Kendin misin?

Keşke dünyaya bir de başkasının gözüyle bakabilseydin.   O zaman daha mı şanslı, daha mı şanssız olduğunu görebilirdin. O zaman daha mı güzel/yakışıklı, daha mı çirkin olduğunu görebilirdin. O zaman daha mı akıllı, daha mı aptal mı olduğunu görebilirdin. O zaman daha mı kısa, daha mı uzun olduğunu görebilirdin. O zaman daha mı iyi, daha mı kötü olduğunu görebilirdin. O zaman daha mı şefkatli, daha … Okumaya devam et Kendin misin?

Geçmişten Gelen Yazı

Ufak bi şey fırlatıp kaçacağım. Çok vaktinizi almam muhtemelen. Diyelim ki yolda yürürken kafanızı kaldırdınız ve çarpacağınız şeye doğru yürüdüğünüzü fark ettiniz. Refleks olarak eğildiniz, sağa kaçtınız, sola kaçtınız vs. Şimdi gelin, bu süreçte tam olarak neler yaşandı adım adım inceleyelim. Öncelikle görebilmemiz için şu adımların sırası ile takip edilmesi gerekiyor: Işık göreceğimiz cisme çarpacak ve bize doğru yol alacak Işık gözünüze ulaştıktan sonra beyninize … Okumaya devam et Geçmişten Gelen Yazı

Son Kez

Farkında mısın bilmem ama doğduğun andan itibaren zaman senin için ileri değil, geri olarak akmaya başlıyor. İlk nefesinden itibaren sana olan zamanı tüketmeye başlıyorsun. Zaman geriye doğru akarken, büyüdüğünü zannederken aslında ölüme yaklaşıyorsun. Her nefesinden sonra. Yeni şeyler öğrenirken, bir şeyleri unutuyorsun. Belki de asla unutmam dediğin şeyleri. Sevdiğin şeyler sonucunda bazı şeyleri sevmemeye başlıyorsun. Belki de bunu sevmekten asla vazgeçmem dediğin şeyleri. Yaşadığın olaylardan … Okumaya devam et Son Kez

Aradığınız kişi şu anda ulaşılmak istemiyor, lütfen daha sonra tekrar rahatsız etmeyiniz.

Hatırladığım kadarı ile evimize cep telefonu gelmesi 90’lı yılların ortalarına denk geliyor. Babamın telefonuydu. Şimdinin benzetmesi ile olay sadece “tuğla”dan ibaretti tabi. Günümüze gelelim. İnternet bağlantısı sağlanmasından ve “akıllanması”ndan sonra telefonlar uzvumuz haline geldi kabul edelim. Bu yazıda tartışmak istediğim şey insanlara bu kadar kolay ulaşmamızın gerekliliği üzerine olacak. Biraz geçmişe gidelim. Tartışmanın konusu insanlık tarihi kadar eski. En azından bu konu ile ilgili bazı … Okumaya devam et Aradığınız kişi şu anda ulaşılmak istemiyor, lütfen daha sonra tekrar rahatsız etmeyiniz.

Ne kadar emek verdim, ne kazandım hesabı (BK101)

Elimizdeki kısıtlı zamanı verimli kullanmak önemli. Örnek vermek gerekirse şu anda bu yazıyı okuman sana bir şey kazandırmayacak. Diğer yandan okunmayacağı halde yazı yazmakla uğraşarak vakit kaybetmemiş olacağım. ‘Ay ben okuyorum. Lütfen yazmaya devam et.’ derseniz de yorum olarak isteğinizi belirtebilirsiniz. Muazzam yazar-okur ilişkisi değil mi? BK *En azından şuraya şarkı bırakayım da geldiğinize değmiş olsun. Okumaya devam et Ne kadar emek verdim, ne kazandım hesabı (BK101)

Bıdıdı Dıp Dıbıdı

Hayatımızda çokça yer edinmiş, diğerlerine kıyasla daha popüler olan 3 sanat dalı sayabiliriz: Sinema, resim, ve müzik. Bunları tüketiyor olmamızın sebebi bize çeşitli duygular hissettiriyor olması. Kiminde ağlarken, kiminde gülüyoruz; kiminde aşkı hissederken, kiminde nefreti duyuyoruz. O veya bu şekilde bu 3 sanat dalı da duygusal açıdan bize ulaşıp farklı deneyimler yaşamamıza sebep oluyor. Bu yazıda bahsetmek istediğim şey komedinin sadece belirli sanat dallarına ait … Okumaya devam et Bıdıdı Dıp Dıbıdı

ilk şiyir

Bu da benim ilk şiirim olsun Şimdilik kenarda dursun ama Yavaş yavaş dolsun içi Ne dolacağına hem ben, hem zaman karar versin Biraz o kendinden bi şeyler katsın, biraz da ben   İyilik olsun mesela içinde, şirinleri görelim Sonra biraz baharat, tuz, karabiber falan Barış Abi de ekler bir şeyler belki domates, biberi, patlıcan Bir tutam eğlence olsun içinde zaten biraz ben tutam, biraz sen … Okumaya devam et ilk şiyir

