Kaptanın Seyir Defteri: Bebek Uykusu

Bu seriye başlarken aslında yazacağım bu kadar şey olduğunun farkında değildim.

Bebek uykusu da diğer bebek şeyleri gibi çetrefilli. Ben en çok bu konuda zorlanıyorum, yani evet dişten yakınıyorum son zamanlarda ama diş de uykuyu bozuyor, uyku diş derdi yokken de bozuluyor. Uyku büyüktür diş. Bundan daha fazla su çıkmaz.

Bebeğin bakımı, gelişiminin takibi, ebeveynlik vs. konularına dair kitaplar alırken çok abartmamaya özen gösterdim. Sosyal medyadan zaten uzak durdum, hamilelikten de başlayarak. Bilgi kirliliğinden hoşlanmıyorum. Kaynaklarımı doğru seçmek benim için önemli. Ek olarak, çok fazla ticari gönderiye maruz kalmak ve kendimi aslında ihtiyacım olmayan bir sürü şeyin derdine düşmüş bulmak istemedim. O yüzden bir adet bebek gelişim takibi kitabı aldım (Bu kitapların doktorlar, mümkünse ebeveyn doktorlar tarafından yazılmış olması benim için önemli). Bir adet oyun kitabı aldım: 0-6 ay arası bebeklerle gelişimlerini desteklemek için hangi oyunları oynamanız gerektiğini anlatan bir kitap. Bir adet de uyku kitabı aldım.

Uyku kitabı benim için çok şanslı bir tesadüf oldu aslında. Birinde görmüş olmasam, uyku için kitap almam gerektiği aklıma gelir miydi, bilmiyorum. Sonra çok bocalardım muhtemelen. Ha, şimdi de bocalıyorum. Ama bu bocalamalar ara ara oluyor, düzen bozulmalarında bunların olacağını artık biliyor ve önemsemiyorum, rutinimize döndüğümüzde herkes rahatlıyor (Rutin kelimesini bebekli hayatta çok duyacaksınız, o kadar ki bıkacaksınız). Daha da önemlisi, ‘güvenli bağlanma’yı ve uykunun güvenli bağlanma ile ilişkisini bu kitaptan öğrenmiş olmam. Bir bebeğin bakımına hazırlanırken öğrenmeniz gereken tek bir şey olsa, o şey güvenli bağlanma olur (Herkesin bebeği besleyebileceğini, bebeğin altını değiştirebileceğini ve bir şekilde uyumasını sağlayabileceğini sanıyorum ya aslında bu da benim saflığım).

Burada bir parantez açmak istiyorum. Yazıları büyük oranda birinci tekil kişi kullanarak yazıyorum çünkü mesela bir konuyla ilgili kitaplar araştırıp bulmak, bir konuyu her yönüyle ele alıp değerlendirip, hayatın en içinden şeylere bile metodolojik yaklaşmak benim olayım. Ama bebekle ilgili kararları iki kişi alıyoruz, bebeğe iki kişi bakım veriyoruz, ilk günden itibaren de bebeğin mümkün mertebe hem anne hem babaya bağlanmasının önemle üzerinde durduk ve bence bunu başardık. Çocuk her iki ebeveynin de sorumluluğudur, iş bölümü yapılabilir, bu iş bölümleri dönüşümlü olabilir, yerine göre olmalıdır.

Uykuya dönelim.

Özetlemeye çalışacağım. Bebek uykudan korkar. Uyku, bebek için bir bilinmezdir ve bu, onu kaygılandırır. Herhangi bir sebeple kaygılanan bebek, kendi kendini sakinleştirecek beceriye sahip değildir. Bunu regüle olmak olarak ifade edeceğim. Bebek kendi başına regüle olamaz. Henüz sinir sistemi o kadar gelişmiş değildir. Annenin ya da bakım veren kimse onun desteğine, ‘kapsamasına’ ihtiyaç duyar. Ağlayan bir bebeği kendi haline bırakırsanız, yardım çağrısına cevap alamadığı hissiyle bir yıkım yaşar. Okuduğum uyku kitabında bununla ilgili bir anekdot var. İnsanlara bunu gözlerim dolmadan anlatamıyorum. Umarım doğru aktarabilirim. Diyor ki; çocuk esirgeme kurumlarında birçok çocuk bir aradayken, uyku vaktinde bir sürü ağlama duymayı beklersiniz, çünkü her biriyle özel olarak ilgilenebilecek kadar personel yoktur. Ama duymazsınız. Ağlamalarına karşılık yardım alamayan bebekler, o yıkımı tekrar yaşamamak için ağlamayı bırakırlar.

