Kestiğimiz Ahkamlar

Oturdum bin ahkam kestim. Çünkü yazar olmak bunu gerektirir. Yazar olmaya çalışmak da yazarlara öykünmeyi. Dolayısıyla yazar olmaya çalışan bir yazma meraklısı olarak yazarmış gibi davranmamı izah etmekte zorlanmam. Neyse. Ne diyordum. Yazarlar, evet, sürekli ahkam kesiyorlar. Son zamanlar okuduğum kitaplardan anladığım bu. Süreç şöyle işliyor: Bir konu bul, ortaya bir iddia at, çerçevesini oluştur. Üzerine birkaç cümle kurarak yapabilirsin bunu. Aman dikkat cümlelerin “kesin … Okumaya devam et Kestiğimiz Ahkamlar

Kaptanın Seyir Defteri: Bebek Uykusu

Bu seriye başlarken aslında yazacağım bu kadar şey olduğunun farkında değildim. Bebek uykusu da diğer bebek şeyleri gibi çetrefilli. Ben en çok bu konuda zorlanıyorum, yani evet dişten yakınıyorum son zamanlarda ama diş de uykuyu bozuyor, uyku diş derdi yokken de bozuluyor. Uyku büyüktür diş. Bundan daha fazla su çıkmaz. Bebeğin bakımı, gelişiminin takibi, ebeveynlik vs. konularına dair kitaplar alırken çok abartmamaya özen gösterdim. Sosyal … Okumaya devam et Kaptanın Seyir Defteri: Bebek Uykusu

Beklemek Üzerine Kısa Bir Demeç

Selam sevgili okur, Bu yazıya başlıkla başladım. Çünkü konudan sapmadan direkt anlatmak istiyorum meramımı. Başlıkla kendimi sınırlandırdığımı düşünüyorum. Neyse. Hayatınız bir şeyleri bekleyerek geçiyormuş gibi mi geliyor? Bir zamanın gelmesini veya bir zamanın geçmesini, bir şeylerin çözüme kavuşmasını, yoluna girmesini… Kısacası hayatımızda yenilik doğuran bir hadise yaşanmasını bekliyoruz. Çoğunlukla da bunun kendi kendine olmasını, ama şu an konumuz bu da değil. Hepimiz az buçuk böyleyiz … Okumaya devam et Beklemek Üzerine Kısa Bir Demeç

Dizilerden Bize Uzanan Bir Düşünce

Psikolojinin/psikiyatrinin ön planda olduğu dizilerin rövanşta olduğu son 2-3 yıl geçirdik. Özellikle ülkemizde Gülseren Budayıcıoğlu adında bir psikiyatrın olduğundan ülkecek haberdarız artık. Tabi psikoloji deyince de dram üzerine kurulu senaryolar aldı başını gitti. Aslında bakarsanız bir miktar bıktırdı da bu tarz çalışmalar. Zira her zapladığımızda karşımıza bir travma çıkıyor. Bir açıdan olumlu yönleri de var bu derece içimize odaklanıp çözmeye çalışan dizi seçeneğimizin olmasının. Mesela … Okumaya devam et Dizilerden Bize Uzanan Bir Düşünce

Düzensizliğe evril(eme)me!

Camdan bir fanusun içindeyim. Önümdeki tuvalde fırça darbelerini oradan oraya vuruşlarımı seyrediyor bedenimden ayrılmış ruhum. Kendi mücadelemi izlerken, etrafımı gözlemleme fırsatı buluyorum: hırslar, entrikalar, türlü türlü alavere dalavereler, çoğunluğun etrafına adeta karabasan gibi çökmüş. Kimileri bile isteye, kimileri ise bilmeden kendi Frankenstein’ını yaratmış aslında, o Frankenstein’ın kendi sonu olacağını bilmeden belki de. Değişen neydi peki? Dünyanın kendi ekseni etrafındaki dönüşü tüm istikrarıyla sürerken, değişen, kendi … Okumaya devam et Düzensizliğe evril(eme)me!

Trafiğe Çıkarken

Yirmi beş yaşında ehliyet alabildim. Aslında “Neden bu kadar geç aldın?” diye sorabilirsiniz. Çünkü araba korkum vardı. Arabayla ilgili herhangi bir travmatik olay yaşamadım. Ama araba süremem, diye korkum her zaman oldu. Bazen de fazla detaylı düşünüp bir cana zarar verme korkusu da baskın geliyordu. Daha sonrasında araba alabildim. Trafiğe çıkmaya başlarken birçok şeyin farkına vardım. Ülkemizde özellikle de büyükşehirde yaşıyorsanız araba sürerken özellikle trafiğin … Okumaya devam et Trafiğe Çıkarken

Sayın Her Şeyi Bilen

Şimdi size bir insan grubunu tarif edeceğim. Sonra hepiniz; “ya bu anlattığın bizim … ya!” diyeceksiniz. Çünkü hepimizin çevresinde bu insanlardan en az bir tane var. Kim bu insanlar? Aşağılık kompleksi diye bir şeyin psikolojide yeri var mı bilmiyorum. Yoksa bile hepimiz bu kelimelerin tanımladığı davranış şeklini artık biliyoruz. Bunu derinlerinde tutan birtakım insanlar bunu narsisizm ile birleştirip ortaya bir kişilik çıkarıyor ki sormayın. Eğer … Okumaya devam et Sayın Her Şeyi Bilen