Yaşayacağız da ne olacak bana söyler misin? Yaşayacaksın da ne olacak? Ne geçecek eline? Herkesin karşılaştığı son ile karşılaşacaksın. Öleceksin, sonra seni gömecekler, arkandan iyi insandı vs. kalıplaşmış şeyler söyleyecekler, ağlayanlar olacak, fakat günün sonunda herkes normal hayatına geri dönecek. Kaçışın yok yani bu sondan. Doğdun. Ölene kadar hayatta kalmaya çalıştın ve sonra öldün. Başlangıç ve bitiş noktaları herkeste aynı iken, aradaki yolculuğun ne önemi … Okumaya devam et

7.0 büyüklüğünde bir yazı

Günün birinde caminin yakınına meyhane açılır. Caminin hocası her meyhanenin önünden geçişinde meyhane sahibine ve meyhaneye beddua eder. Durum bu şekildeyken bir gün meyhanenin olduğu bina yıkılır. Meyhanenin sahibi cami hocasına dava açar. Dava gerekçesi ise bedduası sonucu meyhanesinin yıkılmasıdır. Cami hocası ise böyle bir durumun olamayacağı, beddua ile bina yıkılamayacağı şeklinde savunma yapar. Hakim ise iki tarafı dinledikten sonra şunları söyler: “Açıkçası ne karar … Okumaya devam et 7.0 büyüklüğünde bir yazı

İtirafımdır…

Sorsanız “Edebiyat dergisinde yazıyorum.” diyeceğim. Baksanız “Bu adam edebiyat dergisinde yazıyor.” dersiniz. Şiirden, edebiyattan, yazıdan, çizgiden, sanattan falan anlar yani. Fakat işin aslı öyle değil. Daha önce de hem yazdım, hem söyledim. Yazmak mesele değil, işin kolay kısmı. Hapşurdun mu? Git onunla ilgili yaz. Ayağını masaya mı çarptın? Git onu yaz. Asıl mesele başka birinin duygu ve düşüncelerini içine katarak, yazdığı eseri sindirerek anlayabilmek. Şu … Okumaya devam et İtirafımdır…

Ah şu zamane aşkları…

“Edebiyat sevdalısı”sınız ama vaktiniz mi yok? Sosyal medya hesabınızda edebiyat ile ilgili şeyler paylaşıp havalı mı görünmek istiyorsunuz? Veya edebiyattan hiç anlamadığınız halde anlar gibi mi gözükmek istiyorsunuz? Artık hiç sorun değil! İşte sizin için muhteşem fırsat! Sadece havalı bir başlık ve kapak görselinden oluşan yazı. (Overlok makinesi ayağınıza geldi.) Edebiyat derginizden ısrarla isteyiniz. Resim Jose Antonio Alba tarafından Pixabay‘a yüklendi Okumaya devam et Ah şu zamane aşkları…

Beyinler, beyinlerimiz.

Yazının icadı, yapılan araştırmalar göre, yaklaşık M.Ö. 3400 yılına denk geliyor. Yıl kaç? 2020. Yani düz hesap insanların hayatında ‘yazı’ denen zımbırtı 5000 küsur yıldır var. Peki ne işe yarar bu ‘yazı’? En basit cevabı, ki en güzel cevabı da olabilir, ‘bilgi’ aktarırsın. Peki ‘bilgi’ dediğimiz şey kabaca nedir? Buna da basitçe beynimizin verileri işleyip sunduğu çıktı, diyelim.Hepsini toplayacak olursak; beynimizi kullandık, bilgi oluşturduk, bunu … Okumaya devam et Beyinler, beyinlerimiz.

Pi’yi kaç alalım?

Bazı konularda tavrım nettir. Bu net olduğum konularda zaman zaman kendi fikirlerimi yumuşak şekilde savunurken, bazı zamanlarda ise kendimi tutamayıp aksi fikirde olan insanlara karşı agresif tutumlar sergileyebiliyorum. Bu yazı ise tavrımın net olduğu ve fikirlerimi agresif şekilde savunduğum bir konu hakkında. SANAT VE BİLİM BİRBİRİNDEN AYRI KAVRAMLARDIR. Türk televizyon tarihine adını çok sağlam şekilde adını yazdırmış bir isim: Reha MUHTAR. Kendisini ana haber bültenlerindeki … Okumaya devam et Pi’yi kaç alalım?

