Umut Yolcusu

Elinde küçük bir bavul vardı sadece. Üstündekiler kim bilir kimin verdiği, belki de çöpten bulduğu kıyafetlerdi. Hiç kıyafet alamamıştı kendisine. 27 yaşındaydı ama kendisine bir çorap bile alamamıştı. Kendini bildi bileli sokaklardaydı. Annesini hiç tanımadı, babasına hiçbir soruşunda da cevap alamadı. Kağıt toplardı babasıyla. Zaten kağıt toplamayı öğreten de babasıydı. Geçen sene kaybetti onu da. Başka kağıt toplayıcılarla kavga ederken bıçaklanmıştı. Hastaneye yetişememişlerdi. Bunları anlatıyorum ama amacım ajitasyon yapmak değil. Sadece onun ne yaşadığını, ne hissettiğini bilin istiyorum.

Şu iflas etmiş dünyada var olmaya çalıştı hep. İnsanlardan bir beklentisi olmadı. Babası yetiyordu ona. Gitmişti… Arkadaşı, babası, abisi, can yoldaşı hepsi bir kişiyle beraber gitmişti. Sadece kağıt toplama aracı kalmıştı onunla. Çöpten bulduğu kağıt paralarıyla karın doyurmaca yaşıyordu hayatı. Kediler ve köpekler olmuştu arkadaşı. Gökyüzüydü dertleştiği, topraktı gözyaşını silen.

Birgün biriyle tanıştı. Ona sınır dışında bir ülkeye gitmeyi teklif etti. İlk başta “Olmaz,” demişti. Ama eğer farklı bir hayat ya da daha yaşanabilir bir hayat yaşayacaksa neden olmasın, demeye başlamıştı. Küçük bir evi, işi olsa; birkaç da dertleştiği arkadaşı olursa başka bir şey istemiyordu. Gözü hiçbir zaman çok yükseklerde olmadı. Kendine ait bir yaşamdı isteği. Karar verdi, gidecekti. Hazır iş bulacaklarını da söylediler. Para biriktirip gidecekti sadece. Çok çalıştı. Bu sefer cam da toplamaya başladı. Gece ve gündüz fark etmiyordu. Hatta hava durumu onu etkilemiyordu, yağmur çamur hiç umursamadan çalışıyordu.

O bavulunda birkaç eşya ve küçük bir umudu vardı. Belki kendisine eşyalar alırdı. Temiz olurlardı artık. Kokmazdı. O fakir kokusu kalkardı üstünden. Anlaştığı adamı buldu feribotun önünde beklerken. Adam parasını aldı ve yolu gösterdi. Girmişti feribota. Karanlık bir yere götürdüler. Küçük bir ışık bile yoktu. Birden arkasından vurulduğunu hissetti. Bir ses duymuştu, ne olduğunu anlamıştı. Arkasından gelen ayak sesiyle beraber bıçağın kendisine saplandığını anladı. Kaç defa bıçakladılar hesaplamadı.

Oysa hayal kurmuştu ilk defa. Günlerdir ilk defa umudu olmuştu. Heyecanlanmıştı. Hatta hayaller kurarken birkaç defa tebessüm bile etmişti.

Bedeldi sanırım bu yaşadıkları. Küçük bir umuda karşılık kendi hayatıydı giden. Yolculuktu umudu. Hayatı sorgulama gereği bile hissetmedi kendisinde. Bitmişti her şey o kadar.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s