Pandemi Yılı Patara Yılı

2020 yılı Türkiye Cumhuriyeti cumhurbaşkanı tarafından “Patara Yılı” ilan edilmişti. Pandemi patlamış olmasa, belki de Patara’daki çalışmalar daha hızlı ilerleyecek ve başka bir Patara anlatabilecektim sizlere. Ertelenen kazılar ve ören yerlerinin uzunca bir süre kapalı kalmasının ardından Patara Yılı sanki hiç yaşanmamışçasına bitmişti. İşte böyle şansız bir kentti Patara.

Caretta-Caretta’ları ile ünlü Kalkan ilçesinde muhteşem bir sahili var Patara’nın. Patara plajı da her göreni etkiliyor. Ören yeri ve plaj girişi aynı yerden ve tek biletle yapıldığı için, içeri girerken gördüğünüz kuyruktaki çoğu insan plaja gidiyor, belki zamanları kalırsa antik kente uğruyorlar. Biz arkeoloji severler ise yalnızca antik kent için oradayız. Kente girdiğiniz andan itibaren aslında birçok yapının ve ana taşıyıcı duvarların sapasağlam durduğunu görüyorsunuz. Bunun belki de en büyük sebebi az önce anlatmalara doyamadığım Patara plajı. Plajdaki kumlar rüzgarlar ile kentin üstünü kapatmış ve mimari elemanların çoğunun korunmasını sağlamış.

Kaynak: Hellenic Library – Alexander S. Onassis Public Benefit Foundation

Likya Birliği’nin en uzun süre başkentliğini yapmış -belki de- en önemli kentindeyiz. Birlik içerisinde Tlos, Pınara, Ksanthos, Myra ve Olimpos ile birlikte 3 oy hakkına sahip kentlerden biriydi. Yani yönetimde en etkililerden biriydi. Birazdan gezeceğimiz Likya meclis binası da zaten buranın siyasi rolünü gözler önüne serecek. Sadece siyasi değil, Likya’nın tedarik zinciri olarak da önemi büyüktü buranın. Doğu Akdeniz’deki en büyük 3 hububat deposundan biri Patara Limanı’nda yer alıyordu. Likya yarımadasının Myra ve Olimpos’a doğru olan taraflarında karadan ulaşımın zor oluşu ve Ksanthos, Tlos gibi önemli kentlere yakın oluşu ile birlikte bu vadideki kentlerin denize açılan kapısıydı Patara ve eşsiz limanı. Noel Baba olarak bilinen St. Nikolaos da M.Ö. 4. yy.’da Patara’da doğmuş, Roma’ya giderken de gemiye Patara Limanı’ndan binmişti.

İlk buluntular M.Ö. 11. yy.’ı gösteriyormuş, Patara’da kazılar ise 1988 yılında başlamış. Yıllarca Büyük İskender dahil birçok önemli hükümdarın ele geçirdiği bu kent belki de birçok çağdaşı gibi sık el değiştirmemiş. Likya Birliği’nin güçlü, kuvvetli ve istikrarlı kenti olarak bilinirmiş. Patara’yı Patara yapan limanı, zamanla gelen alüvyonlar ile dolunca da kentin önemi giderek yitirilmeye başlamış. Ömrünün başlarında Apollon’un kehanet merkezi olan kent, ömrünün sonlarına yakın da önemli bir Hristiyanlık merkezi olmuş.

Görsel: Burak Karaoğlu

Kentin girişinde Müze Kart’ınızı okutup girdiğiniz yerin az ilerisinde kent kapısı karşılıyor bizleri. Bölgeden elde edilen yerel kireç taşları ile inşa edilen kapı, 19 m uzunluğunda ve 10 m yüksekliğinde. 4 tane devasa ayak ve 3 tane kemerli kapısı var. Kemerler arasındaki nişlerde heykelcikler ya da kabartmalar bulunduğu tahmin ediliyor. Muhtemeldir ki; bu kapı her iki tarafından kenti sınırlayan bir sur ile devam ediyordu. İlk olarak M.S. 1. yy.’da inşa edilen bu kapının, yeniden böyle dimdik karşımızda olması ise 2020 yılının Patara Yılı olması gerekçesiyle olmuş.

