Saatli Günce – 3

Saat 17:05. Salah Birsel okuyorum bir süredir. Esasında Nezleli Kargı adlı kitabı bende 1 ayını tamamlamak üzere. Hala bitiremedim. Günlük gibi yazılmış bu kitabın başta dili biraz ağır geldi. Konuları da pek ilgimi çekmemişti (arada verdiği ilginç bilgileri yine de çevremdekilerle paylaştım). Ancak sonradan sonradan sarınca kitabın süresini uzattım. İyi ki de yapmışım. Enteresan bir dili var Birsel’in. Bu kitabın tarzı da tam olarak benim … Okumaya devam et Saatli Günce – 3

Saatli Günce – 2

Saat 13:29 Rüzgarlar başladı, yağmurlar da gelir yavaştan, sonrası işte bilirsiniz, sıcacık ve sarılmalı kış mevsimi. Geçen iki yılın bizden çaldıklarını geri alma yılı olacak bu yıl. Okullar açıldı, tiyatrolar, konserler ağır aksak da olsa başladı. Dost meclislerinde çay üstüne çay içilecek bundan böyle. Dertler sular seller gibi akıp gidecek, ayaklarımızı sokacağız sulara sonra. Öne arkaya hafif hafif sallanacak, negatif enerjimizi imha etmek üzere doğaya … Okumaya devam et Saatli Günce – 2

Alavara

İzmir’de bir öğretim dönemi ders göreceğim fikri ile uyandım sabaha. Hava dünden beri birazcık olsun serinledi. Sanırım aklımın İzmir’le iştigal etmesinin (bu kelimeleri de nereden buluyorum!) sebebi bu. Havalar serinleyince okullar açılır. Ve bu sene de öğrenciyim. Kafam dağılsın diye ofiste boşluk bulduğum anda elime Can Yücel’in bir süredir okuduğum (şiir kitabı bir anda okunmaz çünkü, aylarca bazen yıllarca sürdürürsün okumayı) şiir kitabını aldım: Alavara. … Okumaya devam et Alavara

Saatli Günce – 1

Saat 15:44 Yazın en sıcak günlerindeyiz. Bugünün en sıcak saatlerini henüz geçirmedik. Yaprak kımıldamadı tüm yaz sanki. Sadece yangınların olduğu zamanlar rüzgar savurdukça savurdu dalları ve hepsi kül şimdi. Kabus gibi şeyleri sıkça yaşayan bir ülkedeyiz. Jenerasyonumuz mutsuzluk üzerine yetiştirilmiş yarış atları. Savaşarak geldik bu yaşa ve yarışarak. En yakın arkadaşlarımızla bile. Burun farkı ile aldığımızda yarışları, kendimizi çok başarılı sandık. Burnumuzun uzun olabileceğini söylemedi … Okumaya devam et Saatli Günce – 1

Ben Size Nasıl Dayanacağım?

Kolaycılığınız, zaten o hallederciliğiniz, karşınızdakinin de bir insan evladı olduğunu unutuşunuz, sizi de çirkinleştiren o çirkin bencilliğiniz, yüzünüzün bir katre kızarmayışı, hiç hüzünlü bir şarkı dinlememiş gibi katı olan kalbiniz, baktığınız yerden tek taraflı görmekte ısrar ettiğiniz herhangi bir şeyi yargılayışınız, iğneniz, çuvaldızınız, hepsini ille de başkalarına batırışınız, sesinizdeki o hırs, gözünüzdeki o hırs, ruhunuzdaki o hırs, doğru hedefe değil kolay hedefe yöneliveren lanet öfkeniz, … Okumaya devam et Ben Size Nasıl Dayanacağım?

Yalnızlığı Seven İnsanlar Üzerine Bir Fikir

Yalnızken mutlu olan insanlara dikkat edin. Onlar iyi insanlardır. Kendi kendine kaldığında vicdanı rahat olanlardır. Kendi kendine iyi gelen ve daha da önemli yetebilen… İlgi düşkünü değillerdir, başkalarının ilgisine muhtaç da… İstediklerini yaptırmak için kimsenin ayağının altını öpmezler, şekilden şekle girmezler. Omurgalıdırlar yani, hem de semsert ve dimdik. Dürüsttürler, çünkü kendilerinden hiçbir şey saklayamayacaklarını en iyi onlar bilir. Kafalarını kuma gönüp sorumluluklarından kaçmazlar, kaçtıklarının daha … Okumaya devam et Yalnızlığı Seven İnsanlar Üzerine Bir Fikir

Gri Sabahlar

Gözümü açıyorum, sol elimi neredeyse reflekse dönmüş hareketlerle, yastık tarafından dağıtılmış kıvırcık saçlara sahip başa koyuyorum. “Uyanma zamanı…” Elimde, sadece birini gerçekten seven insanların anlayabileceği o tatlı sıcaklık kalıyor. Bu sıcaklık güzel. Yattığım yerden güne bakıyorum, normal zamanda pencereden alabildiğine gökyüzü görünür fakat bugün elimdeki gökyüzü şöyle; şimdiye dek aldığım tüm tozlar göğe saçılmış ve her nedense yere süzülmüyorlar. Gri yani, ne ötesi var ne … Okumaya devam et Gri Sabahlar

Bahar, Ev ve Kedi

Bahar güzel… Bahar neden güzel? Benim için, mesaiden koşar adım çıktığımda, akşamın taşıdığı “gün bitiverdi huzursuzluğu” içimi sarmıyor diye her halde.  Zaten yokuşu inip Eskişehir Yolu’nu da atladım mı Emek’teyim. Sonrası kolay, Dördüncü Cadde’den hangi sokağa girsem karşıma ağaçlar çıkar. Ağaçlar ve ağaçların gür yeşil saçları…  Marketten sonra sola doğru kıvrılıyorum, evet bahsi geçen ağaçlar buradalar, okulları geçiyorum, mahallenin köpeklerini de, yurdu da… Emek’in yaşlı … Okumaya devam et Bahar, Ev ve Kedi