Beklentiler ve Hayal Kırıklıkları

(Bu yazı instagram üzerinden yazılıp daha sonra buraya aktarılmıştır.) Burayı kişisel blog olarak kullanmak/tercih etmek pek uygun değil farkındayım. Hatta tek tıkla görsel paylaş, tek tıkla beğen olarak hayatına başlayan ve devam eden sosyal medya platformunda iyice komik ve amacı dışında kullanım oluyor.Aylardır hayatımızda korona denen şey var. Elini bile yıkamayan insanları kolonya içer hale getirdi. Bence bunun iki olası sebebi var. Ölüm korkusu ve … Okumaya devam et Beklentiler ve Hayal Kırıklıkları

Yazacak Bir Yazım Yok

Derginin yeni sayısının yayınlanması kalmış 3 gün. Peki benim elimde yeni sayıya içerik var mı? Yok. Konu bulamadığım zaman aklıma gelen ilk konu “konu bulamamakla ilgili yazı yazmak” oluyor. Bu dergiye, ufak tefek şeyler yazmaya başlamadan önce de zaten kendi çapımda kafamdaki sesleri susturmak için bir şeyler karalıyordum. Hem o zaman hem de şimdiki zaman olsun çevreme “böyle böyle işte ben de kendi çapımda bir … Okumaya devam et Yazacak Bir Yazım Yok

Korkma!

İnsan dediğimiz şeyi bugünkü konumuna getiren iki önemli yeteneği var: ortam koşullarına uyum sağlayabilme ve ortam koşullarını kendisi için uyumlu hale getirebilme. Bu iki özellik hem her koşulda hayatta kalmasına, hem de her koşulda dünyayı büyük bir açgözlülükle yok etmesine yol açtı. Asıl konumuza gelecek olursak insanlar günlük konuşmada ‘Nasılsın?’ diye sorduklarında arada sırada verdiğim cevap şu oluyordu: ‘Domates gibi.’ Yazıda domates sebze mi, meyve … Okumaya devam et Korkma!

Asıl ölen şey insanlık

Düşünce yazısı yazarken, bir fikir ortaya koyarken öncelikle ele alınan konu ile ilgili terimlerin, söz konusu mesele ile ilgili kullanılan kelimelerin tanımlarının yapılmasının konuyu ele alış biçimini daha net hale getirdiğini düşünüyorum. Bu yazıda, sonradan sizin de üzerinde düşünmenizi isteyeceğim bir konudan bahsetmek istiyorum: Kadın Cinayetleri. Öncelikle şu kelimeyi ele almayı düşünüyorum: Ayrımcılık. ayrımcılık, -ğıisimAyrımcı olma durumu. ayrımcıisimAyrım yapan kimse. ayrım isim Ayırma işi, tefrik:Kuvvetler … Okumaya devam et Asıl ölen şey insanlık

Thunderbolt and lightning very very frightening me

astroloji:Fransızca astrologieYıldız falcılığı. fal:Arapça fālGeleceği öğrenmek, şans ve kısmeti anlamak amacıyla oyun kâğıdı, kahve telvesi, el ayası ve benzerine bakarak anlam çıkarma, bakı. astronomi:Fransızca astronomieGök bilimi. Birisi kafasını yukarı kaldırmış, gözlerini uzaklara dikmiş ve nereden geldiğini, neden var olduğunu, nereye gittiğini, baktığı yerde neler olduğunu, kendisinden başka canlılar olup olmadığını merak etmiş. Diğeri ise kafasını yukarı kaldırmış, gözlerini aynı yere dikmiş ve karanlıkta gördüğü o … Okumaya devam et Thunderbolt and lightning very very frightening me

Büyüyünce ne olacaksın?

-Büyünce ne olacaksın? +Süper kahraman. -İyi de süper kahramanlar gerçek değil ki. Sadece kurgu. +Onları görmemiş olman gerçek olmadıkları anlamına gelmez. Ben çok çalışıp süper kahraman olacağım. -Peki ya süper kahraman olamadın diyelim, o zaman ne olmak isterdin? +Hmmm…. O zaman bir araç yapıp uzaya gitmek, oraları keşfetmek isterdim. -İyi de uzaya gidemezsin ki. Şu ana kadar oraya kimse gidemedi. +Kimsenin gidememiş olması gidilemeyeceği anlamına … Okumaya devam et Büyüyünce ne olacaksın?