Eylül Zamanları

‘Eylül toparlandı gitti işte Ekim filan da gider bu gidişle’ Ne güzel demiş Turgut Uyar. Zamanın acımasız gidişini hatırlamak için hep bu dizeleri söylerim içimden. Söylerim ama hep içimde bir şeyler acır. Sanki elimden bir şeyler kayıp gider. Eylül ayına aşığım. Her başladığında içimde korku olur ama yanında umut da oturur. Farklı duyguları aynı anda yaşayıp ne olduğunu anlamaya çalışırken içime kapanmaya başlarım. Çevremdeki insanlar … Okumaya devam et Eylül Zamanları

Platonik Aşk

Belki de aşkların en zorudur. Kendi kendine yaşar durursun. Karşıdaki kişinin haberi var mı, yok mu anlayamazsın. Fark etmiştir, diye düşünürsün. “Onun için çok şey yaptım. Herkes yapmaz.” falan dersin. Ama nerede?! Bir insan, bir insanın değerini bilmezken, benim ona aşık olduğumu mu fark edecek? O yüzden şarkılar, şiirler çıktı. Başka türlü nasıl atacak insan içindekini. İçin içini yerken, kimse anlamazken, herkes saçma buluyorken, kime … Okumaya devam et Platonik Aşk

Trafiğe Çıkarken

Yirmi beş yaşında ehliyet alabildim. Aslında “Neden bu kadar geç aldın?” diye sorabilirsiniz. Çünkü araba korkum vardı. Arabayla ilgili herhangi bir travmatik olay yaşamadım. Ama araba süremem, diye korkum her zaman oldu. Bazen de fazla detaylı düşünüp bir cana zarar verme korkusu da baskın geliyordu. Daha sonrasında araba alabildim. Trafiğe çıkmaya başlarken birçok şeyin farkına vardım. Ülkemizde özellikle de büyükşehirde yaşıyorsanız araba sürerken özellikle trafiğin … Okumaya devam et Trafiğe Çıkarken

Film İncelemesi – Ahlat Ağacı

Nuri Bilge Ceylan filmlerinden biridir. Birkaç filmini izledim ve onlar da beni etkiledi. Ama en çok etkileyen Ahlat Ağacı filmi oldu. Senaryosunu Nuri Bilge Ceylan, eşi Ebru Ceylan ve Akın Aksu birlikte yazmışlardır. Yönetmen koltuğunda tahmin ettiğiniz üzere Nuri Bilge Ceylan yer almaktadır. Çok fazla ipucu (spoiler) vermemek için her sahnesini ayrı ayrı anlatmayacağım. Bana Türkiye’yi anlatan bir belgesel sorsalar bu filmi öneririm. Filmi bitirdikten … Okumaya devam et Film İncelemesi – Ahlat Ağacı

Kişisel Gelişime Bakış

Kişisel gelişim denilince aklımıza genelde günümüzde oluşturulan ifade gelir. Nedir bu ifade? Yani ne olursa olsun ‘Sen çok güçlüsün, başına birçok şey gelmiş olabilir ama bunları bir kenara bırak hayatını yaşa.’ gibi sözler çok çıkar oldu karşımıza. İlk başta bu sözler bize iyi geliyor gibi olabilir. Ama kendimizi hala çok güçlü ya da aşırı iyi hissetmediğimizde kötü hissetmeye başlıyoruz. Hatta çoğumuz kişisel gelişimin psikolojiyle bağlantısı … Okumaya devam et Kişisel Gelişime Bakış

Kısa Bir Şey

Uzun yazılara vakit ayrılamadığını fark ettim. Hatta uzun uzun konuşulmak bile unutuldu. Kısa mesajlar girdi aramıza. Mektupların kıymeti varmış bence. İçindekini betimleyerek ve gerçekten ne hissettiğini hissederek yazmak sence de karşıdaki kişiye verdiğin değeri göstermez mi? Kısa tutacağım bu sefer çünkü içimdekini betimlemeyi uzun uzun yazmayı hatırlamaya çalışıyorum. Kısa bir şeylerle vakit geçirmeyi değil vaktimi uzun ve kıymetli şeylere yöneltmeye gidiyorum. Belki o yerlerde buluşuruz. Okumaya devam et Kısa Bir Şey

Sessizliğimin Dünyası

Yalnız kalmanın nasıl olduğunu ya da sakin bir yerde yaşamanın verdiği huzuru anlatacağımı düşünmeyin. Çoğu kişinin deneyimlemediği bir durum benim anlatacağım. Aslında belli bir süre sonra bunu anlatmayı bırakmıştım. Yazıya da ilk defa geçireceğim. Çoğunuz benim işitme kaybım olduğunu bilmiyordur. Hatta işitme cihazı yardımıyla duyduğumu söylemek isterim. Merak etmeyin bu durumu dramatikleştirmeyi hiçbir zaman sevmedim. Bunu yapmak da istemem. İçimi dökmek gibi düşünün. Size bunun … Okumaya devam et Sessizliğimin Dünyası

İç Mahkemem

Ah sevgili okurum, çok dertliyim bu aralar! Günler hiç geçmezmiş gibi gelirken, aslında bir o kadar da çabuk geçtiğini fark ettim. Benim için biraz hayal kırıklığı oldu bu durum. Diyeceksin ki; ‘Bu mu dert ettiğin, başka neler var bu dünyada’. Farkındayım ama dünyada olup bitenler de çok fazla ve değişken, zaten dünyayla birlikte biz de evrilir olmuşuz. Evde tek başıma kaldığım zamanlar çok fazla düşündüm. … Okumaya devam et İç Mahkemem

