Film Önerileri

Sevgili okur, bu sayıda sizlere 2021 yılının son çeyreğinde izlediğim iki film hakkında görüşlerimi aktarmak istiyorum. Birincisi Tick, Tick… Boom! Diğeri ise Don’t Look Up. Bahsedilen bu iki film ilk etapta konusu itibariyle sıradan görünse de, verdikleri mesajlar açısından kendi kanaatimce  oldukça çarpıcı etki oluşturmuşlardır.  Şimdi gelin hep birlikte göz atalım.  Tick, Tick… Boom! Kasım 2021’de Netflix’te yayınlanan filmin başrolünde oldukça başarılı, uzun yıllar adından … Okumaya devam et Film Önerileri

Merak, Beis ve Isırık

Bugün didaktik tarafı olan bir şey yazacağım. Belli ki itici olmayı göze almışım.  Bugün bahsedeceğim şeyden herkesin kafasının bir kenarında var, eminim. Nedir o? “Ya bize ne allasen” noktası. Fakat bu zavallı noktanın gayet cengaver bir rakibi var: Merak.  Aman ya Rabb’im o merak! “Biz sıcakkanlı milletiz”, “Ama biz yakın arkadaşız”, “Lakin yapmayın biz samimiyiz”, “Bizim aramızda öyle şeylerin lafı olmaz”, “Aman yahu onda ne … Okumaya devam et Merak, Beis ve Isırık

Anadolu’m

Bir hasrettir yüreğimde ezeli Gözümde tütüyor gurbet gezeli Altın gibi başaklarla bezeli Ekmek kokar, Anadolu’m, toprağım   Bahtsızın yüreği ne zaman gülmüş Memleket hasreti bağrını delmiş Gurbet ellerinde bir garip ölmüş Ağıt yakar, Anadolu’m, toprağım   Kurban olam kışına, baharına Rızık veren rahmet topraklarına Kızılırmak gibi gür saçlarına Zülüf takar, Anadolu’m, toprağım   Kıymetini bilmez eller el diye Hasretinden gözyaşlarım sel diye Yeter artık gurbet … Okumaya devam et Anadolu’m

Umut Yolcusu

Elinde küçük bir bavul vardı sadece. Üstündekiler kim bilir kimin verdiği, belki de çöpten bulduğu kıyafetlerdi. Hiç kıyafet alamamıştı kendisine. 27 yaşındaydı ama kendisine bir çorap bile alamamıştı. Kendini bildi bileli sokaklardaydı. Annesini hiç tanımadı, babasına hiçbir soruşunda da cevap alamadı. Kağıt toplardı babasıyla. Zaten kağıt toplamayı öğreten de babasıydı. Geçen sene kaybetti onu da. Başka kağıt toplayıcılarla kavga ederken bıçaklanmıştı. Hastaneye yetişememişlerdi. Bunları anlatıyorum … Okumaya devam et Umut Yolcusu

Üzerinde British Museum’un ahı var

Selamlar sayın okurlar! Sizlere bu yazımda Efesli Artemis ve ona adanan muhteşem tapınağını anlatacağım. Artemis, Ay tanrıçası Apollon’un kardeşi Yunan tanrıçasıdır. Efesli Artemis’in ise bununla pek bir alakası yoktur. Efesli Artemis’in bir Anadolu tanrıçası olan Kibele’nin bir kültü olduğu düşünülür. Anadolu’nun ana tanrıçası Kibele’nin Efes’e nasıl geldiği ve orada Artemis adıyla kültünün nasıl başladığı bilinmemektedir, ancak Kibele’nin çeşitli evreler geçirerek Artemis olduğu düşünülür. Efes Antik … Okumaya devam et Üzerinde British Museum’un ahı var

Zaman Çivisi (1)

Sayın okuyucu, bu yazı olabildiğine öznel ve şahsımla ilgili. Dolayısıyla, bunu yazarın günlüğüne göz atmak gibi düşünebilir ve bakmadan geçebilirsiniz. “Biz, senle ben yani sevgilim, iyi bir takımız. Kendi küçük dünyamızı bir uçtan bir uca arşınlarız. Benden başkası bilebilir mi ince kıvırcık saçlarının dalgaların köpüğüyle olan benzerliğini? Sanmıyorum. İlk ne zaman yan yana yürümeye başladık onu da kestiremiyorum. Ama biz bu yola çıktık çıkalı, sevgili … Okumaya devam et Zaman Çivisi (1)

Balıklar, Kurbağalar ve Kaplumbağalar

Google Earth bu işlere başladığımdan beri en sık kullandığım uygulama olabilir. Bu işlerden kastımı da sanatı “sanat sepet” diye adlandıranlar gibi “antik kent falan işte” diye anlatabiliriz herhalde. Hani Çin Seddi için “uzaydan bile görülebiliyor” yalanı söyleniyor ya, tam olarak şimdi gideceğimiz antik kenti uzaydan gördüm. Uzaydan dediysem Google Earth tabii ki. Rastgele dolaşırken bile oralarda bir antik harabe kalıntıları olduğunu görecek kadar seçiciyim, burayı … Okumaya devam et Balıklar, Kurbağalar ve Kaplumbağalar

