Şehrin Altında Bir Antik Kent

Tekirdağ’ın Marmaraereğlisi ilçesindeydim. Buraya, buralı herkesin bildiği fakat kimsenin birbirine itiraf edemediği bir gerçeğin peşini sürmeye gelmiştim. Tüm ilçede inşaatların altından antik kalıntılar çıkıyor; ya sit alanı olduğu ortaya çıkmasın diye üzerine betonu döküp kimseye çaktırmadan devam ediyorlar, ya da onlara zarar vermek istemiyorlarsa derin temeller olmadan güvenli olmayan binalar inşa ediyorlardı. Nereden bakarsanız bakın, bu cinayet. Biri yalnızca tarihi katlederken; diğeri hem tarihe, hem de insan canına göz dikiyor. İşte Marmaraereğlisi ve Perinthos Antik Kenti’nin gerçekleri.

Ege, Akdeniz ve İç Anadolu’da uzun yıllardır kazılan arkeolojik alanlarımız mevcut. Doğudakiler de son yıllarda artmaya başladı gördüğüm kadarıyla. Fakat nedendir bilinmez, İstanbul ve çevresindeki antik kentler inşa edildiğine pişman olacak şekilde bakımsız ve katledilmiş bir şekilde durmakta. Benzerlerine Kırklareli’de Vize kentinde, Bursa İznik’te ve daha nicelerinde rastladım. Bunların nedenleri belki ayrı bir inceleme konusu olabilir, bu yüzden bu konuyu burada kesip sizlerin de yorumuna bırakıyorum.

M.Ö. 6. yüzyılda Samos Adası’ndan gelenlerin Perinthos’u kurduğu söyleniyor. Perinthos’un çıkıntılı burnu savunmayı kolay hale getiriyor; o çıkıntıyla birlikte iki tane boğazın ortasında kolay yanaşılabilecek bir liman olarak da ekonomik açıdan avantajlı oluyormuş. Roma hakimiyetindeyken de bu avantajı bir şekilde kullanmış. İmparator Severus şimdiki İstanbul dediğimiz tarihi yarımada kısmında kurulmuş olan Byzantion’u köy statüsüne düşürüp Perinthos’a da başkent gibi bir rütbe atamış. Bu olaydan sonra kentteki imar çalışmaları artmış ve kent için tanrı Herakles’ten gelen Herakleia ismi kullanılır olmuş.

Antik kentlerin güçlerini belli eden bazı göstergeler vardır. Mesela Attika-Delos birliğine üye olması güçlü bir liman kenti olduğunun göstergesi olurken, para basması da kuvvetli bir ekonomisi olduğunu gösterir. Büyük İskender adına basılan sikkeler bu kentin öneminin artmasına sebep olmuş.

2020 yılında başlayan pandemi ile birlikte hastalık hikayeleri bir dönem popüler oldu. Bir bilim dergisinde okuduğuma göre Perinthos, şimdiki adıyla “Grip” dediğimiz hastalığın teşhisinin konulduğu ilk yer olmuş. M.Ö. 412 yılında Perinthos halkı bir hastalıktan dolayı dökülüyor iken böyle bir vesileyle yıllar sonra da anılacağını bilemezlerdi heralde. Tabii okuduğum yazar şöyle bir not da eklemiş: Antik dönemlerden günümüze ulaşmış Perinthos isimli 3 tane kent varmış. Bunlardan yalnızca Marmaraereğlisi’ndeki bu kent bizim ülkemiz sınırlarında. Bunun bizdeki Perinthos olma ihtimali için de uyarmış.

