Üç Nokta

Hayat o kadar farklı bir kavram ki, alakasız anlamların aynı anlamda toplanması gibi. Duygu, gerçeklik, yalan, disiplin… Yaşanan zamanın dışında yaşanmayan kısımları da içeriyor başlı başına. Bugün ‘nefret ediyorum, asla yemem’ dediğin yemeği, ertesi gün öyle güzel yediriyor ki sana. Fark edip bunun nasıl olduğunu sorgulamaya başladığında tek bir cevapla karşılaşıyorsun: ‘Hayat’. Zamanlamanın getirdikleri mi, yoksa biz mi şekillendiriyoruz hayatı? Bu soruya ‘ikisi de’ diye … Okumaya devam et Üç Nokta

Cevabını Bilmek İstemediğin Sorular

http://fizy.com/#s//#s/3wndrc Kesip güneşe koyalım, öyle daha çabuk soğur, diyerek uygulamaya koyulduk. Nihayet beklenen zaman geldi. Kıpkırmızı, sulu sulu, siyah çekirdekleriyle göz kırpan kocaman bir karpuz tabağı… Mutluluk bu, dedikten sonra midemize bayram yaptırma niyetindeydik ki bizden daha mutlu bir ortağımızın olduğunu fark ettim. Karpuz dağlarının arasında hangisinden başlayacağını şaşırmış bir karınca. Büyük ihtimal cennete düştüğünü düşünüyordu. Onu gördükten sonra ben de bastığım yerlerin toprak yerine … Okumaya devam et Cevabını Bilmek İstemediğin Sorular

2 Hidrojen 1 Oksijen

Nefes al..
Nefes ver..
Nefes al..
Bir ki üç dört..on
hadi bir daha
Nefes al..
Nefes ver..
Al..
Bir ki üç..on onbir..
Alisiyorsun artik
Her seferinde biraz daha alisacaksin.
Hatta gün gelecek
nefes almadan yasamayi ögreneceksin.
Suyun altinda yasamaya ne dersin?
Dünyada ama rengarek baska bir dünya. Okumaya devam et “2 Hidrojen 1 Oksijen”

“Evet sen, Sicilyalı olan gel buraya.”

Kısık, hırıltılı ses tonuyla konuşur çoğu zaman. Yok gibidir aslında, ama yokluğundan emin olmamak varlığını bilmekten daha çok etki uyandırır insanda. Hepsi benzer takım elbise giymiş, benzer fötr şapkayı takmış, 60 ‘ların Sicilya’sındaki mafya gibidirler. Sen kaçmaya çalıştıkça beklemediğin yer ve zamanda bir şekilde karşına çıkmayı başarırlar. Onlardan olmasa bile, her gördüğün şapkalı ya da takım elbiseli sana kendilerini hatırlatmak için bir sebeptir. Yakaladıklarında canını … Okumaya devam et “Evet sen, Sicilyalı olan gel buraya.”

Oturgaçlıgötürgeç

Binmek zorunda olduğu arabaya yetişme çabasıyla koşan birini gördünüz mü hiç? İnsan kendisi o durumda olunca fark etmiyor belki, ama dışarıdan bakan biri için seyri birkaç dakikaya sıkıştırılmış duygu yoğunluğu diye özetlenebilir. Gözlerden akan o arzu, başarmak zorundasınız diye bacaklara verilen emre rağmen vücudun bununla yetinmeyip öne doğru eğik bir vaziyette ‘daha da hızlı, daha da’ diye haykırması… Tüm bu çabaya rağmen hedef aracın şimdi kalkıyorum edalarında motorundan gelen ses ve çabayla karışık hüznün, yetişme çabasında olan yolcuda oluşturduğu umutsuzluk ifadesi. Yetişme ve yetişememe arasında geçen bu 2 dakikalık süreyi tüm hayata yaymak mümkün aslında. Yolcu olarak değil belki, ama öğrenci sıfatıyla bugünlerin bendeki etkisi tam olarak bu duyguları uyandırıyor. Okumaya devam et “Oturgaçlıgötürgeç”

Kukla

Yaptığı bir tek tebessümmüş ama en içten, en samimi olanı… Bir tebessümde gözlerinde yanarmış içinin ateşi. Tek bir tebessümü eritirmiş araya konan mesafeleri. Onunlayken, gölgesi altında ezildiğin insanları, kuklalara çevirip, yalnızca ikinizin izlediği gölge oyununu seyredersiniz zevkine vara vara… Duvarlarla karşılaşırsınız güneşi görmenizi engelleyecek cinsten, basamak yaptığın elinle ulaştırırsın onu zirveye. Arkasından sen tutunursun ona “hadi beni de yanına al diye”. Kaçan güneşe ulaştığınızda ne … Okumaya devam et Kukla

Güzel Olduğunuz Kadar Küstahsınız da

Dışarıda yağan beyaz şeylerin adı kar. Öyle ki bu sene sürekli aynı fiili yapıyorlar. Eriyelim ya da duralım artık, diye bir tavırları yok. Üstüne üstlük, o kadar yavaşça iniyorlar ki gökyüzünden, sanki hepsinin amacı benimle göz göze gelip, “nanikk” deyip, alay etmek… Eskiden severdik, diye nostalji yapmayı çok isterdim ama çocukken de her türlü kar savaşında hedef alınan ben olduğum ya da özene bezene yaptığım … Okumaya devam et Güzel Olduğunuz Kadar Küstahsınız da