Ben Size Nasıl Dayanacağım?

Kolaycılığınız, zaten o hallederciliğiniz, karşınızdakinin de bir insan evladı olduğunu unutuşunuz, sizi de çirkinleştiren o çirkin bencilliğiniz, yüzünüzün bir katre kızarmayışı, hiç hüzünlü bir şarkı dinlememiş gibi katı olan kalbiniz, baktığınız yerden tek taraflı görmekte ısrar ettiğiniz herhangi bir şeyi yargılayışınız, iğneniz, çuvaldızınız, hepsini ille de başkalarına batırışınız, sesinizdeki o hırs, gözünüzdeki o hırs, ruhunuzdaki o hırs, doğru hedefe değil kolay hedefe yöneliveren lanet öfkeniz, … Okumaya devam et Ben Size Nasıl Dayanacağım?

Yalnızlığı Seven İnsanlar Üzerine Bir Fikir

Yalnızken mutlu olan insanlara dikkat edin. Onlar iyi insanlardır. Kendi kendine kaldığında vicdanı rahat olanlardır. Kendi kendine iyi gelen ve daha da önemli yetebilen… İlgi düşkünü değillerdir, başkalarının ilgisine muhtaç da… İstediklerini yaptırmak için kimsenin ayağının altını öpmezler, şekilden şekle girmezler. Omurgalıdırlar yani, hem de semsert ve dimdik. Dürüsttürler, çünkü kendilerinden hiçbir şey saklayamayacaklarını en iyi onlar bilir. Kafalarını kuma gönüp sorumluluklarından kaçmazlar, kaçtıklarının daha … Okumaya devam et Yalnızlığı Seven İnsanlar Üzerine Bir Fikir

Gri Sabahlar

Gözümü açıyorum, sol elimi neredeyse reflekse dönmüş hareketlerle, yastık tarafından dağıtılmış kıvırcık saçlara sahip başa koyuyorum. “Uyanma zamanı…” Elimde, sadece birini gerçekten seven insanların anlayabileceği o tatlı sıcaklık kalıyor. Bu sıcaklık güzel. Yattığım yerden güne bakıyorum, normal zamanda pencereden alabildiğine gökyüzü görünür fakat bugün elimdeki gökyüzü şöyle; şimdiye dek aldığım tüm tozlar göğe saçılmış ve her nedense yere süzülmüyorlar. Gri yani, ne ötesi var ne … Okumaya devam et Gri Sabahlar

Bahar, Ev ve Kedi

Bahar güzel… Bahar neden güzel? Benim için, mesaiden koşar adım çıktığımda, akşamın taşıdığı “gün bitiverdi huzursuzluğu” içimi sarmıyor diye her halde.  Zaten yokuşu inip Eskişehir Yolu’nu da atladım mı Emek’teyim. Sonrası kolay, Dördüncü Cadde’den hangi sokağa girsem karşıma ağaçlar çıkar. Ağaçlar ve ağaçların gür yeşil saçları…  Marketten sonra sola doğru kıvrılıyorum, evet bahsi geçen ağaçlar buradalar, okulları geçiyorum, mahallenin köpeklerini de, yurdu da… Emek’in yaşlı … Okumaya devam et Bahar, Ev ve Kedi

Spontan Radyo Yayını

Sanki bazı insanlar bazı şeylere çok kolay ulaşıyormuş gibi gelir ya bazen. Şanslı doğanlar falan. Belki gerçekten öyle olduğu durumlar da vardır. Ama ben artık şuna eminim; hangi kategoride, hangi alanda öne çıkmış olursa olsun; o kişi kesinlikle çok ÇALIŞMIŞTIR/ÇALIŞMAKTADIR. Başarının tesadüf olmayışı! Ama esas konuşmak istediğim, bakış açısının önemi. Yakın zamanda daha çok farkında vardığım bir şey, hayatım boyunca yapmak istediğim/isteyebileceğimi düşündüğüm her şeyin … Okumaya devam et Spontan Radyo Yayını

Martin Luther King Günü Anısına

Martin Luther King hepimize adını bir şekilde duyurmuş olan Amerikan Yurttaş Hakları Hareketi’nin önderidir. 1929-1968 yılları arasında Amerika’da yaşamıştır. Afrika asıllı olması, görüntü itibariyle de koyu ten rengine sahip olması sebebiyle Amerika’da ırkçı tutumun bizzat mağdurları arasında sayabileceğimiz King, eşitlik savunuculuğu ve şiddet karşıtlığı ile tanınır. Ölümünden 4 yıl önce 1964 yılında Nobel Barış Ödülü almış, ölümünden 9 yıl sonra da ABD eski başkanı Jimmy … Okumaya devam et Martin Luther King Günü Anısına

Aradığınız kişi şu anda ulaşılmak istemiyor, lütfen daha sonra tekrar rahatsız etmeyiniz.

Hatırladığım kadarı ile evimize cep telefonu gelmesi 90’lı yılların ortalarına denk geliyor. Babamın telefonuydu. Şimdinin benzetmesi ile olay sadece “tuğla”dan ibaretti tabi. Günümüze gelelim. İnternet bağlantısı sağlanmasından ve “akıllanması”ndan sonra telefonlar uzvumuz haline geldi kabul edelim. Bu yazıda tartışmak istediğim şey insanlara bu kadar kolay ulaşmamızın gerekliliği üzerine olacak. Biraz geçmişe gidelim. Tartışmanın konusu insanlık tarihi kadar eski. En azından bu konu ile ilgili bazı … Okumaya devam et Aradığınız kişi şu anda ulaşılmak istemiyor, lütfen daha sonra tekrar rahatsız etmeyiniz.