Yıl Başlarken

Bu yazıyı yıl bitmek üzereyken yazıyorum. Yılın son günlerinde genellikle başımızdan geçenleri düşünürüz. Sadece bu yüzden severim yeni yılın gelişini. Çoğumuz duygusal olarak en yoğun yılımızı yaşadık. Belki çok gezemedik, fazla yer değiştiremedik ama ‘evde neler yapılabilir’ deneyimini yaşadık. Yılın ocak ayında Elazığ’da ve ekim ayında İzmir’de depremle karşılaştık. Bir kez daha binaların sağlam yapılması gerektiği gerçeğiyle yüzleşmiş olduk. Ama maalesef bunun yaşadıktan sonra söylenmesi … Okumaya devam et Yıl Başlarken

Kapanımdaki Umudum

Bu aralar kendimi kapana kısılmış fare gibi hissediyorum. Debeleniyorum ama kimse beni kurtarmak istemiyor. Ne yapmaya kalkışsam elimde kalıyor sanki. Bununla beraber kendimde yeni bir şeye başlama gücü bulamaz oldum. Karamsarlıktan uzak kalmayalı o kadar zaman oldu ki, huzurlu ve umutlu geçen günlerimi unuttum. Bir gün kahvemi yudumlarken insanların en zor zamanlarında nasıl ayakta kalabildiğini düşündüm. Umut ederek… İkinci Dünya Savaşı’nda en zor toplama kampından … Okumaya devam et Kapanımdaki Umudum

Kalbimdeki Çığlıklar

Sıradan bir cumaydı aslında. Her zamanki gibi kalmış, ne giysem, diye düşünüyordum. Mevsim geçişlerinde ne giyeceğini şaşırıyor insan. Hava önce yağmur yağacak gibi duruyordu. Ama belli de olmuyordu. Birden de sıcak çökebiliyordu üstümüze. İş yerinde nem dahil herkesin üstünde çözemediğim bir durgunluk vardı. Kimimiz kişisel sorunlarımıza daldık, kimimiz de iş yerindeki sorunlar çözülür mü, diye düşünüyorduk. Neyse ki hafta sonuna girecektik. İki gün de olsa … Okumaya devam et Kalbimdeki Çığlıklar

Sevdalık mısın?

Doğru mu duymuştum? Yok burada daha fazla duramam. Her yeri dağıttı zaten. Aslında alkol de almamıştı. Bazen alkol alınca saçmalıyordu, bir şeyler diyordu. Mesela ‘Pelin senin bu güzelliğini fark etmemek için kör olmak gerekir.’ falan diyordu. Ben de hep ‘Saçmalıyorsun.’ derdim. Neden bu kadar sinirlendi? Masadaki her şeyi yere döktü. Bardak paramparça oldu, tıpkı bizim arkadaşlığımız gibi parçaları etrafa dağıldı. Hatta bir parçası bacağıma çarptı. … Okumaya devam et Sevdalık mısın?

Hayata Bakan Pencerelerimiz

Evlerimizde, iş yerimizde, okullarımızda, arabamızda daha sayamadığım birçok yerde pencereler vardır. Dışarıya bakmamızda fayda sağlayan pencereleri hayata olan bakış açımıza benzetiyorum. Bahar aylarına girerken evimizde genel bir temizlik yaparız. Özellikle evimizin güneş almasını sağlayan pencerelerimizi silmemiz gerekir ki evimiz daha iyi aydınlansın. Dışarıya daha temiz bir şekilde bakmaya başlayalım. Hayata bakış açımızı da sürekli temizlemeye çalışırız ya da biz fark etmeden de hayata olan bakışımızı … Okumaya devam et Hayata Bakan Pencerelerimiz

Acıyan Mumlarım

Hepimizin mumları var yandıkça içimizi mahveden. Mumlarım çoğaldıkça içim acıyor. Onlar aynı zamanda kıymetlimizdir. Birisini kırdığımda veya üzdüğümde ben de çok üzülebiliyorum. Bir şey yaptığımda bana acı bir sonuç verdiyse, bu durumdan kendime ders çıkarıyorum. Bu mumlarımı yakıp söndürmüş oluyorum. O mumlarıma baktıkça da tecrübelerimi tekrar fark ederek bana güç kattıklarını düşünüyorum. Yani bir insanı kırmadan kendimi durdurmayı öğreniyorum.  Onlar benim acılarımı, aynı zamanda başkalarına … Okumaya devam et Acıyan Mumlarım

Duyguların Başkenti

Bizler doğamız gereği birçok duyguya sahibiz. Mutlu olma, üzülme, şaşırma, öfkelenme, utanma ve daha birçok sayamadığım duyguyla yaşıyoruz. Bunlar, fark ederek ya da etmeyerek içimizde bir yerlerde mutlaka yer almıştır. Biz insanlar genellikle duyguların en yükseğini yaşadığımızı iddia ederiz. Mesela ‘En çok ben üzüldüm’ ya da ‘En çok ben mutlu oldum.’ gibi söylemlerde bulunabiliyoruz. Karşımızdaki insanın yani bizi dinleyenin ya da bize bu duyguları yaşattığını … Okumaya devam et Duyguların Başkenti