Hangi Normal?

Geçen sene mart ayında (evet mükemmel zamanlama) taşındık Anadolu yakasına. Ve önceki evimizin tersine, bu evimizin konumu çok merkezi ve sahile çok kısa mesafede. Bu sayede evren, şu son bir buçuk yılın tüm saçmalıklarını; pandemiyi, zamansızlıktan mecburen taşınılan evi, berbat bir yeni işi, hepsini telafi etmek istercesine, sabahları martı sesleriyle dolduruyor yatak odamı. Martı sesleri için minnettarım Allah’ım. Bir hekim olarak mecburen olayın fazla içinde … Okumaya devam et Hangi Normal?

Jazz Altında Korona

Bir jazz müziğinin notaları ardınca dökülüyor bu satırlar. Notalar kulağımda bir köşeden öbür köşeye koşturuyor. Dans ediyorlar sanki, limitleri kafamla sınırlı bir dans. Bu dansa eşlik etmek istiyorum. Ve bir hayal tutuyorum -dilek değil-.   Gözlerini kapatıyorsun. Müzik kulaklarında yankılanmaya ve dans etmeye devam ediyor. Gözlerin açık ama bilincin kapalı. Neredesin?    Üsküdar sahile doğru gidiyorum. Selami Ali’den aşağı vurdurmuşum. Orkideci yahut salepçi yok artık … Okumaya devam et Jazz Altında Korona

Salgında Özlediklerim ve Minik

Bu ara hava hep kapalı ve İstanbul çok gri. Sonbahar melankolisinin dibine vurmuş durumdayım. Bunu, artık yedi aydan fazla zamandır uğraştığımız salgına ve biraz da son günlerde karnımı gözle görülür şekilde şişirmeye başlamış minik tırtıla bağlıyorum. Kendisi 18 haftalık haliyle artık bahse değer bir birey bence. Bu yazı da, zamanında korebenin karantinada neleri özlediğimden bahsettiğim bir resim altı yazısını okuyup, bu konseptte yazmamı ve BKnın … Okumaya devam et Salgında Özlediklerim ve Minik