Eylül Mutlusu

Serin bir rüzgâr önce ayaklarıma sonra omzuma değiyor, yavaşça dönüp nevresim için yanımda uyuyan sıcaklıkla itişmeye başlıyorum. Nevresimin bir ucunu kurtardım mı tamam, sokulup ısınabilirim. Ancak uyku bünyemden bir kez ayrılınca rahat duramıyorum. Azıcık ısınıp usulca yataktan süzülüyorum. Çekmecemden komik renkli bir çorap bulayım, şu hırkayı da omzuma takayım, artık hazırım! Mırıl mırıl ayağıma takılan Viz’i yakalayıp zorla burnundan öpüyorum ve aheste revan mutfağa varıyorum. … Okumaya devam et Eylül Mutlusu

Bak, nasıl da süsledi böyle parlak yapıtlarla Stephanos Efes’i, Efes de Stephanos’u.

Bu sefer kazara bir kahverengi tabela görüp direksiyonumu oraya kırmadım ya da telefonumdaki navigasyon uygulamasına “antik kent” yazıp çevremdeki arkeolojik kalıntıları arayıp onların peşine düşmedim. Bu sefer zaten uzun zamandır aklımda olan, tüm dünyanın bildiği, eskiden Roma kadar ihtişamlı olduğu söylenen Efes Antik Kenti’ndeyim. Antik zamanlardaki yapılaşması ile İzmir’in Selçuk ilçesi beni uzun zamandır kendine çekiyordu. Ayasuluk tepesi, St. Jean Bazilikası, Artemis tapınağı, Yedi Uyurlar … Okumaya devam et Bak, nasıl da süsledi böyle parlak yapıtlarla Stephanos Efes’i, Efes de Stephanos’u.

Saatli Günce – 2

Saat 13:29 Rüzgarlar başladı, yağmurlar da gelir yavaştan, sonrası işte bilirsiniz, sıcacık ve sarılmalı kış mevsimi. Geçen iki yılın bizden çaldıklarını geri alma yılı olacak bu yıl. Okullar açıldı, tiyatrolar, konserler ağır aksak da olsa başladı. Dost meclislerinde çay üstüne çay içilecek bundan böyle. Dertler sular seller gibi akıp gidecek, ayaklarımızı sokacağız sulara sonra. Öne arkaya hafif hafif sallanacak, negatif enerjimizi imha etmek üzere doğaya … Okumaya devam et Saatli Günce – 2

Otogar Soğuğu

Ne ayrılıklara şahit olmuştur otogarlar Kimi sevdiğine veda eder Kimi ana babasına Bazısı terkediyordur o şehri Artık orada yaşamak için Yoktur bir sebebi Kimi askere gidecektir Ne zaman döner Allah bilir Bu kasvetten midir bilinmez ama Otogar soğuğu diye bir şey vardır Otogar soğuğu Gece saat bir Yarım saat yemek ve ihtiyaç molası Bütün otogarlar birbirinin aynısı Bir kısmı uyuyor otobüsün İnenin yüzüne çarpıyor Otogar … Okumaya devam et Otogar Soğuğu

Platonik Aşk

Belki de aşkların en zorudur. Kendi kendine yaşar durursun. Karşıdaki kişinin haberi var mı, yok mu anlayamazsın. Fark etmiştir, diye düşünürsün. “Onun için çok şey yaptım. Herkes yapmaz.” falan dersin. Ama nerede?! Bir insan, bir insanın değerini bilmezken, benim ona aşık olduğumu mu fark edecek? O yüzden şarkılar, şiirler çıktı. Başka türlü nasıl atacak insan içindekini. İçin içini yerken, kimse anlamazken, herkes saçma buluyorken, kime … Okumaya devam et Platonik Aşk

Son Birkaç Haftadır

Son birkaç haftaya kadar hep bildiğim tatlarda yaşamışım hayatı. Her şeyi kategorize etmeyi sevdiğimden hisleri de renklere ayırmışım sanki, huzurun rengi, neşenin, dinamizmin, hatta biliyor musunuz acının bile… Biri çıkıp da “Her şeyi renklere ayırıp uygun renkleri bir arada tutarak yaşanacağını sanıyorsan yanılıyorsun.” dememiş. Esasen gardıroba tişörtlerimizi kategorilemeye de benzemiyor. Bunca acı yaşadığımda öğrendiğim çok şey oldu elbet ama şu an bahsini açacağım, her acının bambaşka … Okumaya devam et Son Birkaç Haftadır