Birtakım çarpık metotlarla, ağlayan bebeğinizi kendi haline bırakırsanız, ona çaresizliği öğretmiş olursunuz.

Bu ihtimal kalbimi sıkıştırıyor.

Dönelim. Bebek uykuyu ve uyumayı zamanla öğrenecek. İdeal olan, bu süreçte ihtiyaç duyduğu desteği vermek. İhtiyacı azaldıkça desteği azaltarak bağımsızlaşmasına yardımcı olmak (Son cümle sanırım bebekle ilgili her konuda uygulanabilir).

Kitaptan öğrendiğim şekilde aktaracağım: Bebek anne karnından çıktığını 4. Aydan sonra anlamaya başlıyor. Henüz uyku beceri gelişimi için bir şey yapmaya gerek yok. Nasıl uyutacağınız tamamen size bağlı. 4-6 ay arası geçiş gibi. İsterseniz aynen devam edin, isterseniz destekli uykuyu deneyin. 6 aydan itibaren destekli uykuya başlayabilirsiniz. Kademe kademe destek azaltılarak bebeğin kendi kendine uyumayı öğrenmesi bekleniyor (Desteğin kademelerini yazmayı düşündüm, ama bence kitabı okumalısınız. Aksi takdirde hiçbir şey ifade etmeyecek, temelsiz kalacak). Bunun ne kadar süreceği konusu her bebekte farklı. Kısa da sürebilir, uzun da. 6. Ayda başlamayanlar için iş işten geçmiş değil, kitapta ileriki aylar için de bölümler vardı, hatta ben de o bölümleri tekrar okumalıyım. Nedenini birazdan açıklayacağım.

Bizim ilk aylar biraz karışık geçti (Hadi canım!). Uykuda da. Bir yandan, daha önce birinin paylaşımında şu kademeleri okuduğum için, kitabı alınca da ilk o bölümü okuduğum için direkt destekli uykuya başlamaya kalktım. Allah’tan bebeğin sakin değilse sakinleştirilmesi gerektiğini okumuşum da, orada fire vermedik. Erken başladım, diyorum ama aslında Ömer’in bununla bir sorunu yoktu. Gayet sakindi. Ama benim sorunum vardı. Çünkü saatlerce uyusun diye bekliyordum. Ve annem İzmir’den yardıma geldiği zamanlarda da ayakta sallama konusunda savaş verdiğimiz için, yine ben uyutmaya çalışıyor, yine perişan oluyordum.

Eveeet, şu mevzu. Neden ayakta sallama konusunda savaş veriyorduk?

Başta buna karşı olmamın tek sebebi, düşüncede bana tuhaf ve itici gelmesiydi. Çocuğunuzu büyütür, yetiştirirken de istemediğiniz herhangi bir şey için bundan fazla sebep söylemek zorunda değilsiniz. Buna ek olarak, ayakta sallamayı, diğer pek çok şey gibi, bebeği baştan savmak olarak görüyorum. Tabii ki bunu yapan herkes böyle düşünerek yapmıyor. Ama ben yaparsam bu anlama gelecekti. Bebeğe bakım verirken, tamamen onunla olmayı önemsiyorum. Emzirirken, uyutmaya çalışırken, beslerken vs. başka şeylerle ilgilenmenin, bağımızı zedeleyebileceğini düşünüyorum (Bu arada, bunları ben uydurmadım, böyle bir şeyler de okumuştum). Şöyle düşünün, konuştuğunuz kişi yüzünüze değil telefonuna bakıyor mesela. Gibi. Ayakta sallamak da, bebeği bir an önce uyutmak ve ek olarak onu uyutmaya çalışırken onunla değil başka bir şeyle ilgilenmek anlamına geliyor benim için. Fazla mekanik. İnsani gelmiyor. Tuhaf geliyor işte. Ayrıca ten teması çok önemli ve ayakta sallarken bunu sağlayamazsın.

