Tren Yolculuğu Dediğin

Saat dokuzu on geçiyor. Adnan Menderes Havaalanı’ndan geçerek Ödemiş’e gidecek olan İzmir treni homurdanarak istasyona giriş yaptı. Bu kışın tüm kışlara nazaran biraz daha soğuk geçiyor olması, İzmir’in yalnızca insanlarının değil motorlu taşıtlarının da asabını bozmuş gibi. Tren büyük bir gürültüyle durduktan sonra yaklaşık bir dakikalık sessizlik oldu. Yolcular ne olacağını ve ne zaman trene binebileceklerini meraklı gözlerle beklediklerinden, az önce trenin yavaşlarken çıkardığı homurtuyla bölünen tatlı sohbetlerine kaldığı yerden devam etmekte isteksizdiler.

Ara sıra tren yolculuğu yapanlar bilir, yolcular arasında bu türden bir stres bir kez trene binerken bir de varılacak istasyona gelindiğinde yaşanır. Vaktinde ebeveynlerinin “Uslu dur, yoksa seni buracıkta bırakırım!” tehditlerinde samimi olduğuna inanmış olan çocuklar, büyüyünce ellerinden geldikçe trene binmekten kaçınırlar. Eğer tren seyahati yapmaya mecburlarsa, onları oracıkta bırakacak olan trene hiç itimatları bulunmadığından, en az yarım saat önceden istasyona gelirler. Trenle arasında 20 metreden az mesafe bulunan üstü kapalı ve içi sıcak bekleme salonunda beklemektense, trenin kapısına tam isabet edecek ve trene bir adımda binilebilecek bir yerde ayakta beklemeyi tercih ederler. Valizlerini yanlarından asla ayırmazlar, telefonlarına indirdikleri filmi trene bindiklerinden emin olmadan izlemeye başlamazlar. Bu tehditlere hiç maruz kalmamış X kuşağının yaşlıları trende alarm kurup uyumaya bile cesaret ederken, X kuşağının bu tehditlerine maruz kalmış orta yaşlı Y kuşağı için trenin tam zamanında inilecek istasyonda olması hiç de güvenilecek bir ihtimal değildir. Onlar zaten trene bindikleri istasyondan sonraki bir iki durağın daha ismine bakarak doğru yöne bindiklerini teyit etmeden dikkatlerini dağıtacak başka bir meşgaleye başlamayı sevmezler. Bu kuşak içinde ara bir durakta inecekler ile son durakta inecek olmaktan ötürü durağı kaçırma riskini bir nebze rahatlatmış olanların daha huzurlu ve konforlu olduklarını yüzlerinden okumak mümkündür. İşte bütün bu stres ve senelerdir aynı güzergâhta gelip gidip hiç rotasını şaşırmamış bir trene binmenin tetikleyebileceği belirsizlikler ve kararsızlıklar tüm yolcuların zihnini o kısacık bir dakikada meşgul etmişti.

En sonunda trenin yavaşlarken çıkardığı homurtuya benzer bir homurtuyla ve ağzında trenin bacasından çıkan dumana denk tüttürdüğü sigarasıyla trenin makinisti trenden indi. Bu makinisti bir görseniz, koca tren bir insan olsa, kendi makinistinden başkası olmazmış, derdiniz. Makinist aynı homurtulu sesle, içerden bilet almayanların trene binemeyeceklerini ve altı yaşından büyük çocukların ücrete tabi olduğunu, adap kurallarını çiğnemeden ancak ekstra sayılabilecek her türlü nezaketten kaçınarak hatırlattı. Makinistçe hatırlatılan bu kural, özellikle altı yaşından gün almakta olan bir çocuğu, gittiği ilkokul birinci sınıfta yeni öğrendiği matematiğin en temel kaidelerini hatırda tutarak ve parmaklarını kullanarak bir hesap yapmaya zorladı. Yolcuların kendinden şüphe ettiği kısa bir tereddüt anından sonra, herkesin bu kurallar çerçevesinde trene binmeye ehil olduğu anlaşılınca, yolcular trene doluştu ve tren gardan bu sefer hırıltı ile karışık bir homurtu çıkararak hareket etti.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s