Alavara

İzmir’de bir öğretim dönemi ders göreceğim fikri ile uyandım sabaha. Hava dünden beri birazcık olsun serinledi. Sanırım aklımın İzmir’le iştigal etmesinin (bu kelimeleri de nereden buluyorum!) sebebi bu. Havalar serinleyince okullar açılır. Ve bu sene de öğrenciyim. Kafam dağılsın diye ofiste boşluk bulduğum anda elime Can Yücel’in bir süredir okuduğum (şiir kitabı bir anda okunmaz çünkü, aylarca bazen yıllarca sürdürürsün okumayı) şiir kitabını aldım: Alavara. … Okumaya devam et Alavara

Saatli Günce – 1

Saat 15:44 Yazın en sıcak günlerindeyiz. Bugünün en sıcak saatlerini henüz geçirmedik. Yaprak kımıldamadı tüm yaz sanki. Sadece yangınların olduğu zamanlar rüzgar savurdukça savurdu dalları ve hepsi kül şimdi. Kabus gibi şeyleri sıkça yaşayan bir ülkedeyiz. Jenerasyonumuz mutsuzluk üzerine yetiştirilmiş yarış atları. Savaşarak geldik bu yaşa ve yarışarak. En yakın arkadaşlarımızla bile. Burun farkı ile aldığımızda yarışları, kendimizi çok başarılı sandık. Burnumuzun uzun olabileceğini söylemedi … Okumaya devam et Saatli Günce – 1

Hayal kırıklıklarımın suyu çıktı. Birleşip kazan kaldırmaya falan başladılar. Yakında saltanatım son bulabilir, sürülebilirim diyarımdan. Bir kere de eski günleri özlemesek, diyorum. Hoş, var özlemediğim bazıları da. Ama hiçbir şey iyiye gitmiyor. İnsana en çok, güvenip kendini açtığı kişinin hayal ürünü olması koyuyor. Kendini tamamen bırakabileceğin insan bir ütopya. Öyle biri yok. Artık her yol tek bir yere çıkıyor ve o yeri sevmiyorum. Suçu birilerine … Okumaya devam et

II

Gömleğimden çözdüğüm her bir düğme, kafamdaki bir düşünceyi koparıp atıyor. Pamuğu usul usul gezdiriyorum kirpiklerimde. Burnumdan derin bir nefes alıyorum. İnine girmenin telaşını yaşamış bir hayvan gibi inimde sakinim şimdi. Suyu sıcak tutuyorum önce, havanın değil ama suyun sıcağının bir sihri var: buhardan bir tül gibi geçiyor olan bitenin üstünden. Olan biteni silmese de o buhardan tülün arkasından görmemi sağlıyor. Bu bile yeter. Buzdolabından çıkardığım … Okumaya devam et II

“Kim bilir, belki ileride bir gün Kıyıkışlacık’ta karşılaşırız.”

Hiç daha önce bir yeri ilk görüşünüzde “Burada yaşlanırım.” dediğiniz oldu mu? Eğer olmadıysa, sizler Muğla’nın Kıyıkışlacık köyünü görüp İassos Antik Kenti’ni gezmemişsiniz demektir. İlk kurulduğu zamanlarda bir ada olan İassos Antik Kenti, günümüzde kara ile birleşmiş bir yarımada şeklinde. Surun içi ve dışı olarak da ikiye ayırabiliriz şehri. Aslında adada olan ve karada olan kısım diye… İlk buluntuların M.Ö. 3000 yılına tarihlendiği İassos, ismini … Okumaya devam et “Kim bilir, belki ileride bir gün Kıyıkışlacık’ta karşılaşırız.”

SORU-CEVAP: Güzel Ülke Mısır’ı Konuşuyoruz

Merhaba sevgili okur. Öncelikle; yeni kültürlere, tarihe, mistisizme meraklıysan, bu ay doğru yazıya geldin. Bu seriyi beğenirsen, devamını da severek getireceğimizi şimdiden belirtmek isterim. Bu yazıda yemekten inanca dair kültürel pek çok şey bulacaksın. Ara verip dönmüşken, Ağustos ayını yepyeni bir şeyler deneyerek karşılamak iyi olur, diye düşündüm. Bir süredir ilgi duyduğum Mısır kültürüne, Mısırlı genç bir bireyin perspektifinden bakmak harika olur, diye düşündüm. Abdel … Okumaya devam et SORU-CEVAP: Güzel Ülke Mısır’ı Konuşuyoruz

