende değil. Epey zamandır, o herkesin çokça arkasına sığınmaktan haz duyduğu “Hayatın koşuşturması içinde” kendimizi kaybetmişiz. Ne suyun akışında, ne saatin yelkovanında, ne güneşin batışında, ne küçük bir çocuğun an be an büyümesinde, ne dolaptaki sebzelerin unutulup küflenmesinde kendimizi bulamamışız. “Bizim kendimizi bulduğumuz … Okumaya devam et Uzun Zaman Oldu

Aymayan Gün Hikayesi

Otobüslerde, otobanlarda, toplu taşımalarda, hele o trenin sabah raylarında, gün sökmeden, gün olanca gümbürtüsünü kusmadan dünyaya… Tüm gücünü toparlayıp koyulduğun yollarda birkaç adım sonra pes edesin gelir. Pes edince müsabaka bitmiyor, yalan. Tekrar güç toplayıp ayağa kalkana kadar yerde amansız yatıyorsun. Kimse tutup kaldırmıyor, yalan, tribünlerdekiler sadece izliyor. Ellerini destekleyip bedenini ayakta tutmaya çalışıyorsun. Kaldığı yerden yolculuk… Gözlerin şiş, için bin parça, gök de inat … Okumaya devam et Aymayan Gün Hikayesi

Film İncelemesi: Nuh Tepesi

Senaristliğini ve yönetmenliğini Cenk Ertürk yapmıştır. Başrollerinde Haluk Bilginer ve Ali Atay oynamaktadır. Film yakın zamanda, 2020 yılında gösterime girmiştir. Orta yaş krizinde olan bir adamın hikayesini anlatmaktadır. Aksiyon, aşk ya da hızlı ilerleyen bir film izlemek istiyorsanız bu filmi izlemeyin. Durağan bir şekilde ilerlemektedir. Daha çok konuşmaların olduğu, aynı zamanda sizi birçok açıdan sorguya yönelten sahnelerin olduğu bir filmdir. Bana göre sosyolojik açıdan incelenmesi … Okumaya devam et Film İncelemesi: Nuh Tepesi

Savaş Alanı

Bomba patladı. Hiç hareket edemedim, öylece kalakaldım. Bunu cesaret olarak düşünmeni istemem sevgili okurum. Cesaret; o bombayı fark ettiğin an uzaklaşmaktır ya da kendini korumaya almaktır. Parçalarımı kendim ve dostlarım topladık. Bir şekilde tedavi olmaya çalıştım. Bu bombayı canlı bomba olarak görüyorum. Canlı bombayı patlatan kişi genelde beyni yıkanmış ve bir hedef için yararlı bir şey yaptığını düşünen biridir. Hatta genellikle uyuşturucu bağımlısı olurlar. Ama … Okumaya devam et Savaş Alanı

Senelik Sayım Döküm

28 yaşımın son günü bugün, balkondaki salıncakta ööööyle sallanıyorum. Küçükken bu yaşımın hayalini kurmuş muydum? İnanın hatırlamıyorum. Ancak kursam da bu kadar yürek çarpıntısını hayal etmezdim herhalde.  En çok pijamasıyla rahat edip, en çok evinin balkonunda mutlu olan biri için akla gelecek ilk duygu pek tabii stres değildir. Ancak siz onu bir de benimle yaşayanlara sorun. Neşemi bir rüzgâr gibi dağıtır endişelerim. Bazısı çözülür, bazısı … Okumaya devam et Senelik Sayım Döküm

Laf Lafa

Yazmak bir terapi çeşidi olarak kullanılıyor. Küçük şeyleri büyütüp dev yapan biri iseniz, özellikle karşısında şekilden şekle gireceğiniz nice stresi yazarak def edebileceğinizi biliyor muydunuz? Haha, tabii ki biliyorsunuz. Yoksa ne işiniz var burada, değil mi ama? Neyse, yazmak terapi olduğu kadar aslında insana zihin egzersizi de. Şöyle bir drone’a binip 50-100 metre yükselseniz, çerçevenin içinde görseniz kendinizi, fena mı olurdu? Ben yanıtlayayım. Fena olmazdı … Okumaya devam et Laf Lafa

T-L-O-S

Şu an okuduğunuz satırlar İstanbul’un korunaklı bir sitesinde yazılıyor. Düşünsenize bizden 2500 sene sonra gelen arkeologlar bugünlerdeki kentleşmeyi nasıl yorumlayacaklar acaba. “Ucube” demekten başka bir şey ağızlarından çıkmayacaktır diye düşünüyorum. Neyse canımı sıkan bu konu ile başladım yazmaya fakat güzel bir yere gidiyoruz. Fethiye’den çıkıp sahil yolundan Kaş’a doğru gittiğim bir günde yol üzerinde bir kahverengi tabela görüyorum. Buralarda görmeye alıştığımız renkteki tabelalardan birinde ne … Okumaya devam et T-L-O-S

Eylül Sesi

Yazın son demleri sabrın da son demleridir benim için. Burnunun ucuna kadar gelmiştir yazın katlanılmazlığı. Her sene yazın sonbahara devşirdiği bir gün olur mutlaka. Yıllardır tuttuğum günlüğün o günkü sayfası mutlaka doludur. Yazı sevmeyen bir insan olarak sonbaharı fısıldayan o günü hiç atlamam. İçim kuş olup uçar o gün. Ayaklarım tüm dünyayı arşınlayabilecekmiş gibi bir kuvvetle dolar. Tüm yaz içimde kıpırdamadan duran bir potansiyel enerji … Okumaya devam et Eylül Sesi

