Yürüyoruz

Sahil yolunda, adım adım. Gözlerim manzaraya dalıyor, sonra sana. Kalbim hızlanıyor, adımlarım tam tersi. Bir şey söyleyecek gibi dudaklarımı aralıyorum. Vazgeçiyorum sonra.

Yürüyoruz.

Bir anı canlanıyor sahil boyunca, burkuyor yüreğimi: Yüzüme bakıyorsun, elime bir kutu tutuşturuyorsun. “Umarım beğenirsin.” diyorsun. Sesinle zaman duruyor adeta. Bilmiyorsun ki; o kutuda içtiğin sigaranın yanmış izmariti dahi olsa, hazine değerindedir benim için. Hediyeni alıyorum kutudan, kalbimi içine koyup geri veriyorum sana.

Yürüyoruz.

Hediyeni alıp, kalbimi kutuya koyduktan çok sonra. Zaman da bizimle birlikte yürüyüp gitmiş elbet… Söylemeye cesaret edemediklerim var. Susuşlarımda eskiye göre daha fazla kelime hapsolmuş.

Yürüyoruz.

Biz yürüsek de aramızda hiç yürümeyen bir şeyler var. İnkar edercesine yürüyoruz. Donuk bir damla gibi akıp gitmiyor aramızdan. Ne kelimelere geçit veriyor, ne bakışlara.

Yürüyoruz.

Gözlerim sana değmeye korkuyor. İçimde çırpınan kuş daha çok arıyor özgürlüğünü sanki, çırpınışları arttıkça artmış. Kalbimi çıkarıp basmışlar Tuz Gölü’ne, öylesine acıyor canım. Sen gitmesen ben gideceğim, biliyorum. Ben gitmesem, biliyorum ki sen…

Yürüyoruz.

Aramızdaki yürümeyen şeyin farkında olarak. Zaman daralıyor oysa, çamurdan evler yapan çocuğu annesi eve çağırmaya başladı bile. Vakit akşama merdiven dayamış. Bizim için fısıldıyor Cemal Süreya:

“Yürüyoruz bütünlemeye kalmış bir sessizlikte

                               Keşke yalnız bunun için sevseydim seni”

Yürüyoruz.

Gözü kara bir sessizlikte. Akşam çöktü çökecek. Oysa karanlıkta daha zor gizlemek gözlerimin sana bakarkenki parıltısını, yemin ederim öyle seviyorum seni. ‘Ama’lar çoğalıyor işte o an. Seviyorum ama… ama… ama… ‘Ama’lar âmâ ediyor sevgiyi. Ne yöne gideceğini şaşırıyor.

Yürüyoruz.

Gitmen için yalvarıyorum içimden. Sen gitmezsen ben gideceğim, hiç istemesem de. Ne olur git diyorum o yüzden. Aşk denilen şey içimizde kaldıkça çürümeye mi mahkum? Öyleyse azat edeyim ki içimden, bu şekilde yakmasın artık canımı.

Yürüyoruz.

Çocuk boşvermiş çamurdan evini, annesine koşuyor. Akşam çökmüş üzerimize. Biri benim yerime ağzımda büyüyen ilk kelimeyi deyiverse keşke. Dudaklarımı aralayıp gözlerine bakıyorum. Konuşuvereceğim, Cemal Süreya benden daha erken davranmasa..:

“Seni o kadar yakından görünce,

                               Keşke yalnız bunun için sevseydim seni”

görsel : itusozluk.com