Gariban Kemal

Bir tas mercimek çorbası Bir kuru ekmek Bir de soğanı Anası yapmıştı çorbasını Bir dikişte bitirdi tasını Anasına bakıyordu Kemal Bir de Derya vardı küçük bacısı Yoktu başka kimsesi, eşi dostu, akrabası Babası yıllar önce bırakıp gitmişti O bırakmadı anasını Boyacı sandığı sırtında Karış karış gezerdi şehri akşama kadar Taştan çıkarırdı ekmek parasını Pek hatırlamıyordu babasını Ama yıllar boyu saklamıştı Çocukken babasının ona aldığı Kırmızı … Okumaya devam et Gariban Kemal

Ben Galiba Garfield Oldum!

Kendimi hiçbir şey yapmak istemiyorken bulduğum çeşitli dönemleri yaşamıştım. Ve bu his bir “dönem” sürüp sonra geçmişti. Ama uzun zamandır bu hissin bir dönemi aştığı ve hayatıma gelip yerleştiği bir zamanı yaşıyorum. Evet hiçbir şey yapmıyorum. Kitap okumuyorum, yazı yazamıyorum, yapmam gereken işleri erteliyorum, insanlarla çok sık görüşmüyorum vs vs. Depresyonda mıyım? Hayır. Değilim, çünkü mutluyum aslında. Benim sorunum daha çok her ne yapıyorsam ya … Okumaya devam et Ben Galiba Garfield Oldum!

Eğlenceli Seri: Kırkmerak

Bugün bir yayınevinin çok beğendiğim bir serisiyle karşınızdayım: Can Yayınları Kırkmerak serisi. Seriyi keşfedişim, şu an hatırlamadığım bir dergide Kafka’nın Çorbası’nın tanıtımını okumamla oldu. Farklı yazarların üsluplarıyla yemek tarifleri verilen bir kitap. Fikir mükemmel değil mi?! O an alıp okumadım ama aklıma yazmışım. Bir gün toplu sipariş verirken onu da sepete attım. Okuyunca da daha bir sevdim. Bazı kitaplarda olan beklentinin boşa çıkması durumu söz … Okumaya devam et Eğlenceli Seri: Kırkmerak

Bir Kez Daha #tercihler

Önümüzdeki günlerde üniversiteye giriş sınav sonuçları açıklanıp, tercihler yapılacak. Belki büyük bir hadsizlikle, buraya birkaç not bırakmak istiyorum. Olur da herhangi biriniz okursa, başkalarının bu aşamada söylemeyi akıl edemeyeceği ya da neden bilmem tercih etmeyeceği birtakım şeyler. Benim tercih dönemim 2009’daydı. O zamandan bu zamana eminim çok şey değişti. Ama bazı şeyler değil. Maddelerle gidelim de çenem çok düşmesin: 1. Meslekler hayalinizdekiyle aynı olmayabilir. Ya … Okumaya devam et Bir Kez Daha #tercihler

En İyi Fırsat

Aslında bu sayıyı es geçebilecek nedenler bulabilirdim kendime, sevgili okur. İnsan her zaman kendini haklı ya da haksız, suçlu ya da suçsuz, yeterli ya da yetersiz bulabilecek kadar nedene sahiptir bence. Nereden baktığınla yakından alakalı kendini nasıl bulduğun. Mesela bana sorsan, şu ara kendime Fizan kadar uzaktan bakmayı isterdim. Oradan nasıl göründüğümü öğrendiğimde belki yolum daha belirginleşirdi. Ya da hiç yolumun olmaması, bilemiyorum. Hayatı anlayacak … Okumaya devam et En İyi Fırsat

Belki Uzun Yazarım Bu Kez: I

Güneş böyle güzelken, sıcak nasıl böyle bunaltıcı anlamak mümkün değil. Gerçi anlayacak dermanım da kalmadı, öylece yürüyorum asfaltın kenarında. Sıcak, hem tepemden vuruyor hem asfalttan yükseliyor. Zihnim gayet bulanık, söylenenleri kopuk kopuk duyuyorum. Araya birkaç onay kelimesi serpiştiriyorum. Sohbetin kısırlığının bu anlık önemi yok. Çünkü istemsiz ve sırasız düşünüyorum. Bazen itirazımdan, bazen içimi açtığımdan, bazen gayriihtiyari tepkilerimden utanıyorum. Utanmak da denmez gerçi, beni utandıracak şeyleri … Okumaya devam et Belki Uzun Yazarım Bu Kez: I

