Uzun Zaman Oldu

“Acımasızca geçip giden zamandan geriye kalan tek şey yalnızlıklarımız.”

“Nereye böyle selamsız sabahsız, ne kadar uzun zaman oldu görüşmeyeli?” Merhaba okur. Cevap bende değil. Epey zamandır, o herkesin çokça arkasına sığınmaktan haz duyduğu “Hayatın koşuşturması içinde” kendimizi kaybetmişiz. Ne suyun akışında, ne saatin yelkovanında, ne güneşin batışında, ne küçük bir çocuğun an be an büyümesinde, ne dolaptaki sebzelerin unutulup küflenmesinde kendimizi bulamamışız. “Bizim kendimizi bulduğumuz yer satır aralarıdır.” Doludan kaçar gibi koşup sığınıp, dizlerim üstüne çökerek ellerimi başıma kapatmışım. Satır aralarına saklanmışım.

“Ne çok konuşmak doluyuz, sükuneti seçtikçe ve ne çok yazmak doluyuz”

Sessizlik bir okyanus, konuşmak ise bir nehir.

Okyanus seni arıyorken nehire girme,

Okyanusu dinle.

Ne çok anlaşılmak doluyuz. Halbuki çok bir şey değil istediğimiz. Biz insanoğlu anlaşılmak üzerine yaratıldık. Evvela buyurdu, ”Gizli bir hazine idim, bilinmek istedim.” O anlık bilinmezlik; ardından dönmeye başladı gökler, yıldızlar peşi sıra dizilip semaya eşlik etti. Yağmurlar yağdı, toprak yaratıldı, peşinden Adem dünyaya atıldı.

Beni yaratan, bilinmek, anlaşılmak istedi. Ben ne istedim? O ruhun taşıyıcısı olarak ben, insan, anlaşılmak istedim ve başladı en büyük zayıflığımız.

Biraz yağmur, biraz tarçın kokusunda; turuncunun kavurduğu bir mekanda, karşılıklı bir sohbet etsek tüm yorgunluğumuz geçecek. Yoğun bir günün içinde evde yemek kokusu bütün özlemimiz. Ailecek kurduğunuz sofranızda, kaşık seslerini duymak, yaptığınız yemeğin, çok da ustaca yapılmış olmasa da, afiyetle yenmesi… Huzur dedikleri şey sizin için bu kadar basitken, pizzaya tercih edilmişsiniz.

Ve siz pizzaya tercih edilenler, herkesin içinde kaybolduğu hengamede, içimizde kaybolmamış güzellikler uğruna yeniden şükürle nefes alıp verişlerimiz. “Ruhumdaki çatlaklardan çiçekler çıkıyor, görüyor musun?” Korkmalı mısın peki? Açık söylemek gerekirse, kırıldığı yerlerden çiçeklerin çıktığı bir ruh görsem bir adım geri çekilirdim. Bunun pekala bir adı var. Yere düşsek elimizde bir avuç toprakla kalkarız.

O an bir duvarla yüzleşiyoruz. “Sen fani dünyanda anlayış bekliyorsun da…”

“Başka insanlardan anlayış beklemek kolay, sen kendini anladın mı?” Kendini anlamak ne büyük mesele, kaybetmeden kendini. Ruhun seni aramaya başladığında, yak yoluna mumlarını.

Ben ölümlü bir bedene hapsedilmiş bir ebedi ruhum, ezelim bilinmez. Biz Allah diyelim, dursun dünya.

Uzunca bir yazı okumuştum geçenlerde;

“Bireysel gelişimine, değişimine, büyümene katkısı olmayan her şeyi çıkar hayatından,

Her bir haltı bildiğini sananları,

Ön yargılarını, dilinin gözünün değdiği her yere bulaştıranları,

Negatif enerji makinesi,

Kendi ve etrafındaki canlıların hayatlarından yaşama enerjisini çalan insanları, ortamları bırak gitsin.

Bu arada kendinin de farkında olmadan bu insanlardan birisine dönüp dönmediğine,

Çünkü etrafımızda her ne varsa ona dönüşeceğimizin farkındalığı ile dikkat et.

Yürüdüğün yol sadece sana ait ve senin yolun olduğunun bilinciyle,

Ne anlaşılmayı bekleyerek, ne de bir şeyler anlatmayla vakit kaybetmeden, kalabalıklardan uzak durarak yürü.

Yolunu ve yönünü kaybettiği zamanlarda kendine şunu sor;

Bugün attığım bu adım,

Tekamül yolunda yarın olmak istediğim yere beni götürüyor mu?

Gerçek tekamül sadece içinde, kalbinde gerçekleşir.

Gelişme yolundaki kalbine, gönlüne, kendine karşı her zaman sabırlı ve nazik ol.

Ve unutma,

Tekamüle giden yol tenha,

Ve hakikatin müşterisi az olur.”

Unutma, o gizli hazinenin buyurduğunu, ”Göğsünün daraldığını biliyoruz.”

Sen de kendini ararken yorulduğunda, kendini bırakabildiğinde kendini bulduğun yere git. ” The places you go, when you let go.” Denize kıyısı olan o ruhu kaybetme, sımsıkı sarıl ona, uzat bacaklarını huzurla. Neyse ki o ruhlar yanımızda.

Bu yazıyı sana ithaf ediyorum.

Gülşah

 

 

 

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s