İki Yakalı, Üç Köprülü, Dionysos’un Memleketi

Yaşayanı, yaşamayanı hepimiz alışkınız artık İstanbul Boğazı’na ve 2 yakalı bu şehre. Muhtemelen İstanbul Boğazı henüz bu yapısına sahip değilken, 2 ayrı yakadan oluşan ve yine günümüz İstanbul’u gibi 3 tane köprüyle birbirine bağlanan bir kente gideceğiz bu yazıda. Karia medeniyetinin eğitim başkenti Nysa Antik Kenti’ndeyiz. Aydın-Denizli otoyolunda onlarca yıldır gördüğüm bir kahverengi tabelaydı Nysa. Fakat genelde geceyi geçireceğim yerlere uzak olduğu için yorulmayı göze … Okumaya devam et İki Yakalı, Üç Köprülü, Dionysos’un Memleketi

Alavara

İzmir’de bir öğretim dönemi ders göreceğim fikri ile uyandım sabaha. Hava dünden beri birazcık olsun serinledi. Sanırım aklımın İzmir’le iştigal etmesinin (bu kelimeleri de nereden buluyorum!) sebebi bu. Havalar serinleyince okullar açılır. Ve bu sene de öğrenciyim. Kafam dağılsın diye ofiste boşluk bulduğum anda elime Can Yücel’in bir süredir okuduğum (şiir kitabı bir anda okunmaz çünkü, aylarca bazen yıllarca sürdürürsün okumayı) şiir kitabını aldım: Alavara. … Okumaya devam et Alavara

Saatli Günce – 1

Saat 15:44 Yazın en sıcak günlerindeyiz. Bugünün en sıcak saatlerini henüz geçirmedik. Yaprak kımıldamadı tüm yaz sanki. Sadece yangınların olduğu zamanlar rüzgar savurdukça savurdu dalları ve hepsi kül şimdi. Kabus gibi şeyleri sıkça yaşayan bir ülkedeyiz. Jenerasyonumuz mutsuzluk üzerine yetiştirilmiş yarış atları. Savaşarak geldik bu yaşa ve yarışarak. En yakın arkadaşlarımızla bile. Burun farkı ile aldığımızda yarışları, kendimizi çok başarılı sandık. Burnumuzun uzun olabileceğini söylemedi … Okumaya devam et Saatli Günce – 1

Hayal kırıklıklarımın suyu çıktı. Birleşip kazan kaldırmaya falan başladılar. Yakında saltanatım son bulabilir, sürülebilirim diyarımdan. Bir kere de eski günleri özlemesek, diyorum. Hoş, var özlemediğim bazıları da. Ama hiçbir şey iyiye gitmiyor. İnsana en çok, güvenip kendini açtığı kişinin hayal ürünü olması koyuyor. Kendini tamamen bırakabileceğin insan bir ütopya. Öyle biri yok. Artık her yol tek bir yere çıkıyor ve o yeri sevmiyorum. Suçu birilerine … Okumaya devam et

II

Gömleğimden çözdüğüm her bir düğme, kafamdaki bir düşünceyi koparıp atıyor. Pamuğu usul usul gezdiriyorum kirpiklerimde. Burnumdan derin bir nefes alıyorum. İnine girmenin telaşını yaşamış bir hayvan gibi inimde sakinim şimdi. Suyu sıcak tutuyorum önce, havanın değil ama suyun sıcağının bir sihri var: buhardan bir tül gibi geçiyor olan bitenin üstünden. Olan biteni silmese de o buhardan tülün arkasından görmemi sağlıyor. Bu bile yeter. Buzdolabından çıkardığım … Okumaya devam et II

“Kim bilir, belki ileride bir gün Kıyıkışlacık’ta karşılaşırız.”

Hiç daha önce bir yeri ilk görüşünüzde “Burada yaşlanırım.” dediğiniz oldu mu? Eğer olmadıysa, sizler Muğla’nın Kıyıkışlacık köyünü görüp İassos Antik Kenti’ni gezmemişsiniz demektir. İlk kurulduğu zamanlarda bir ada olan İassos Antik Kenti, günümüzde kara ile birleşmiş bir yarımada şeklinde. Surun içi ve dışı olarak da ikiye ayırabiliriz şehri. Aslında adada olan ve karada olan kısım diye… İlk buluntuların M.Ö. 3000 yılına tarihlendiği İassos, ismini … Okumaya devam et “Kim bilir, belki ileride bir gün Kıyıkışlacık’ta karşılaşırız.”