Kişisel Gelişime Bakış

Kişisel gelişim denilince aklımıza genelde günümüzde oluşturulan ifade gelir. Nedir bu ifade? Yani ne olursa olsun ‘Sen çok güçlüsün, başına birçok şey gelmiş olabilir ama bunları bir kenara bırak hayatını yaşa.’ gibi sözler çok çıkar oldu karşımıza. İlk başta bu sözler bize iyi geliyor gibi olabilir. Ama kendimizi hala çok güçlü ya da aşırı iyi hissetmediğimizde kötü hissetmeye başlıyoruz. Hatta çoğumuz kişisel gelişimin psikolojiyle bağlantısı … Okumaya devam et Kişisel Gelişime Bakış

“Mercimek Ayıklamayı Seçen” İşçi ve Emekçiler İçin Bir Yazı

“İnsanlar senin kim olduğunu düşünürse düşünsün, senin için ne derlerse desinler, sen her kimsen; o’sun!” Merhaba sevgili okur, güzel bir alıntı ile başlamak istedim, bol bol alıntı bulacaksın bu yazıda. Ve tabii ki, 1 Mayıs kutlu olsun!  Bahar, tüm canlıları olduğu gibi biz insanları da fizyolojik bir uyanışa geçirmiş olacak, serotonin, dopamin kış uykusundan uyandırdı, içimiz karantinanın tüm kasvetine rağmen neşe ile kaplı, iyi ki … Okumaya devam et “Mercimek Ayıklamayı Seçen” İşçi ve Emekçiler İçin Bir Yazı

İnadına

Merhaba sevgili okur, derginin bu sayısında herkesin sürekli maruz kaldığı ve sanıyorum az buçuk rahatsız olmaya başladığı bir ifadeden bahsedeceğim: İnadına. İnadına yaşa, inadına gülümse, inadına mutlu ol, inadına başar, inadına yap… Çokça türevini duyuyoruz her türlü sosyal mecradan. Önceleri reklamlarda, pazarlama politikaları aracı olarak kullanılan bu kelime, şuan herkesin diline pelesenk olmuş durumda. Bir gün bir arkadaş meclisinde, dertlendiğin sıra arkadaşının ağzından çıkıveriyor; “Onlara … Okumaya devam et İnadına

Ölümsüz Kitaplar Müzesi – Kütüphane

Arapça kütüb ve Farsça hane kelimelerinin birleşmesinden oluşan bir sözcüktür kütüphane. Kütüb kitaplar demekmiş, hâfz-ı kütüb kütüphane memuru, dâr-ül kütüb okuma salonu… Hane ise malum hala kullanılan bir kelime; ev. Türk Dil Kurumu’na göre kütüphane namı diğer kitaplık. Günümüzde kütüphane sadece kitaplar için değil her türlü sanat eserinden oluşan arşivleri ifade etmek için kullanılıyor. Ama tabi kütüphane adını taşıyan kurumların hemen hepsi basılı eserlerden oluşan … Okumaya devam et Ölümsüz Kitaplar Müzesi – Kütüphane

Pozitiflik Kavramının Anti Maddesi – Toksik Pozitiflik Üzerine Bir Yazı

Bu yazıda biraz iç dünyamıza yönelelim, yakıtımızı tazeleyelim istedim. Pozitif olmak için kendini zorlayan insanlar görüyorsun veya sürekli pozitif insanlar görüyorsun. Herkes gülüyor. Kimsenin suratı asık değil. Aynanın karşısına geçiyorsun, “Herkes yolunu bulmuş bir biz mi kaldık?” diyorsun. Duyuyorum, biliyorum… İşte bu yazı, bu tarz soruların için gönlüne su serpmek için yazıldı. Özetle tek cevap veriyor, sevgili okur. Sen sağlıklı bir bireysin. Aksine karşındaki insanlar, … Okumaya devam et Pozitiflik Kavramının Anti Maddesi – Toksik Pozitiflik Üzerine Bir Yazı

Podcast İncelemeleri 1 – Kaptan Zaman

Selamlar sevgili okur, çağımızın geldiği teknoloji düzeyinde yerini çoktan alan, sanat, eğlence, kültür imkanı sunan güncel bir platforma ilişkin inceleme yazıları serimizin ilk yazısı ile karşınızdayız. Bu yazı ve akabinde geleceğini umduğumuz yazılar ile dinlerken eğleneceğimiz, yeni bilgiler öğreneceğimiz, ufkumuzu genişletip arşa çıkaracağımız podcastleri inceleyeceğiz. İlk podcastimiz Kaptan Zaman. J. Hakan Dedeoğlu, Aylin Güngör ve Sezin Akbaşoğulları’nın ortak çalışması bir podcastten söz ediyoruz. Aslında Kaptan … Okumaya devam et Podcast İncelemeleri 1 – Kaptan Zaman