absürt şiir

somut olamamak bir yarave bir yerlerde dokunsalar ağlarım çalıyor bendesoyutsam alabildiğincesomut duygularımın adını istiyorumsenden kalan alışkanlıklarımdanbak sen gittin yine ben kaldımah sen, şimdi seni daha iyi anlamaktayımyanlışlar apaçıkken deneyimlerimdedoğruları seçeceğime inanacak kadar küstahtımöğrenemediklerim ve aşamadıklarımyanlışlara ve hatalara olan övgülerimmarquez ile mümkün olanlar arasındakien mümkünsüzü bu söyleyişiben kepaze aşkların insanı mıyımyoksa aşksız kalmaların dahası mıyımbu şiirin konusu aşk değilambivalans Okumaya devam et absürt şiir

Doğu’nun Küçük Prens’i Ermiş ve Halil Cibran

Küçük Prens son dönemlerin en konuşulan kitaplarından biri olması sebebiyle herkesin az buçuk fikir sahibi olduğu bir kitap. Aynı zamanda felsefe kitabı olduğu da kabul ediliyor. Ama, hayır, bu Küçük Prens’in anlatıldığı bir yazı değil. Burada konumuz Halil Cibran. Konuya buradan girmiş olmamın sebebine gelecek olursak; Halil Cibran ile tanışmamdan evvel Halil Cibran okumama vesile olan yegane benzetmedir: “Doğu’nun Küçük Prens’idir Ermiş”. Halil Cibran’ı okuma … Okumaya devam et Doğu’nun Küçük Prens’i Ermiş ve Halil Cibran

Postacılık Tarihinden İlginç Notlar ya da Ölü Mektup Ofisi

Aslında Simon Garfield’la ilk tanışmam Tam Benim Tipim adlı kitabıyla olsa da, bugün size Mektup kitabından ilginç bulduğum birkaç kısmı aktaracağım. Her ikisi de araştırma kitapları; bu durum bu kitapları ilginç bilgilerle dolu kılsa da, sürükleyiciliği azaltan bir unsur. Bu da benim Mektup’u aralıklarla 3 yılda bitirmemi açıklıyor. Ama özellikle elime son alışımdan itibaren, aşırı keyifle okuduğum bir kitap oldu. Zaten mektupları hep sevdim, ne … Okumaya devam et Postacılık Tarihinden İlginç Notlar ya da Ölü Mektup Ofisi

44 kez

  “Bir gün,” demiştin bana, “günbatımını tam kırk dört kez izledim!”    Sonra da, “Biliyor musun,” diye ekledin. “İnsan günbatımını çok üzgün olduğunda seviyor.”    “O sırada çok üzgün müydün?” diye sordum. Hani şu kırk dört günbatımı izlediğinde?”    Ama küçük prens hiçbir şey söylemedi bu soruma karşılık. *Küçük Prens-6. Bölüm Okumaya devam et 44 kez

Aralığın Kapısını Müzik ile Arala – Ne Dinleyeyim? Sorusuna Başkaldırı: Öyle Bir Şey Dinlemeliyim ki – II

DİKANDA Herkese selam. Bu yılı tamamlıyoruz, ne de çabuk geçmiş 11 ay. Ortak olarak bu yıldan gelecek yıla yanımızda ne götürelim? Güzel şeyler tabii ki. Herkes kendi list’ini hazırlasın ama bence ortak bir şeyler de götürelim. Ne mesela, ”Gelecek yıl bol su içeceğim, gece yemek yemeye son vereceğim, sigarayı bırakacağım, günde iki bardak yeşil çay içeceğim.” Aman listeyi tamamlayamadan sıkıldım. Yıl olmuş 2021, hala gece … Okumaya devam et Aralığın Kapısını Müzik ile Arala – Ne Dinleyeyim? Sorusuna Başkaldırı: Öyle Bir Şey Dinlemeliyim ki – II

ilk şiyir

Bu da benim ilk şiirim olsun Şimdilik kenarda dursun ama Yavaş yavaş dolsun içi Ne dolacağına hem ben, hem zaman karar versin Biraz o kendinden bi şeyler katsın, biraz da ben   İyilik olsun mesela içinde, şirinleri görelim Sonra biraz baharat, tuz, karabiber falan Barış Abi de ekler bir şeyler belki domates, biberi, patlıcan Bir tutam eğlence olsun içinde zaten biraz ben tutam, biraz sen … Okumaya devam et ilk şiyir

Manolyalar ve Yanılmalar

Çıkagelişler yordu beniAniden gelmelerin yorduSana uzun uzun bakmalarım-Pencere önündeyim yineYine çıkagelirsin veYine yorulurum diyeBu sefer farklı amaHiç olmayacak dalganınHiç olmayacak kıyısınaVuruşunu bekliyor gibiyimSanki tüm duygularım kıyıya vurmuş daSana varamamış gibiSanki hep varsın daHiç hissettirirsin gibiPenceremdeki manolyaya seni anlattımİnanmadı banaSeni görene kadarŞiirlerimin güzel olduğunu sanardımHatırlattı bana manolyaSanmalarAslındaYanılmalardırSevgilim Okumaya devam et Manolyalar ve Yanılmalar

Bir hayaldi bizlerde Formula 1

Yaşım 8 ya da 9. Misafirlikte uyandım ve küçük bir çocuğun sabah erken saatlerde tanımadığı bir evde yapacağı belki en kolay şeyi yaptım: en kısık seste televizyonu açtım. O zamanlar birçok kanalda sabahları çizgi film olurdu, ama ben hiç sevmezdim çizgi film izlemeyi. Kumandayı da bulamamıştım, tüplü bir televizyonda elimle düğmeye basarak kanalı değiştiriyordum. Cnn Türk’e denk geldim. Yemyeşil bir ekran vardı ve çok az … Okumaya devam et Bir hayaldi bizlerde Formula 1