Yıla Romantik Bir Giriş Yapmak İsteyenler İçin Film Önerileri

2022’den selam olsun! Yeni yıl, yeni başlangıçlar, yeni planlar, yeni bir ajanda, kendine güven tazeleyip tam gaz yola devam etmek için önümüze sunulmuş bir zaman. Hepimizin yeni yıldan az buçuk beklentisi ve eski yıla dair ufak tefek notları vardır eminim. Klişelerden yorulmuşuzdur belki, fazlaca karamsarızdır bu aralar falan filan. Hepsi kabul. Geçirdiğimiz son birkaç yıla bakınca mantıklı açıklamalar bulup sizi kolayca aklayabilirim sevgili okur. Bu … Okumaya devam et Yıla Romantik Bir Giriş Yapmak İsteyenler İçin Film Önerileri

Kaptanın Seyir Defteri – Annelik Rocks

Önceki yazımda, bu günceyi yazmaya 6. ayda karar verdiğimi ama gün içinde aklıma gelenleri not almadığı söylemişim. Halbuki bilgisayarımın masaüstünde 6. Ay Notları başlıklı uzun mu uzun bir yazı varmış. Yazdıklarını unutmak da anneliğe dahil. Yazıyı diş mevzusuyla yarıda kesmiştim. Oradan devam. Hayatı bu kadar allak bullak eden diş çıkarma mevzusu neden şenliklerle karşılanır diye düşünürken, diş buğdayından bahsediyorum, aklıma “Lanet olsun! Nihayet çıktı! Bunu … Okumaya devam et Kaptanın Seyir Defteri – Annelik Rocks

Kaptanın Seyir Defteri: Annelikte 9. Ay

Bu yazıya niyetlendiğimde bebeğim 6 aylık olmuştu. Yazmaya başlamamın neredeyse 9. ayı buluşu, anneliğe (ya da benim anneliğime?) dair ilk şeyi açıkça söylüyor: Zamana bir şeyler oldu. Şu an bu yazının nasıl akıp gideceğine dair hiçbir fikrim yok. Yazmaya karar verdikten sonra geçen üç ay içinde anneliğin ve günlük hayatımın bazı yönlerinin bu yazıya girmesi gerektiğini düşündüğüm oldu ama tabii ki notlar almadım. Bu da … Okumaya devam et Kaptanın Seyir Defteri: Annelikte 9. Ay

Hava bulutlu, sen nasılsın bugün?

-Hava bulutlu, sen nasılsın bugün? -Ben, kedi gibi sokulgan… Huyum değildir aslında bilirsin. Gelip geçecek rüzgârları her zerremle göğüslemeyi severim ama bu aralar değil. Buluttan mıdır nedir? Mutsuzluk desem ayıp olur, hayır, böyle ağırbaşlı bir hüzün yalayıp geçiyor gönlümü. Sıcaklığını bildiğim bütün kucaklara birer birer kıvrılasım var. Öğle vakti çıkabilecek yarım saatlik güneşin hatrına, saati saatin ucuna ekleyerek usul usul öğütüyorum günü, günleri. Sanki sırtımı … Okumaya devam et Hava bulutlu, sen nasılsın bugün?

Hekate’nin Koruyuculuğunun Osman Hamdi Bey’in Çalışkanlığı ile Birleştiği Kent

Stratonikeia Antik Kenti’nden çıkmış, burayı gezerken her yerde Lagina ile ilgili bilgiler görmüştüm. Hatta Stratonikeia’daki hamam içinde müzeleştirilen yerde çok fazla “Lagina” vardı. Saatlerdir gezdiğim için deposu boşalan aracıma yakıt almak için Yatağan şehir merkezinde bir süre durakladım. O sırada etraftaki insanlara Lagina Antik Kenti’ni sordum ve aldığım cevaplar felaketti. Ben de kendi kendime dedim ki “Belki bir gün bir Yatağanlı yazımı okur da Lagina … Okumaya devam et Hekate’nin Koruyuculuğunun Osman Hamdi Bey’in Çalışkanlığı ile Birleştiği Kent

Saatli Günce – 4

Saat 14:44. Fark ettin mi sevgili okur, hep gündüzleri geliyor bu tarihte iz bırakma hisleri. Yalnız biraz hayal kırıklığına uğratacağım seni, sebebi sandığın gibi derin anlamlar falan içermiyor. Akşamları elime kağıt-kalem, bilgisayar alacak zamanı çoğu gün hiç bulamıyorum da ondan. Tüm gün mesaisi, akşam telaşı, uyku ve ertesi gün stresi. Al sana günün kısa özeti. Vücudum da hiç destek olmuyor bana. Hani bir gün de … Okumaya devam et Saatli Günce – 4

Nasıl Yani?