Ağustos Yine Bildiğimiz Gibi

Ağustosun sonuydu ve Ankara kaynar bir kazan gibi fokurdayıp duruyordu. Aklım olmadık çalışıyordu, midem yanıyordu, içim bir sıkılıp bir açılıyordu. Neden sonra anladım çok yorulduğumu. Adım adım değil bir perdenin kalkışı netliğinde berraklaştı yorgunluğum, geldi karşıma oturdu. Ben de kucakladım yorgunluğumu gittim yatağıma uzandım. Hava da bunu beklermiş gibi insafa geldi birden, bir yel yaladı parmak uçlarımı. İşte ben ve yorgunluğum koyun koyuna yatarken öğrendiklerimi … Okumaya devam et Ağustos Yine Bildiğimiz Gibi

Çabuk olun ! Telmessos’un üzerine tatilciler gelmeden…

Dalaman Havalimanına inmiş öylece etrafıma bakıyordum. Ucuz uçuş olsun diye sabah 4 uçuşunu almış olmamla alakalı bir mahmurluktan dolayı olduğunu sanıyordum. Birazdan uykumu kaçıracak harika şeyler göreceğimi bilemezdim ki… O gün rotam Fethiye’yi gösteriyordu. Arabaya atladığım gibi havalimanından çıkıp düştük yollara. Yolda 80’ler Türkiye’sinden kalmışçasına yalnızca nakit ödeme ile geçilen ve yolu kısaltacağı yerde uzunca kuyruklar oluşturup uzatan Göcek Tünelinden de mecburen geçiyorum. Sanıyorum ki … Okumaya devam et Çabuk olun ! Telmessos’un üzerine tatilciler gelmeden…

Çıkarımlar 3 – Hayal Kırıklığı

Hayata dair tüm dersler hayal kırıklığıyla başlar. Hayal kırıklığı insana önce ufak çaplı bir inkar ve şok getirir. İdrak, üzüntü ve kabulleniş bir sonraki basamakta yer alır. Ondan sonra da karamsar öngörülerde bulunmak şeklinde devam eder silsile. Karamsar öngörüler diyorum, bu, içinde yanlı olmayı barındırır, her şeyin kötü ihtimallerine odaklanmayı, kötü olanları devleştirmeyi falan. Bu aşamada alınan kararlar gerçeği yansıtmaz. Olayları çözmekten uzaktır, fevridir, çoğu … Okumaya devam et Çıkarımlar 3 – Hayal Kırıklığı

Kaptanın Seyir Defteri: Nerede Kalmıştık?

O kadar olmuş ki yazamayalı, ama tarihlere bakınca da sebebini öyle iyi anlıyorum ki. Son aylarda Burak’ın iş nedeniyle çok fazla seyahat etmesi ve benim Ömer’le bolca yalnız vakit geçirmem bununla çok ilişkili görünüyor. Aramıza yeni katılanlar için kısa özet: Oğlumuz 17 aylık. Ona hamileyken düşündük, taşındık; bebeğe benim bakmam konusunda hemfikir olduk (Yani gündüz). Böyle yazınca ne kadar aklıselim geliyor kulağa, değil mi? Gerçekte … Okumaya devam et Kaptanın Seyir Defteri: Nerede Kalmıştık?

Şehrin Altında Bir Antik Kent

Tekirdağ’ın Marmaraereğlisi ilçesindeydim. Buraya, buralı herkesin bildiği fakat kimsenin birbirine itiraf edemediği bir gerçeğin peşini sürmeye gelmiştim. Tüm ilçede inşaatların altından antik kalıntılar çıkıyor; ya sit alanı olduğu ortaya çıkmasın diye üzerine betonu döküp kimseye çaktırmadan devam ediyorlar, ya da onlara zarar vermek istemiyorlarsa derin temeller olmadan güvenli olmayan binalar inşa ediyorlardı. Nereden bakarsanız bakın, bu cinayet. Biri yalnızca tarihi katlederken; diğeri hem tarihe, hem … Okumaya devam et Şehrin Altında Bir Antik Kent

Zor Zamanlar

Son zamanlarda bazı arkadaşlarımdan, “Artık eskisi kadar şiir okumuyorsun, aslında çok güzel genç şairler var, biraz takip etsene, hem düşük olan yaşam enerjin biraz yükselir” gibi tepkiler alıyorum. Bu yorumlara ve arkasından gelen sorulara cevabım hep aynı, “elimde değil…”. Neden böyle bir şey insanın elinde olmasın ki, on yıldır yaptığın gibi biraz şiirin başına otur, sevdiğin şairlerin en sevdiğin şiirlerini karıştır hiç olmazsa?” sorusu da … Okumaya devam et Zor Zamanlar

Yas

Canım Viz’e, İlk görüşte vurulduk sana, girip kazaklarımın arasına oturduğunda. Endamlıydın, turuncuydun, sıcacık bakan yeşil gözlerin vardı. Canım benim. Nereden bulurdun o kadar sıcakkanlılığı? Onca yıldan sonra bile hâlâ akıl sır erdiremedik. Sana bakınca kalbi erimeyen kimseyi tanımadım. Sonra, o yarı aptal, yarı muzır tavırların. Sana söylediklerimin hemen hepsini anlardın ama hepsini dikkate almazdın, bilirdik. Sevildiğini bilmenin o güzel rahatlığı vardı hep üzerinde. Dünya patilerinin … Okumaya devam et Yas