Orta Çağ’dan kalma bir gün

Selamlar Sayın arkeoloji severler. Bugüne kadar Dilemma dergide uğramadığımız kadar farklı bir yere uğruyoruz. Sizlerle birlikte antik kentlere yaptığımız yolculuklar genelde Neolitik, Helenistik çağ isimleriyle adlandırdığımız M.Ö. 200’ler, 750’ler vs gibi zamanlara idi. Bu sefer biraz daha yakın bir zamana geliyoruz. Muğla’nın antik kalıntı kokan topraklarında antik harabeler ararken gördüğüm bir kahverengi tabela bu. Milas ilçesinin güney-doğusunda “Beçin” yazan bir kahverengi tabelayı takip edip, tepedeki … Okumaya devam et Orta Çağ’dan kalma bir gün

Kara Ölüm

Bu defa aslında çok da bilindik olmayan bir hikaye. 14. yüzyılda Avrupa kıt’asını belki de yok olmanın eşiğine getiren veba salgını…

Daha önceden de Avrupa kıtasında aslında görülüyormuş veba hastalığı ama 14. yyda olan salgın kadar hiçbiri etkili olmamış. Öncelikle Avrupa’nın üçte birini yok eden bu hastalığı tanımakta fayda var.

Orta Çağda veba 3 alt tipe sahiptir; hıyarcıklı, septisemik ve pnömonik. En yaygını ise hıyarcıklı cinsidir.  Yersinia pestis isimli bakteri tarafından enfekte olan bir kemirgence yayılmaktadır. Bakteri aslen pirelerde bulunmakta, onlar tarafından bir kemirgenden diğerine taşınmaktadır. En çok fare türü kemirgenlerce bulaştırılmaktadır insanlara hastalık… 14. yyda hayvanların çokça ölmesiyle hastalık pirelerin taşıyıcılığı ile insanlara geçmiş ve salgın boyutuna ulaşmıştır.

Pirenin ısırığı Okumaya devam et “Kara Ölüm”