Susuyorum. İçimdeki en derin hücrelerime kadar bu suskunluğum. Konuşamıyorum, konuşursam nefes alamıyorum ve boğuluyorum, sesim çıkmaya çalışıyor boğuk boğuk, hava çok soğuk. Ben bu soğukların insanı değilim; ben sıcak iklimleri severim, orada yeşillenirim, sürgün veririm. Maviyedir benim sevdam, tutkum. Tutulur nutkum… Konuşamam, konuşacak bir şey yok, yokluk dışında tabîi. Nefes alış verişlerim düzensizleşiyor, Allah’ım neler oluyor, başım dönüyor? Soğuk soğuk terliyorum ve vücudumu bir panik … Okumaya devam et Nasıl Yani?

Ellerimiz boş kaldı be çocuklar

Apartmanlar arasına dolan sisi elleriyle tutmaya çalışan bir çocuk düşün. Boşluğa uzandığında, elleri boş kaldı diye nasıl canı sıkılırsa, belki de zaten canı sıkkın olduğundan sisi tutmaya çalışmışsa. Ne bileyim, tableti bozulmuşsa mesela, internet bağlantısı kopmuşsa, elektrikler kesilmişse olmadık zamanda. Çünkü çocuk olmak bu devirde… Günümüz çocukları elektronik oyalanma metotlarıyla meşgulken ellerimizi uzattığımız boşlukların hiçbir anlamı kalmıyor. Okumaya devam et Ellerimiz boş kaldı be çocuklar

Burası Bir Başka – Afrodit Adına Yapılan Kent

Yıllardan 1958. O zamanlar araştırmacı gazeteci ve fotoğrafçı olarak yeni yeni adı duyulmaya başlayan 30 yaşında bir genç olan Ara Güler Aydın’da. Buraya bir baraj açılışına gelmiş, haberle ilgili fotoğrafları çekip İstanbul’a dönecek. Fakat bir aksilik olmuş. Genç gazeteci Aydın’da kaybolmuş. Yolunu bulmaya çalışırken soluklanmak için durduğu köylerden biri Geyre Köyü imiş – tabii Geyre isminin Karia isminden evrildiğini de bilmiyor. Buraya gelir gelmez farklı … Okumaya devam et Burası Bir Başka – Afrodit Adına Yapılan Kent

Vedasız Bitişler

Kimileri sever vedayı, kimileri hiç istemez veda etmeyi. Vedalar hüzünlüdür evet ama bazen olması gerekendir. Bittiğini o zaman anlarsın. En azından yaşananlara bir saygıdır benim gözümde. İyi veya kötü ne yaşandıysa hepsine eyvallah demektir. Vedasız biten ilişkiler bana hep yarım kalmışlık hissi verir. Bir anneye, babaya, sevgiliye, arkadaşına veda etmeyip, sanki o hayatına hiç girmemiş gibi devam etmeye başladığında insanın içinde bir şeyler oturur. Nedir … Okumaya devam et Vedasız Bitişler

Zeus’un Baltasını Bekleyen Kent

Bir karayolunda giderken gözünüze dev bir tapınak çarpsa, o tapınağa girmek için bakarken hemen girişinde duran trafik polislerinden ceza yeseniz ve ceza yediğiniz polisin hemen yanından ören yerine girseniz… Belki böyle bir güzelliğin karşısında yaşadığım bu olaylar sizlere kötü bir komedi sit-com’u senaryosu gibi gelebilir fakat Euromos’un Zeus Tapınağı’nı görseniz hemen direksiyonu oraya kırmanız işten bile değil. Tabii ki buraya gelmeden önce planlarımı yapmıştım. Euromos’ta … Okumaya devam et Zeus’un Baltasını Bekleyen Kent

Bir Ankara Gecesi ve Can Bonomo’yu Sevmek Üzerine

“Pamuk, sen öyle üşürsün, atkını sar göğsüne.” diyorum. Hak veriyor ki kıvırlarını da alıp bazaya koşuyor sevdiğim ve sonra atkısı boynunda dönüyor.  Yabancı hareketlerle çıkıyoruz, eh, nicedir geceleyin dışarı çıkmamışız. Ankara’nın ekim sonu geceleri biraz gavurdur, sabah hırkanı zor bela üstünden söken güneş çekilmiştir. Bu gece de Ankara’nın şanına yaraşır, tastamam. Soğuğun içinde hoplaya hoplaya merdivenleri iniyoruz, keyifliyiz, laflıyoruz, bakıyorum biz de tastamamız. Ancak buraya … Okumaya devam et Bir Ankara Gecesi ve Can Bonomo’yu Sevmek Üzerine