Canı Sıkkın

“Amaan, olduğu kadar be!” dedim. Üstüne yarı histerik bir kıkırdama bıraktım. Paçalarımı uçuştura uçuştura çıktım. Sıcak bir haziran günüydü, içimde iri bir parça canından bezmişlik, iki çorba kaşığı sıkışmışlık, bir tutam kendi suçunu da bilme, tadını verecek kadar alınmışlık vardı. Hepsi birlikte üstlerini geçecek kadar huzursuzluğun içinde kaynıyordu.

Bitmeye yanaşan şeyleri nasıl uğurlarsınız? Ben duygulu da biriyimdir aslında, ama, ne bileyim. Öyle içimde bir kayıtsızlık bu defa… Yani işte, kaynayanların üstüne kapak niyetine bir kayıtsızlık canım. İçeriyi pek karıştırmayalım. Susalım.

Pek tabii, böyle bir ahvalde konuşmak da mümkündür. Hem ben, umudumu kesmediğim herkese yer yer sevimsiz olabilen bir dürüstlük vaat ederim. Bu usulle içimdeki çorbayı taşmadan servis eder bitiririm.

Ne yapacağınızı bilememe hissi vardır ya. O his, daha ziyade bildiğini beğenmeme hissi bence. Yani aklımda hep bir plan vardır benim. Sonucu göremesem de birkaç adım düşünebilirim, yani iyimser bir bakış açısıyla kriz yönetimimin fena olmadığını söyleyebiliriz. Ha yönettiğim krizi de yönetme biçimimi de beğenmeyebiliriz.

Amaaan, neyse işte, ben bugünü beğenmedim. Günü de, çorbayı da, kapağı da, krizi de, planı da… Umudumu kestim. Vaadimi bozdum. Paçalarımı uçuştura uçuştura merdivenlerden indim. Haziranın sıcağına aldırmadan bir fincan orman meyveli çay içtim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s