Kaptanın Seyir Defteri – Annelik Rocks

Önceki yazımda, bu günceyi yazmaya 6. ayda karar verdiğimi ama gün içinde aklıma gelenleri not almadığı söylemişim. Halbuki bilgisayarımın masaüstünde 6. Ay Notları başlıklı uzun mu uzun bir yazı varmış. Yazdıklarını unutmak da anneliğe dahil.

Yazıyı diş mevzusuyla yarıda kesmiştim. Oradan devam.

Hayatı bu kadar allak bullak eden diş çıkarma mevzusu neden şenliklerle karşılanır diye düşünürken, diş buğdayından bahsediyorum, aklıma “Lanet olsun! Nihayet çıktı! Bunu kutlamalıyız!” hissiyle de yapılmış olabileceği geldi. Ve ben de yaptım, hem de düğüne hazırlanır gibi hazırlanarak. Çünkü hamileyken, üst kattaki arkadaşım yapmıştı, pandemiden dolayı katılamadığımız ama bana gönderdiği diş buğdayı o kadar şirindi ki çok heveslenmiştim. Genelde böyle dalga geçtiğim şeyleri müsait bir zamanda kendim de yaparım; nişanımda sade giyineceğim deyip fuşya elbise alırım; tükürdüğüm her şeyi itinayla yalarım.

Diş buğdayı eğlenceliydi ama. Kutlamak için daha fazla şey icat etmeliyiz. Hayatı daha bir tatlandırıyor kutlamalar.

Peki bebeğin diş çıkarmasında bu kadar yakınacak ne var, diye düşünenler eminim vardır. Yaşamadan anlaşılmaz, net. Ama ben yine de şansımı deneyeceğim. Bak aklıma ne geldi, diş çıkaran bebeği, yumruklarından adamantiumdan imal edilme şeylerini çıkaran Wolverine gibi düşünebilirsiniz. Sanırım baya sancılı oluyor, çünkü uykuyu p*ç eden bir durum söz konusu. Bebeğinkini. Haliyle bebeğe bakanınkini de. O şu an ben oluyorum. Ücretsiz izinde olduğum için, pek adil olmadığını düşündüğüm anlaşmamızda bebek geceleri bende. Haliyle hafta sonu sabahlarında geceleri uyuyamadığım tüm saatlerin ve uyumamış tüm insanların uyumadığı tüm saatlerin de acısını çıkarıyorum çünkü bebek baba kişisinde.

Diş çıkaran bebek gece ve gündüz, arada sakinlese de, genel olarak huzursuz. Sürekli mızmızlanma hali. Daha çok ilgi ihtiyacı, sarılma isteği. Ki bunlara varım, ama fiziksel olarak çökmüşken her şey daha zor geliyor, insanın tahammülü azalıyor. Diyorum ya, aynısı olmasa da, benzerini yaşamak lazım anlamak için. Hastanede aralıksız çalıştığımız, normal mesai üstüne gece nöbeti tutup, sabahında normal mesaiye devam ettiğimiz günler bile bu kadar kötü olmuyordum.

Diş muhabbetini bu kadarla bırakalım bence, çünkü bundan bahsederek acımı katlamak istemiyorum 🙂 Az önce ilk yazıyı yayınladıktan sonra ikinci yazı için oturdum direkt, ‘cause you know, I’m in the zone. Aklımdan geçen şeylerden biri de annenin/bakım verenin evde mümkünse terliksiz gezmemesi gerektiği oldu. Evde böyle bir canavar varsa, ayağınıza batıp sövdürecek oyuncaklar için iyi bir kalkan oluyor.

Ömer sanırım hiperaktif. Bilmiyorum, test yapmadım – yaptırmadım ama şu an hissedilen bu 🙂 Sadece bezini değiştirirken bile kış günü alnımdan (!) ter akıyor. İçimden çıkan sabır hepimizi şaşırtıyor. Şaka. Beni şaşırtmıyor. Biliyorum çünkü. Bir bebek, sıfırdan oluşan bir şey. Ajandası, art niyeti yok. İhtiyaçları var ve aslında çok temel, primitif ihtiyaçlar. Seveceksin. Sevince her şey hallolur. Buna gerçekten inanıyorum.

Seyir defterinin en güncel kısmı bu olacak galiba; koruma içgüdüsü. Mesela bugün yaşadığımız covid riski krizinin bende yarattığı stresle evde yenmemesi gereken ne varsa yedim ve sonlara doğru bir antiasid ihtiyacı ihtimalini de sezmeye başlamıştım. Sonunda Gaviscon’u dayayacağını bilen doktor için, yarınlar yokmuşçasına yemek mesleğini kötüye kullanmak sayılır mı? İçinde bulunduğumuz pandemi, gerçekten çok çok az kişinin ciddiyetini anladığı bir konsept ve buna şaşırmıyorum, ancak bunun sonuçlarıyla baş edemiyorum. Gerektiği gibi davranmayan insanları düşünürken içimden bir diktatör yükseliyor, yalan söylemeyeceğim. Bunu son zamanlarda çok fazla yaşıyorum. Üzerine bir de annelik biniyor. Doğumdan sonra sık sık kendimi benzettiğim şey, yavrusuna yaklaşana tıslayan anne kedi. (Kedi insanı değilim ama. Onu belirteyim.) Maalesef birinci derece akrabalarınıza bile, bir bebeği sevmenin, onun sağlığını ve güvenliğini önemsemeyi de kapsaması gerektiğini anlatamıyorsunuz. Bu beni gerçekten yoruyor ve şaşırtıyor. Bunu asla anlayamayacağım.

Daha derine inelim mi? Nihayet senin de bir bebeğin olduğunda, bir birey yetiştirdiğinin bilincinde olup, her adımını ona göre atarken neyi fark ediyorsun, biliyor musun? Böylesi de mümkünmüş.

Kaldığımız sayfayı kıvıralım. Buradan devam.

Betül

*

Kapak Görseli: June Jewell

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s