Adana 1

Tatilleriniz kaça ayrılır? Bizimkileri tastamam sınıflandıramam ama birkaç örnek verebilirim: aile saadeti, deniz kenarına serilmeli, keşif… Adana – Antakya’ya yaptığımız gezi keşif kapsamındaydı. Keşif gezisi mahiyeti gereği, şehrin hakkını vermek üstüne değil, şehirde ilgimizi çeken her şeye dokunmak üstüneydi. Yani demem o ki bu bir tavsiye yazısı değildir, olsa olsa gezdiğimi gördüğümü unutmayayım yazısıdır.

  1. Gece Adana Havalimanı’na indik. O an farkında değildik ancak otomobil kiralama hususunda “Çizgi”den memnun kaldık. Birbiçer’de kebap yedik. Ben gurme falan değilim ancak Ankara’da da bu kebaptan var bence. Hakimevi konaklamak için çok çok uygun fiyatlı. Temizce, konforlu… İyi yani. Ulaşmak için tren yolu ile ikiye bölünmüş şehri boydan boya geçiyoruz.
  2. 1. Gün: Biz Eskişehirliyiz. Eskişehir’de büyüyen her çocuk trenleri sever mi bilemem ama Andaç’la ben trenlere düşkünüz. O yüzden trenle Belemedik’e gittik. Ancak trenler nostaljik olamayacak kadar yeni, modern sayılamayacak kadar yavaş. Üstüne üstlük çok çok çok kirli. Bayağı kirli. Belemedik ise yeşil, serin, güzel bir mesire alanı gibi. İstasyonları ise nostaljik, keyifli. Sonra, öğleden sonra Karaçizmeli Lahmacun’da fındık lahmacundan büyük normal lahmacundan küçük lahmacunlar yedik. Çıtırdı, yağlıydı, lezzetliydi ama aman tanrım bu nasıl bir şey değildi. Bir de limon yerine lime veriyolar her yerde. Lahmacununuza lime sıkıp yiyorsunuz burada da bu tarz bi akdenizlilik mevcut. Bir de bici bici meselesi var. Toz şekerin üstüne şekersiz bir muhallebi koyuyolar. Muhallebinin üzerine rendelenmiş buz. Buzun üzerine güllü şurup. Üstüne pudra şekeri ve birkaç dilim çilek ve bir dilim muz. Yani okunduğu üzere matah bir tarafı yok ancak Adana ekim sonunda dahi 35 derece dostlarım. Yani insanlar buz kaşıklasa anlayışla karşılar, empati kurarım. Sonra şehir merkezinde dolanıyoruz, içinden nehir geçen şehirlerin kendine özgü bir havası var. Arkadaşıma da Adonis diye bir yerden şalgam suyu alıyoruz. Yani belki kızacaksınız ama e bundan da Ankara’da var.
  3. 2. Gün: Dostlarım, Adana Müzesi’nin hakkını yiyorlar. Burası da kocaman, özenli, mozaiklerin harman olduğu bir yer. Uzuuunca bir müze gezisi sonrasında, Adana’nın Ostim’i denebilecek bir yere gidiyoruz, Apranti’de közde içli köfte yemeye. Burası sanayi sitesi gibi bir yerde. Teretür isimli bir mezeyi içli köfteye süre süre yiyoruz. Kocaman, iri yarı abiler de öğle yemeklerini yiyor hatta kimisi demleniyor. Salaşlığın ve lezzetin dibine vuruyoruz. Bak, teretürden ve közde içli köfteden Ankara’da yok. Son olarak Kazım Büfe’den muzlu sütlerimizi alıp Antakya’ya doğru yola koyuluyoruz. Muzlu süt gerçekten çok güzel. Yolda gezilebilecek yerler mevcutmuş ancak biraz ateşim çıkıp da yorgunluk sarınca uğrayamıyoruz.

Antakya’yı da sıradaki sayıya bırakıyoruz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s