Kaptanın Seyir Defteri: Tek Çocuk Hiç Çocuk?

Aklımda ‘Oğlum 1 yaşına bastı millet!’ temalı bir şeyler vardı ama bugün yaşadığım bazı şeyler dolayısıyla düşündüklerim öne geçti.

Uzak-yakın, tanıdık-tanımadık, evde-yolda-sokakta Ömer’le bizi gören herkes “Fazla büyümeden ikinciyi de yapıverin,” diyor. İnsanlar hadsiz, ben agresif; neyse devam edelim. Genel kanı, birden fazla çocuğu beraber büyütmenin iyi olduğu yönünde. Bence bu da komple delilik ama önce delilik olan, birden fazla çocuk düşüncesi. Benim için. Çünkü;

Üstteki görüşü savunanlar aynı zamanda ‘Doğan büyüyor canım’cılar. Eğer çocukla ilgili bir standardınız yoksa, hayatın normal akışında doğup büyümesini umuyorsanız, çocuğa bundan fazla anlam yüklemiyorsanız bile sizi fiziksel anlamda inanılmaz yorucu bir şeyin beklediğini belirtmeliyim. Çocuğa başkası bakacaksa bile böyle. Emzirmesi var, emzirmesen süt sağması. Gece uyanması. Milyon tane sebepten biri yüzünden ağlaması ve sizin bazen o sebebi gerçekten bilemeyecek olmanız. O sırada sakin kalmanız gerekmesi. Çünkü bebeğin kendi kendine regüle olma becerisi olmayıp, sizin onu kapsamanızla sakinleşebilecek olması.

Zaten çocuk yapmaktan korkanları bu düşünceden tamamen soğutmadan şunu belirteyim; hayatımda gerçekleşen en güzel hadise Ömer’in doğmuş olmasıdır.

Şimdi gelelim ‘daha fazlası’na. Daha doğmadan, çocuk yetiştirme tutumumuz konusunda büyük oranda nettik Burak’la. Çok çok dile dökmemişizdir, plan programlı bir şey olmaz bu ama uyumluyuzdur ve şu düşüncenin etrafında şekillenir tavrımız: Karşımızda bir birey var. Ona sahip değiliz. Ona saygı duyuyoruz. Onu her şeyden çok seviyoruz ve ne olursa olsun yanındayız.

Tabii ki sınırlarını bilmesini, gereken miktarda disiplini vesaireyi de konuşuyoruz ancak bu yazının konusu üst paragrafla daha ilişkili.

İnsanın çocuğuna saygı duyması, diğerlerini bilmem ama bizim toplumumuzda kolay kolay şahit olacağımız bir şey değil. İnsanlar kendilerine saygı duymuyorlar, başkalarına saygı duymuyorlar. Çocuğunuza saygı duyuyorsanız, onun kendi sınırlarını inşa etmesine de yardımcı olmanız gerekiyor. Kendi bedeni, kendi düşünceleri, kendi tercihleri… Bu bireyin inşasında, çoğu bizden bağımsız gelişecek dönüşümlerde, onu mümkün mertebe toplumun müdahalesinden korumakla yükümlü olduğumuzu düşünüyorum. Kendi varlığıyla, olduğu haliyle tek ve biricik olduğu gerçeğini içselleştirebilmesini diliyorum. Bu bazılarına ben-merkezci bir imaj çizebilir ancak öyle değil. Özsevgi, özşefkat çok önemli ve çoğumuzun çok eksik olduğu konular. Ve her şeyin dengeli olması mümkün. Bu şekilde çocuk yetiştirmek bazen bilinçli olacak, bazen içgüdüsel. Çoğu zaman içten içe neyin doğru olduğunu biliriz ya. Bu ebeveynlikte de sıkça yaşanan bir şey.

Sonra, şu an yaşadığımız her şeyin, bu bireyin hayatının ve kişiliğinin şekillenmesinde çok önemli rol oynadığını bilirim. Ona bebekliğinden, çocukluğundan yaralar bırakmak istemem. Ve bu, hem zor hem kolaydır. Zordur çünkü insanız. Mükemmel olamamak bir yana, bilebileceklerimiz bile sınırlı. Elimizde olanla ortaya en iyi şeyi koymaya çalışırız. Yapabileceğimiz en iyi şey, öğrenmeye devam etmek o yüzden. Bu da bizi neden kolay olduğu kısmına getiriyor. Çünkü çocuğun ne olduğu, kim olduğu, neye ihtiyacı olduğu hakkında gereken bilgi, bilimsel dayanakları da dahil önümüze konmuştur. Çocuk gelişimciler ve psikologlar sanırım bu süreçte beni çok besledi (Bu kişileri doğru seçtiğinizden emin olun). Öğrenmeye açık olmalı ve bir çocuk için neyin doğru, neyin güzel olduğunu anlamaya çalışmayı bırakmamalıyız. Bu çabanın karşılık bulacağına inanıyorum.  

Tüm bu saydıklarım ve şu an aklıma gelmeyen çok daha fazlası yüzünden, bir çocuk bile muazzam bir olay. Ve ben aslında diyecektim ki, ikinci bir çocuğum olursa Ömer’e ayırmam gereken zaman ve göstermem gereken ilgiyi karşılayamamaktan korkarım. İkinci çocuğa da Ömer’e gösterdiğim ihtimamı gösterememekten korkarım, herkes öyle olduğunu söylüyor çünkü, ama şu an ikinci çocuk diye bir şey olmadığı için korkularım temelde Ömer’le ilgilidir. Öyle bir durumda Ömer’e yetememe ihtimaliyle. Sonra, evlat ayırma ihtimalinden korkarım. Bilmeden yapılıyorsa şayet. Çünkü bunu yaşayanlar, hayatları boyunca bilmeden yapılmış olması ihtimaline sığınmaya çalışır.

*

Görsel: pngtree

Kaptanın Seyir Defteri: Tek Çocuk Hiç Çocuk?” üzerine 2 yorum

  1. Çok güzel yazı. Yazıyı kız arkadaşımla okuduk, üzerine tartıştık. İstifadeli oldu mu bir on sene sonra tam 15 Nisan 2032’de bu yorumun altına yine yazacağım, hatta kalın 🙂

    1. Yazmazsanız en az ikinci çocuk gerçekleşmiştir diye anlarım 🙂 Şaka bir yana, tam da “Bu seriye devam etmeli miyim?” derken böyle dönüş almak güzel oldu, teşekkür ederim 🙂

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s