Ağustos Yine Bildiğimiz Gibi

Ağustosun sonuydu ve Ankara kaynar bir kazan gibi fokurdayıp duruyordu. Aklım olmadık çalışıyordu, midem yanıyordu, içim bir sıkılıp bir açılıyordu. Neden sonra anladım çok yorulduğumu. Adım adım değil bir perdenin kalkışı netliğinde berraklaştı yorgunluğum, geldi karşıma oturdu. Ben de kucakladım yorgunluğumu gittim yatağıma uzandım. Hava da bunu beklermiş gibi insafa geldi birden, bir yel yaladı parmak uçlarımı. İşte ben ve yorgunluğum koyun koyuna yatarken öğrendiklerimi … Okumaya devam et Ağustos Yine Bildiğimiz Gibi

Eylül Zamanları

‘Eylül toparlandı gitti işte Ekim filan da gider bu gidişle’ Ne güzel demiş Turgut Uyar. Zamanın acımasız gidişini hatırlamak için hep bu dizeleri söylerim içimden. Söylerim ama hep içimde bir şeyler acır. Sanki elimden bir şeyler kayıp gider. Eylül ayına aşığım. Her başladığında içimde korku olur ama yanında umut da oturur. Farklı duyguları aynı anda yaşayıp ne olduğunu anlamaya çalışırken içime kapanmaya başlarım. Çevremdeki insanlar … Okumaya devam et Eylül Zamanları

“Bir birey olarak yetiştirmek istiyorum on elimden geldiğince. Neye yeteneği varsa onu bulsun hayatta. Balet olacaksa balet, mühendis olacaksa mühendis… Önüne birtakım şeyler koyup, fırsatlar tanıyıp, kendi seçimlerinde serbest bırakmak niyetim. O koruma güdüsü var ya, orda işte, insan çuvallayabiliyor. Ben Leon’un biraz özgür ruhlu olmasını arzu ediyorum. Kendi endişelerimi dizginleyip çocuğa da fırsat vermek gerektiğini hatırımdan çıkarmamaya çalışacağım. O da kendi hatalarını yapsın. İnşallah … Okumaya devam et