Kırgınlıklar

Arşivim yarım yamalak yazılarla dolu. Hisler düşüncelere dökülürken biraz cimri mi davranıyor kelimeler? Belki de. En çok neyi yazamamışım biliyor musunuz? Kırgınlıklarımı. Bazen güne, göğe, bazen insanlara, dostlara. Hep bir parçam kırılmış, ufalmışım. Kırılmanın sürecini iyi öğrendim. Mesele önce kırıldığım yerden kesiyorum sağı solu. Neye dokunsam yaralar açıyorum dört bir yanımda. En başta da kendimde. Sonra yavaş yavaş keskin yerlerim törpüleniyor. Oval bir biçim alıyor. Artık sadece bir zaman kırılmış, küçülmüş olduğum belli oluyor. Böyle böyle sivriliklerim de bitiyor, alışıyorum.

Kırılmak demiştim ya daha demin, insan en çok sevdiklerine kırılıyor. Çünkü kırılmak için güven gerek, inanç gerek. İnsan güvenmediğine, inanmadığına, zaten şüphe ile yaklaştığına kırılır mı hiç? İnsanı kıran zaten o çizgiyi aşmışlıktan gelen kabul değil mi? Bir çeşit hayal kırıklığı. Kırılmış hissettiğimde kızgın da olurum. Bir başkasına veya bir şeye beni kıracak gücü verdiğime kızarım en çok da, yani kendime. Kızmak daha dinamik. Kırılmak gibi değil. Kızıyorsun içinde şimşekler, yıldırımlar, sonra suçlayacak birini veya bir şeyleri buluyorsun ve kızgınlığın geçiyor. Kırgınlık hiç öyle mi? Mahzun ve sessiz. İçinde hep duruyor. Boğazında düğüm oluşturuyor sanki yutkundukça rahatsız oluyorsun. Kışın içtiğin soğuk su gibi. Unuttuğunu sandığında bir şekilde kendini fark ettiriyor.

Bugün de böyle, yarım bir yazı, kırgınlıklarımızı biçimlendirmeye çalıştığımız kelimelerle.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s