Sizlere neden kenti gezdirmediğimi düşünüyor olabilirsiniz. Çünkü gözümüzle görebildiğimiz pek bir şey yok. Evet, neredeyse hiçbir şey yok. Öncelikle tiyatrosundan başlayalım. Uydu görüntülerinden ya da çektiğim drone görüntülerinden yeri belli olan fakat taşlarının çevre illerdeki inşaat faaliyetleri için kullanılmak üzere götürülmüş olmasından korkulan henüz kazılmamış bir tiyatrosu var. Akropol tepesi denilen kentin merkezinde Hadrian Tapınağı da mevcut. Yine drone görüntüleriyle “Burası Hadrian Tapınağı mı acaba?” dediğim görüntüler mevcut fakat kesin bir şey söylenemiyor. Bu ikisinin arasında halkın ikiz mağaralar dediği tonozlu bir yapı var. Bu yapı muhtemelen bir agoranın parçasıydı. Bir de akropolden hemen aşağıya inen yamaçta olduğu iddia edilen ama herhangi bir kanıtı olmayan bir stadion varmış.

Bu kalıntılardan bir parça görmek isterseniz gideceğiniz üç yer var. Biri, kentin içindeki Antik Park denilen açık hava müzesi. Burada Hadrian Tapınağı’na ait olduğunu düşündüğüm bir tapınak başlığı, friz parçaları ve iyon sütunları var. İkinci durağımız hemen şehrin dışında belediye binası önünde sergilenen sütunlar ve lahitler. Üçüncü durağımız da yarım saat ilerideki Tekirdağ Arkeoloji Müzesi. Burada çıkarılan kalıntılar mevcut. Bazı kalıntılar evlerin temellerinden çıkıp sağa sola atılmış, bazıları da yarım yamalak yapılan ve henüz sistemli sayılamayacak kazılar sonucu ortaya çıkanlar.

Akropolün aşağısında gözle görebileceğimiz ve kazıların belirli bir aşamaya geldiği Heraklia Bazilikası var. M.Ö. 5. yüzyıl civarı yapıldığı düşünülen yapı oldukça atıl bir şekilde oracıkta duruyor. Her yerden gelecek tehdite açık olması ve korumasının yetersiz oluşu beni üzdü. Biraz ayrıntı vermem gerekirse kalıntılara dokunacak kadar içeriye girebiliyorsunuz zaten. O dönemlerden kalma merdivenleri, kubbe şeklindeki yapısı ve kazılmış toprağın içerisinde görünen kalıntılar…

Bu kadar kentin merkezinde olmasına rağmen yine de defineciler tarafından daha az hasar verilmiş olduğu gözümden kaçmıyor. Peki hemen yanındaki evlere ne demeli? Kentin ortasında bir tarihi yapı varken hemen yanında evlerinde oturan insanlar bir tarihin üzerinde oturduklarını biliyorlar mı acaba? Yoksa bu arsa bir tarım arazisi olarak kullanıldığı için mi kazılabildi? Eğer üzerinde bir bina olsaydı bu muhteşem bazilika kazılamayacak mıydı? Bu soruların hepsinin cevabını sizlerin vicdanlarına bırakıyorum.

Antik yazar Diodoros M.Ö. 4. yüzyılda Perinthos için de bir şeyler yazmış. Diodoros’a göre, akropol kısmında o kadar çok ev varmış ki, uzaktan bakıldığında irili ufaklı milyonlarca insan varmış gibi duruyorlarmış, halbuki o uzaktan gördükleri minik evlermiş. İşte bu kadar kalabalık nüfuslu ve çok fazla yapı barındıran kentin sonunun nasıl geldiğine geldi sıra. Levent Erel ve Cengiz Zabcı hocalarımın bir makalesinden bunun cevabını alıyoruz. M.Ö. 4. yüzyıldan beri büyüklüğünün 7 ve üzeri olduğu tahmin edilen 22 tane deprem keşfedilmiş. Muhtemelen keşfedilemeyen birkaç tane daha olsa gerek. Sonuncusu M.S. 1400’de olan bu depremler hem kentin yıkılışı, hem de günümüze pek bir şey ulaşmadan ortadan kaybolmasını açıklıyor gibi. Umarım ömrümüz yeter de bu güzel kentin akropolünü Assos gibi gün batımında gezmeye gidebiliriz. Sağlıcakla kalın.

Görseller: Burak Karaoğlu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s