Trafiğe Çıkarken

Yirmi beş yaşında ehliyet alabildim. Aslında “Neden bu kadar geç aldın?” diye sorabilirsiniz. Çünkü araba korkum vardı. Arabayla ilgili herhangi bir travmatik olay yaşamadım. Ama araba süremem, diye korkum her zaman oldu. Bazen de fazla detaylı düşünüp bir cana zarar verme korkusu da baskın geliyordu. Daha sonrasında araba alabildim. Trafiğe çıkmaya başlarken birçok şeyin farkına vardım. Ülkemizde özellikle de büyükşehirde yaşıyorsanız araba sürerken özellikle trafiğin … Okumaya devam et Trafiğe Çıkarken

Ben Size Nasıl Dayanacağım?

Kolaycılığınız, zaten o hallederciliğiniz, karşınızdakinin de bir insan evladı olduğunu unutuşunuz, sizi de çirkinleştiren o çirkin bencilliğiniz, yüzünüzün bir katre kızarmayışı, hiç hüzünlü bir şarkı dinlememiş gibi katı olan kalbiniz, baktığınız yerden tek taraflı görmekte ısrar ettiğiniz herhangi bir şeyi yargılayışınız, iğneniz, çuvaldızınız, hepsini ille de başkalarına batırışınız, sesinizdeki o hırs, gözünüzdeki o hırs, ruhunuzdaki o hırs, doğru hedefe değil kolay hedefe yöneliveren lanet öfkeniz, … Okumaya devam et Ben Size Nasıl Dayanacağım?

Hangi Normal?

Geçen sene mart ayında (evet mükemmel zamanlama) taşındık Anadolu yakasına. Ve önceki evimizin tersine, bu evimizin konumu çok merkezi ve sahile çok kısa mesafede. Bu sayede evren, şu son bir buçuk yılın tüm saçmalıklarını; pandemiyi, zamansızlıktan mecburen taşınılan evi, berbat bir yeni işi, hepsini telafi etmek istercesine, sabahları martı sesleriyle dolduruyor yatak odamı. Martı sesleri için minnettarım Allah’ım. Bir hekim olarak mecburen olayın fazla içinde … Okumaya devam et Hangi Normal?

Sayın Her Şeyi Bilen

Şimdi size bir insan grubunu tarif edeceğim. Sonra hepiniz; “ya bu anlattığın bizim … ya!” diyeceksiniz. Çünkü hepimizin çevresinde bu insanlardan en az bir tane var. Kim bu insanlar? Aşağılık kompleksi diye bir şeyin psikolojide yeri var mı bilmiyorum. Yoksa bile hepimiz bu kelimelerin tanımladığı davranış şeklini artık biliyoruz. Bunu derinlerinde tutan birtakım insanlar bunu narsisizm ile birleştirip ortaya bir kişilik çıkarıyor ki sormayın. Eğer … Okumaya devam et Sayın Her Şeyi Bilen

Boğuk İkindi

Bakın, oradaki gözyaşı, gözün iç köşesinden burna doğru yuvarlandı, başın durduğu meyilden ötürü. Muhtevası gereği neşeli duran organze toka ise kendinden beklenmeyecek acımasızlıkla bir ağrı sapladı saçlarını tutmakta olduğu başa. Boğucu bir yaz gününün yapış yapış ikindisi, batan güneşin dolduğu bir odadaydı, iki kişi. Ağrılı başını sıvazladı beriki; ama gözyaşına herhangi bir müdahalede bulunmadı. Bir dize okumuştu ta bir zaman, hangi şair, hangi şiir deseniz … Okumaya devam et Boğuk İkindi

Duvarlar, sesler ve saire – Yaz mevsimi

Bugün evdeyim. Biraz dinleyeneyim, diye düşündüm. Film açarım, uzanırım koltuğa. En azından birkaç saat beni kimse rahatsız etmez. Uzun zamandır şöyle bir ara vermiyordum. Koltuğun keten dokusunda elimi gezdirirken, bu koltukları alırken yaz mevsiminde kullanımı daha uygun olur, diye düşünerek ketende karar kıldığımı geçiriyorum içimden. Ne doğru bir karar! Elimi kumandaya uzatıyorum. Şöyle izlenecek bir film bulayım hemen. Henüz birkaç film arasında seçim yapmaya çalışırken … Okumaya devam et Duvarlar, sesler ve saire – Yaz mevsimi