Kitabı okuyup, ilk 4 ay destekli uykuyla işimiz olmadığını öğrenince direkt kucağımızda uyutmaya başladık. Sallanan sandalyemiz var, kucağımızda Ömer, onda sallanarak uyuttuk. Ve bir zaman sonra, kucağınızdayken yüzünüzü okşamaya başladığında doğru yaptığınızı anlıyorsunuz. Temas etmek istiyor ve buna fırsatı var.

Ben destekli uykuyu tekrar ne zaman denemeye başladım hatırlamıyorum ama 6. Aydan önceydi, Ömer harika uyum sağlamıştı. Yan yana yatıyorduk ve uzun ya da kısa, bir süre sonra uykuya dalıyordu. Sonra evimize yapılan yatılı ziyaretlerin anlamsız sıklığı nedeniyle düzeni bozulup, bu beceride geriledi. Tekrar kucağa döndük. Sonra zaman zaman tekrar denediğimiz oldu. Bazen başarabildik, bazen başaramadık. Başarabildiğimiz anların da hemen arkasından ya diş çıkarma, ya büyüme atağı; bir şeyler geldi ve hep destek ihtiyacı arttı, hep basamak düştük. Şimdi Ömer 13 aydan biraz büyük. 11 kilogramın üstünde ve hala kucakta uyuyor, yani biraz zor. Zaman zaman bunu kendi adımıza bir başarısızlık olarak görüyorum (lanet bir kuyudur ebeveynlikte), ama bir taraftan da belki de kitapta anlatılan konu budur, her bebeğin sürecinin farklı olması budur, bu da sürecin bir parçasıdır, diyorum. Hangisi doğru bilemiyorum. Ama ara ara yatırarak denemeye devam ediyorum, Ramazan’dan sonra da bunu daha çok yapacağım.

Uzun uzun ahkam kestikten sonra kendi çuvallamamı özellikle anlattım. Çünkü bunların hepsi fazla kişisel. Ve kitapla ilgili anlattıklarım da… işte fazla kitabi 🙂 Ama benim için değil. Benim için bir şey öğrenmenin temel yolu hep kitaplar. Ve yukarıda olumsuz şekilde ele aldığım yöntemleri kullanan ebeveynler de var ve belki onların da haklı oldukları noktalar var. Belki haklı yok. En güçlü ihtimal bu. Bir de ben, daha önce böyle biri olduğumu bilmezken, doğum yaklaştıkça kendimi bebeğime kendim bakmak ister buldum. Başka bir ihtimal düşünemiyordum. Ücretli izinlerim bittikten sonra ücretsiz izin aldım ve hala o evredeyim. Yani evdeyim, bolca vaktim var ve düşünmem gereken tek şey aslında Ömer (Ben tabii ki yanında beni tüketen her şeyi de düşünmeye tam gaz devam ediyorum ama bu başka bir yazının konusu). Yani, bir an önce uyumadığında yetişemediğim için sorun olacak bir şey yok – bir tek akıl sağlığım. Artık ilk zamanlara göre sabrım, tahammülüm azaldı, hissediyorum. Belki sadece bununla ilgili değildir ama tüm bu bebeği anlamaya çalışma, onun için her an her anlamda hazır olma hali insanı tüketme potansiyeli olan bir şey. Yani, benden farklı yöntemler kullananları da kötülemiyorum aslında. Hepimizin kendimizce doğru olanı yapmaya çalıştığımızı biliyorum. Uykuda da, diğer her şeyde de…

NOT: Yazıda sıkça bahsettiğim kitap; Uyku, Güvenli Bağlanma ve Bebeğiniz. Yazarı Sinem Özen Canbolat. Uzman gelişim psikoloğu.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s