Bahçedeki Salıncak

“Bu kentin her yanını unuttuk.”*

En son ne zaman hissettiniz kalbinizin attığını? En son ne zaman nabzınızın farkına vardınız?

Yaşamayı fazla abartıyoruz. Hayır, yanlış anlaşılmasın: Yaşamayı o kadar abartıyoruz ki, yaşadığımızı unutuyoruz. O kadar kapılıyoruz ki dünyaya ve saçma telaşına, kalbimizi duymuyoruz bile.

Stres.

2000lerle girdi hayatımıza. Ya da 2000lerde tavan yaptı, zirveye yükseldi, popüler oldu falan. Her gün yeni bir olayla çıkıyor karşımıza. Sürekli bir dikkat çekme çabası. Sürekli bir ‘Ben buradayım, bir yere gitmedim.’ler.

Farkındayız dostum. Damarlarımızda gezen ikinci illetsin. Ya da birincinin gayrimeşru çocuğu, bilemiyorum.

İllet dedim de, siz de sıkılmadınız mı artık bağzı şeylerden? Anarşinin böyle alenen kutsanması sizin de insanlığınızı acıtmıyor mu?

Neyse.

Tatilimin ilk yazısında yer vermek istediğim konu huzur olur, onu altüst edenler değil.

Heartfish_by_three_red_balloonsGüzel kitapların, güzel fimlerin; belki faydalı bir kursun olduğu bir tatil düşlüyorum. Ramazan’ı elimden geldiğince hissetmek istiyorum. Tadını sevemediğim yulaf ezmelerimi, final-özel sert kahvelerimi Denizli’de unutmuş olup, iyi ki de unutmuş olup,  annemin olağanüstü leziz yemekleriyle dolu buzdolabına serenat yaparken kilo almamak istiyorum.

Tatil gibi tatil istiyorum.

Tatil gibi tatil diliyorum.

Sevgiler.

*Edip CANSEVER, Ona Bir Kolye Vermiştim

Düşüncelere Düşleme

Şimdi ben buna hitabetle başlasam,

Bu yazacağım mektup değil.

Şimdi ben bu bir mektup olsun desem,

Edeceğim hiçbir kelime sana layık değil

***

Layık, layık, layık…

İki hece, beş harf.

Ederi tek nefes.

Değeri?

Paha biçilir mi?

***

Layık olmak.

Bazı şeylere, bir şeye ve bir kimseye.

Birine yönelmenin “e” hali.

Birine varmanın “de” hali.

Kendinden geçmenin “den” hali.

Ve

Bir başkası olmanın, bir başkası için olmanın “yalın” hali.

Bir nevi vazgeçiş bu yüzden, bir nevi teslimiyet.

***

Vazgeçmek. Zor zanaat.

Bir bebek gibi memeden, bir tiryaki gibi “cigaradan”… Yardan da serden de yar için vazgeçmek.

Teslimiyet ardından. Daha da zor.

Canım “sana feda olsun” dercesine,

Sen yanımda ol ben “hiç” olurum dercesine,

Birken iki olmak, ikiden tekrar bire düşmek için teslimiyet.

***

Zihnimin içinden birken iki, ikiyken bin oluveren düşünceler. Çoğaldıkça çoğalıyorlar. İstesem vazgeçebilirim, istesem teslim olabilirim.

Lakin kader denen şu melun ne olacak? Nereye varır düşüncelerden çizilen şu belirsiz yol? Taşlar mı dikenler mi var önümde yoksa gül bahçeleri mi?

Allah’ım bu belirsizlik beni öldürecek! Söyle düşüncelerin de orucu olur mu? Şimdi niyet etsem, düşünceleri düşlemeye cennette salıversem kabul olur mu?

H.A./ Temmuz 2013