İç Çekiş

Evler dolup taşıyor insan cıvıltısıyla, oysa sokaklar, kimsesiz insanlarla dolu bu saatlerde. Her gün, her akşam bıkmadan atılıyor havai fişekler, oysa geceler, aç ve korkmuş hayvanlarla dolu.Bilhassa kuşlara gidiyor aklım, insan cıvıltısı için nasıl da zebil ettik kuşları. Canım çok sıkılıyor. Doğayı görmezden gelen insan soyuna bakıyorum, gözlerimden uzun soluklu yaşlar akıyor. Okumaya devam et İç Çekiş

Bir Kitapseverin Edebiyat Notları

Edebiyat nedir? Kitap sevmek bir tutkudur. Ardından at koşuyor gibi olursun bazen. Her şeyi okumak, hepsini sindirebilmek ve daha çok okumak istersin. Suyun ve kitapların yanındaysa huzurlusundur. (İki yaşamsal ihtiyaç benim için.) Peki, hangi kitapları okumalı? Klasikler mi, post modern edebiyat mı? Bu sorunun cevabı çok zor zira hepsinin ayrı tadı, ayrı işleyişi var insan ruhu üzerinde. Tsundoku var bir de. Kitap toplama, biriktirme ama … Okumaya devam et Bir Kitapseverin Edebiyat Notları

Yaşayacağız da ne olacak bana söyler misin? Yaşayacaksın da ne olacak? Ne geçecek eline? Herkesin karşılaştığı son ile karşılaşacaksın. Öleceksin, sonra seni gömecekler, arkandan iyi insandı vs. kalıplaşmış şeyler söyleyecekler, ağlayanlar olacak, fakat günün sonunda herkes normal hayatına geri dönecek. Kaçışın yok yani bu sondan. Doğdun. Ölene kadar hayatta kalmaya çalıştın ve sonra öldün. Başlangıç ve bitiş noktaları herkeste aynı iken, aradaki yolculuğun ne önemi … Okumaya devam et

İnsanlar, Olaylar ve Beklentiler Üzerine Bir Düşünce

Bugün bir arkadaşımla insanlar ve ilişkiler üzerine konuştuk. Epey yaralı olduğumuz konular olmalı ki günün koşturmacası içinde bulduğumuz 5 dakikalık telefon konuşmasında derinlere dalmamız saniyeler aldı. İnsanlar neden böyle, sorularının başımız tacı olduğu, hala şaşırabildiğimiz ve bir o kadar da bizi etkilemeye devam eden insanlardan ve olaylardan konuştuk. İşin aslı onun yarası tazeydi, benimse yaşanmışlığım fazla. Dengelttik tecrübelerimizi. Şöyle bir şey söyledi: Uzaklaşamadığımız şartlar ve … Okumaya devam et İnsanlar, Olaylar ve Beklentiler Üzerine Bir Düşünce

Hayata Bakan Pencerelerimiz

Evlerimizde, iş yerimizde, okullarımızda, arabamızda daha sayamadığım birçok yerde pencereler vardır. Dışarıya bakmamızda fayda sağlayan pencereleri hayata olan bakış açımıza benzetiyorum. Bahar aylarına girerken evimizde genel bir temizlik yaparız. Özellikle evimizin güneş almasını sağlayan pencerelerimizi silmemiz gerekir ki evimiz daha iyi aydınlansın. Dışarıya daha temiz bir şekilde bakmaya başlayalım. Hayata bakış açımızı da sürekli temizlemeye çalışırız ya da biz fark etmeden de hayata olan bakışımızı … Okumaya devam et Hayata Bakan Pencerelerimiz

Zaman Yönetimi ve Diğer Şeyler

Merhaba sevgili okur, sana hitap ederek yazdığım bu ilk yazı. İç dehlizlerimde kaybolmalı yazılardan fırsat ancak bu kadar yılın sonunda sana gelebildi desem üzülmezsin inşallah. Öncelikle bir çekince koyarak yazıma başlayayım. Ben bir kişisel gelişim uzmanı falan değilim. Bu da esasında benim uzmanlığım ile yakından uzaktan alakası olmayan bir alan. Hiçbir kaygı gütmeden sadece deneyim paylaşımı niteliğinde yazıyorum (Böylece daha en baştan tüm eleştirileri kendimden … Okumaya devam et Zaman Yönetimi ve Diğer Şeyler

Pi’yi kaç alalım?

Bazı konularda tavrım nettir. Bu net olduğum konularda zaman zaman kendi fikirlerimi yumuşak şekilde savunurken, bazı zamanlarda ise kendimi tutamayıp aksi fikirde olan insanlara karşı agresif tutumlar sergileyebiliyorum. Bu yazı ise tavrımın net olduğu ve fikirlerimi agresif şekilde savunduğum bir konu hakkında. SANAT VE BİLİM BİRBİRİNDEN AYRI KAVRAMLARDIR. Türk televizyon tarihine adını çok sağlam şekilde adını yazdırmış bir isim: Reha MUHTAR. Kendisini ana haber bültenlerindeki … Okumaya devam et Pi’yi kaç alalım?