Alıntı

16 Kasım 1961

…Sonunda öyle bir yere varıyorsun ki, hayatının sahici bir şeye benzemesini istemeye başlıyorsun… Ama sonra, sahici olan nedir diye düşünüyorsun. Başkalarının hayatı hakikaten sahici mi? Bizden öncekiler hakikaten yaşadılar mı?

Boşlukta sallanan, ucunda ağırlık olmayan bir ip gibiyim Yengecim… O ip kopar mı?  Hastanede, babamın başucunda Kopernik’in hayatını okudum. Hakikaten yaşamış…

Mino’n

    (Mino’nun Siyah Gülü, Hüsnü Arkan)

 

Alıntı

“Kitap fazla ciddi, gazete fazla sorumsuz. Dergi, hür tefekkürün kalesi. Belki serseri ama taze ve sıcak bir tefekkür. Kitap, çok defa tek insanın eseri, tek düşüncenin yankısı; dergi bir zekalar topluluğunun. Bir neslin vasiyetnamesidir dergi; vasiyetnamesi, daha doğrusu mesajı. Kapanan her dergi, kaybedilen bir savaş, hezimet veya intihar.”
Cemil Meriç, 1992, Kafkaokur sayı:9

Alıntı

*

“Yaşamayı seviyorum; yaşamayı, acı çekmeyi, evimin yolunu bulamamayı, telefonları açmamayı, kitapları tamamlayamadan yırtıp atmayı, elektriğin kesilmesini, buzdolabında sakladığım ekmeğin bir kısmının küflenmesini, masanın bir ayağının kısa olmasını ve huzursuz edecek şekilde sallanıp durmasını, elimdeki sigarayı yakabilecek kibrit bulamamayı, çok ihtiyacım olan bir şeyi aylarca alamamayı bile seviyorum.”

Tarık TUFAN, Şanzelize Düğün Salonu 

Alıntı

Galiba önce ben bir eğretileme atmıştım ortaya: Martı’sından kopmuş bir Tüy, diye. -sonra da sen, bunun çeşitleme’sini yapmıştın: Tüy’ünü terk etmiş bir Martı…

İle, Oruç Aruoba