Her Şeyi Gördüm

Bugün oğlumla çeyiz ‘kutularımı’ karıştırdık. Çeyiz sandığım yok. Bakma, çeyizimin olması mucize. Anlatacağım.

Şu an oturduğumuz eve taşınınca 3-5 kutu aldım dolapların içlerini organize edeyim diye. İçleri temel olarak danteller, işlemeli seccadeler, kurdeleli havlular ve bilumum çeyiz ıvır zıvırı. Zaman ilerledikçe, önceden hafife aldığım, dalga geçtiğim bu eşyalar gözümde değer kazanıyor. Hiç kullanılmayacak şeylere bu kadar zaman ve emek verilmesi saçma, diye düşünürdüm, çünkü bunları hiç kullanmayacağımı düşünürdüm. Ki aslında ‘çeyiz’ dendiğinde hepimizin gözünde canlanan allı pullu, gösterişli, katiyen kullanılamaz, yalnızca sergilenebilir şeyler konusunda hala aynı düşünürüm. Hiçbir zaman yeni gelin olmadım. Olmayı kendime hakaret sayardım, sayarım. Varaklı mobilyalar almadım, elektrikli ev aletlerimin performanslarıyla övünmedim, tek bir misafir ağırlamasında 15 çeşit ikram pişirmedim. Nişanımda fuşya abiye giydim ama onu karıştırma.

Peki içine belli ki benden başka kimsenin girmesine izin olmayan, kurduğum bu dünyada kendi kendime eylemler, direnişler yaptığım zamanlar dışında neler düşünüyorum? Değişenler neler?

Nesilden nesile aktarılan güzelliklerin önemini anladım. Çünkü farkında olalım ya da olmayalım, biz zaten her şeyi aktarıyoruz. Ve çoğunluğu defektler oluşturuyor. Güzel şeyleri geride bırakırsak birbirlerini götüremeyecekler. Kendi sonumuzu getireceğiz.

Bırak aynı şeyleri giymeyi, yemeyi, okumayı; herkesin aynı şeyleri düşündüğü bir dünyada yaşamaya başladık. O kadar tatsız, renksiz; bir o kadar tehlikeli! Gözünü çevirdiğin her yer aynı, her şey kişiliksiz. Böyle bir dünyada anneannemin ördüğü dantel perdeyi, oyalarını yaptığı havluları, annemin ördüğü fiskos örtüsünü önemsiyorum.

Bağlarımız kadar anlamlıyız. Kim ne derse desin bu böyle. Dünyayı çekilir kılan, görmeyi başarabildiğimiz güzellikler. Bunların en değerlileriyse anılar. Bizi toprağa bağlayan, olmasa yer çekiminden kurtulup, atmosferden çıkıp, uzay boşluğunda kaybolacağımız şey anılar. 30 yaşındayım. Şimdiden çocukluğumun nostaljisini yapıyorum. Anneannemle sabah kahvesi içişimiz, babamın beni okuldan aldığı akşamlar arabada başımı cama dayayıp dinlediğim şarkılar, denizden topladığım kabuklar…

Hiç de yaşlanmış hissetmiyorum, hala çocuk gibiyim, demiştim. Bakıyorum kendimi anlamam yine zaman almış.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s