Görsel: Burak Karaoğlu

Patara’ya kent kapısından giriş yaptıktan sonra Misafir Karşılama Bölgesi’ne gidiyoruz. Burada önerilen bir gezi rotası var ve bizler de bu rotaya göre devam ediyoruz. Öncelikle karşımıza tiyatrosu çıkıyor. Yarım daireyi biraz aşan yapısıyla devasa görünüyor. Orkestra çapı 80 m’nin bile üzerinde olan Patara tiyatrosu 6000 kişilik. Seyircilerin güneşten korunması için cavea kenarlarında bez olması muhtemel malzemelerden güneşlikler de düşünülmüş. Sahne binası olan skenesi de görülmeye değer kesinlikle. 41.5 x 6.5 m ölçülerindeki skene yapısı 2 katlı tasarlanmış. Tiyatro M.Ö. 2. yy.’da inşa edilmiş. M.S. 2.yy. civarı tüm Erken Roma Dönemi tiyatroları gibi tepesine tapınağı yapılmış ve ardından seyirci bölümü olan cavea yükseltilip gladyatör dövüşleri için modifiye edilmiş.

Likya Birliği’nin Eski Çağ tarihinde eşsiz olduğu birçok alan sayabilirsiniz. Fakat şimdi demokrasisinden bahsedeceğim. Montesquieu 1748 yılında “Yasaların Ruhu” isimli kitabında Likya Birliği’ni ilk cumhuriyet örneği olarak anlatmış. Bu muhteşem yapının 2010 yılında TBMM’nin fonlamasıyla yeniden canlandırıldığını söyleyerek devam ediyorum anlatmaya. 42.80 x 30.60 m ölçülerinde çok düzenli bir yapı gibi duruyor meclis binası. 21 oturma sıralı binada 1400 kişinin oturabileceği hesaplanmış. Yapı bu haline gelene kadar birçok kere şekil ve işlev değiştirmiş. M.Ö. 167 yılında Likya Birliği’nin toplantı yeri olarak başlamış hayatına. M.S. 1. yy.’da Roma hakimiyetine geçen kent, meclis binasını büyütmüş. Sonrasında M.S. 2. yy.’da meydana gelen deprem ile yıkılmış, sahne binası ve stoalar eklenerek yeniden inşa edilmiş. Yıllar ilerledikçe meclis binası işlevinin yanına konser salonu olma özelliği eklenmesi, isminden “Odeion” olarak da bahsedilmesini sağlamış.

Görsel: Burak Karaoğlu

Sırada farklı bir şey anlatacağım sizlere. Meclis binasından çıktıktan sonra üzerinde “ABORA IV TEKNESİ” yazan bir tekne görüyorsunuz. Döneminin en önemli limanlarından birine sahip olan Patara’da görmeye şaşırmayacağımız bir imge aslında bu. Balkanlar’dan Ege ve Akdeniz’e yapılan ticari amaçlı gemi yolculuklarının bir simgesi olarak buraya yerleştirilmiş bu gemi, o dönemlerden kalma bir geminin bire bir benzeri olacak şekilde tekrar inşa edilmiş. İnşa edildikten sonra Bulgaristan kıyılarından yola çıkan gemi Patara’ya gelmiş ve burada da sergilenmeye başlamış.