SORU-CEVAP: Güzel Ülke Mısır’ı Konuşuyoruz

Merhaba sevgili okur. Öncelikle; yeni kültürlere, tarihe, mistisizme meraklıysan, bu ay doğru yazıya geldin. Bu seriyi beğenirsen, devamını da severek getireceğimizi şimdiden belirtmek isterim. Bu yazıda yemekten inanca dair kültürel pek çok şey bulacaksın. Ara verip dönmüşken, Ağustos ayını yepyeni bir şeyler deneyerek karşılamak iyi olur, diye düşündüm. Bir süredir ilgi duyduğum Mısır kültürüne, Mısırlı genç bir bireyin perspektifinden bakmak harika olur, diye düşündüm. Abdel … Okumaya devam et SORU-CEVAP: Güzel Ülke Mısır’ı Konuşuyoruz

Gariban Kemal

Bir tas mercimek çorbası Bir kuru ekmek Bir de soğanı Anası yapmıştı çorbasını Bir dikişte bitirdi tasını Anasına bakıyordu Kemal Bir de Derya vardı küçük bacısı Yoktu başka kimsesi, eşi dostu, akrabası Babası yıllar önce bırakıp gitmişti O bırakmadı anasını Boyacı sandığı sırtında Karış karış gezerdi şehri akşama kadar Taştan çıkarırdı ekmek parasını Pek hatırlamıyordu babasını Ama yıllar boyu saklamıştı Çocukken babasının ona aldığı Kırmızı … Okumaya devam et Gariban Kemal

Ben Galiba Garfield Oldum!

Kendimi hiçbir şey yapmak istemiyorken bulduğum çeşitli dönemleri yaşamıştım. Ve bu his bir “dönem” sürüp sonra geçmişti. Ama uzun zamandır bu hissin bir dönemi aştığı ve hayatıma gelip yerleştiği bir zamanı yaşıyorum. Evet hiçbir şey yapmıyorum. Kitap okumuyorum, yazı yazamıyorum, yapmam gereken işleri erteliyorum, insanlarla çok sık görüşmüyorum vs vs. Depresyonda mıyım? Hayır. Değilim, çünkü mutluyum aslında. Benim sorunum daha çok her ne yapıyorsam ya … Okumaya devam et Ben Galiba Garfield Oldum!

Eğlenceli Seri: Kırkmerak

Bugün bir yayınevinin çok beğendiğim bir serisiyle karşınızdayım: Can Yayınları Kırkmerak serisi. Seriyi keşfedişim, şu an hatırlamadığım bir dergide Kafka’nın Çorbası’nın tanıtımını okumamla oldu. Farklı yazarların üsluplarıyla yemek tarifleri verilen bir kitap. Fikir mükemmel değil mi?! O an alıp okumadım ama aklıma yazmışım. Bir gün toplu sipariş verirken onu da sepete attım. Okuyunca da daha bir sevdim. Bazı kitaplarda olan beklentinin boşa çıkması durumu söz … Okumaya devam et Eğlenceli Seri: Kırkmerak

Bir Kez Daha #tercihler

Önümüzdeki günlerde üniversiteye giriş sınav sonuçları açıklanıp, tercihler yapılacak. Belki büyük bir hadsizlikle, buraya birkaç not bırakmak istiyorum. Olur da herhangi biriniz okursa, başkalarının bu aşamada söylemeyi akıl edemeyeceği ya da neden bilmem tercih etmeyeceği birtakım şeyler. Benim tercih dönemim 2009’daydı. O zamandan bu zamana eminim çok şey değişti. Ama bazı şeyler değil. Maddelerle gidelim de çenem çok düşmesin: 1. Meslekler hayalinizdekiyle aynı olmayabilir. Ya … Okumaya devam et Bir Kez Daha #tercihler

En İyi Fırsat

Aslında bu sayıyı es geçebilecek nedenler bulabilirdim kendime, sevgili okur. İnsan her zaman kendini haklı ya da haksız, suçlu ya da suçsuz, yeterli ya da yetersiz bulabilecek kadar nedene sahiptir bence. Nereden baktığınla yakından alakalı kendini nasıl bulduğun. Mesela bana sorsan, şu ara kendime Fizan kadar uzaktan bakmayı isterdim. Oradan nasıl göründüğümü öğrendiğimde belki yolum daha belirginleşirdi. Ya da hiç yolumun olmaması, bilemiyorum. Hayatı anlayacak … Okumaya devam et En İyi Fırsat

Belki Uzun Yazarım Bu Kez: I

Güneş böyle güzelken, sıcak nasıl böyle bunaltıcı anlamak mümkün değil. Gerçi anlayacak dermanım da kalmadı, öylece yürüyorum asfaltın kenarında. Sıcak, hem tepemden vuruyor hem asfalttan yükseliyor. Zihnim gayet bulanık, söylenenleri kopuk kopuk duyuyorum. Araya birkaç onay kelimesi serpiştiriyorum. Sohbetin kısırlığının bu anlık önemi yok. Çünkü istemsiz ve sırasız düşünüyorum. Bazen itirazımdan, bazen içimi açtığımdan, bazen gayriihtiyari tepkilerimden utanıyorum. Utanmak da denmez gerçi, beni utandıracak şeyleri … Okumaya devam et Belki Uzun Yazarım Bu Kez: I