Spontan Radyo Yayını

Sanki bazı insanlar bazı şeylere çok kolay ulaşıyormuş gibi gelir ya bazen. Şanslı doğanlar falan. Belki gerçekten öyle olduğu durumlar da vardır. Ama ben artık şuna eminim; hangi kategoride, hangi alanda öne çıkmış olursa olsun; o kişi kesinlikle çok ÇALIŞMIŞTIR/ÇALIŞMAKTADIR. Başarının tesadüf olmayışı! Ama esas konuşmak istediğim, bakış açısının önemi. Yakın zamanda daha çok farkında vardığım bir şey, hayatım boyunca yapmak istediğim/isteyebileceğimi düşündüğüm her şeyin … Okumaya devam et Spontan Radyo Yayını

Martin Luther King Günü Anısına

Martin Luther King hepimize adını bir şekilde duyurmuş olan Amerikan Yurttaş Hakları Hareketi’nin önderidir. 1929-1968 yılları arasında Amerika’da yaşamıştır. Afrika asıllı olması, görüntü itibariyle de koyu ten rengine sahip olması sebebiyle Amerika’da ırkçı tutumun bizzat mağdurları arasında sayabileceğimiz King, eşitlik savunuculuğu ve şiddet karşıtlığı ile tanınır. Ölümünden 4 yıl önce 1964 yılında Nobel Barış Ödülü almış, ölümünden 9 yıl sonra da ABD eski başkanı Jimmy … Okumaya devam et Martin Luther King Günü Anısına

Aradığınız kişi şu anda ulaşılmak istemiyor, lütfen daha sonra tekrar rahatsız etmeyiniz.

Hatırladığım kadarı ile evimize cep telefonu gelmesi 90’lı yılların ortalarına denk geliyor. Babamın telefonuydu. Şimdinin benzetmesi ile olay sadece “tuğla”dan ibaretti tabi. Günümüze gelelim. İnternet bağlantısı sağlanmasından ve “akıllanması”ndan sonra telefonlar uzvumuz haline geldi kabul edelim. Bu yazıda tartışmak istediğim şey insanlara bu kadar kolay ulaşmamızın gerekliliği üzerine olacak. Biraz geçmişe gidelim. Tartışmanın konusu insanlık tarihi kadar eski. En azından bu konu ile ilgili bazı … Okumaya devam et Aradığınız kişi şu anda ulaşılmak istemiyor, lütfen daha sonra tekrar rahatsız etmeyiniz.

absürt şiir

somut olamamak bir yarave bir yerlerde dokunsalar ağlarım çalıyor bendesoyutsam alabildiğincesomut duygularımın adını istiyorumsenden kalan alışkanlıklarımdanbak sen gittin yine ben kaldımah sen, şimdi seni daha iyi anlamaktayımyanlışlar apaçıkken deneyimlerimdedoğruları seçeceğime inanacak kadar küstahtımöğrenemediklerim ve aşamadıklarımyanlışlara ve hatalara olan övgülerimmarquez ile mümkün olanlar arasındakien mümkünsüzü bu söyleyişiben kepaze aşkların insanı mıyımyoksa aşksız kalmaların dahası mıyımbu şiirin konusu aşk değilambivalans Okumaya devam et absürt şiir

Doğu’nun Küçük Prens’i Ermiş ve Halil Cibran

Küçük Prens son dönemlerin en konuşulan kitaplarından biri olması sebebiyle herkesin az buçuk fikir sahibi olduğu bir kitap. Aynı zamanda felsefe kitabı olduğu da kabul ediliyor. Ama, hayır, bu Küçük Prens’in anlatıldığı bir yazı değil. Burada konumuz Halil Cibran. Konuya buradan girmiş olmamın sebebine gelecek olursak; Halil Cibran ile tanışmamdan evvel Halil Cibran okumama vesile olan yegane benzetmedir: “Doğu’nun Küçük Prens’idir Ermiş”. Halil Cibran’ı okuma … Okumaya devam et Doğu’nun Küçük Prens’i Ermiş ve Halil Cibran

Postacılık Tarihinden İlginç Notlar ya da Ölü Mektup Ofisi

Aslında Simon Garfield’la ilk tanışmam Tam Benim Tipim adlı kitabıyla olsa da, bugün size Mektup kitabından ilginç bulduğum birkaç kısmı aktaracağım. Her ikisi de araştırma kitapları; bu durum bu kitapları ilginç bilgilerle dolu kılsa da, sürükleyiciliği azaltan bir unsur. Bu da benim Mektup’u aralıklarla 3 yılda bitirmemi açıklıyor. Ama özellikle elime son alışımdan itibaren, aşırı keyifle okuduğum bir kitap oldu. Zaten mektupları hep sevdim, ne … Okumaya devam et Postacılık Tarihinden İlginç Notlar ya da Ölü Mektup Ofisi

44 kez

  “Bir gün,” demiştin bana, “günbatımını tam kırk dört kez izledim!”    Sonra da, “Biliyor musun,” diye ekledin. “İnsan günbatımını çok üzgün olduğunda seviyor.”    “O sırada çok üzgün müydün?” diye sordum. Hani şu kırk dört günbatımı izlediğinde?”    Ama küçük prens hiçbir şey söylemedi bu soruma karşılık. *Küçük Prens-6. Bölüm Okumaya devam et 44 kez