Görsel: Burak Karaoğlu

12.6 m genişliğinde devasa bir caddeye bakıyoruz şu an. İki tarafında da 6 m genişliğinde İyon düzeninde revaklarla donatılmış. Helenistik Dönem’de inşa edildiği öğrenilen bu caddenin bir liman caddesi olması hiçbirimizi şaşırtmadı, kabul edelim. Liman caddesinin şimdilik 100 m’lik kısmı günümüze ulaştırılmış. Geçirdiği depremler ve suya yakınlığı neticesinde devamının da gün yüzüne çıkarılması bir hayli zor olacağa benziyor. Cadde, kentin ana yapılarını limana bağlarken ilginç bir ayrıntıyla da şaşırtıyor bizleri. Liman caddesindeki taşların üzerinde herhangi bir tekerlek izine rastlanmamış. Bu da bu caddenin araç trafiğine kapalı olduğu anlamına gelebilir.

Biz gezmeye gittiğimizde çalışmaların sürdüğü az sayıdaki yapılardan birindeyiz şimdi de. Bu yapı Merkez Hamamı’ymış. Merkez Hamamı’nın yalnızca duvarları duruyor, arkeolojik çeşitli çalışmalar da devam ediyor. 12.5 x 25 m boyutlarında olan hamam, klasik dönem hamamları gibi 3 farklı sıcaklıklı bölümden oluşuyormuş.

Maslaklar engebeli bölgelerde su dağıtmak için kullanılan bir çeşit yapıdır. Patara’da da bir maslağa rastlıyoruz. Giriş-çıkış boruları gözle seçilebilen yapının etrafı kapalı olduğu için daha fazla ayrıntı sahibi değiliz. Bir sonraki gelişimizde bir şeyler görme umuduyla uzaklaşıyoruz yanından.

Görsel: Burak Karaoğlu

Kentin etkileyici giriş kapısından girildiğinde bir çeşme karşılıyor bizleri. Genişliği 7-10 m arası değişen sekizgen şeklinde bir çeşme. Su geçirmeyen bir çeşit membran olan prapet ile etrafının çevrilmesi, yapı temelini olabildiğince aşağıya yapıp daha rahat su birikmesini sağlamaları ve etrafındaki dahice tasarlanmış oturma yerleri ile ileri bir mühendislik işi. M.S. 1. yy.’da inşa edilmiş, M.S. 4. yy.’da da yıkılmış.

Görsel: Burak Karaoğlu

Patara’da ilgiyi üzerine çeken bir hurmalık var. İsmi Leto Hurmalığı. Burası ile ilgili cümleler kurmadan sözü Patara kurucu kazı başkanı Prof. Dr. Fahri Işık’a bırakıyorum. “Apollo’nun dünyaya geldiği hurmalık ‘Leto Hurmalığı’ diye kutsallaştırılır. Yanı başında da göl vardır. O göl de Apollon’a kutsal sayılır ve Tekerlek Gölü denilir. Patara’da eski bir hurmalık var. Yanı başında da antik liman var, oraya da yıllardır çevredeki köylüler Tekerlek Gölü diyor. Hurmalığın yaşını bilimsel olarak henüz saptamak mümkün olmadı. Uzmanlar tarafından ağaçların değerlendirilmesi devam ediyor. Hurmalar antik cadde ve ara yolların yanına dikilmiş. Roma dönemindeki caddeye göre dikilmiş olabilir. Eğer öyleyse en az 2 bin yıllık bir süreden söz ediyoruz.”*

Patara gezimizin sonlarına gelirken merak uyandıran bir tabelaya gidiyoruz. Etrafı kırmızı plakalarla çevrilmiş bir alanda “Nero Deniz Feneri” yazısını görüyorum. M.S. 84 yılında Roma’nın en güçlü imparatorlarından Nero tarafından buraya bir deniz feneri yapılmış. Tam da bu günlerde fenerin yeniden canlandırılırken çekilmiş videosunu Patara kazı başkanı Prof. Dr. Havva İşkan Işık’ın Instagram hesabında izledim, oldukça heyecanlandım. Patara’yı anlatırken sizleri de heyecanlandırmaya çalıştım. Umarım sizler de gördüğünüzde benimle aynı duyguları hissedersiniz. Sağlıcakla kalın.

*Kaynak: haberler.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s