Kaptanın Seyir Defteri: Annelikte 9. Ay

Bu yazıya niyetlendiğimde bebeğim 6 aylık olmuştu. Yazmaya başlamamın neredeyse 9. ayı buluşu, anneliğe (ya da benim anneliğime?) dair ilk şeyi açıkça söylüyor: Zamana bir şeyler oldu.

Şu an bu yazının nasıl akıp gideceğine dair hiçbir fikrim yok. Yazmaya karar verdikten sonra geçen üç ay içinde anneliğin ve günlük hayatımın bazı yönlerinin bu yazıya girmesi gerektiğini düşündüğüm oldu ama tabii ki notlar almadım. Bu da anneliğe dahildir.  

Bence çuvallamak annelikle ilgili en sık karşılaşılacak fiillerden biri. Hiç de öyle olumsuz bir ruh haliyle söylemiyorum bunu. Çuvallamayı kabullendim, çuvallamak zorundayım ve hatta hamile olduğumu öğrendiğim günden beri inanılmaz bir dönüşüm geçirmekte olduğumu (hala geçirmekteyim evet) da düşününce, sürecin kafama sokmaya çalıştığı mesajın şu olduğunu düşünüyorum: Embrace the çuvallama. Şu çok popüler #yeterinceiyiebeveynlik mevzusu muhtemelen buradan köken alıyor. Yapman gereken, takip etmen gereken devasa bir işler yığını var ve hepsinin üstesinden gelmen asla mümkün değil. O yüzden ben bir noktada kasten çuvallamaya başladım. İhmal edilebilir ne varsa ihmal edin. Bu birçok üretkenlik ve odaklanma problemine de verilen cevaptır. Gerekenleri listelersin, öncelik sıralaması yaparsın, listenin başındaki 3 şeye odaklanırsın. İHMAL EDİLEBİLİRSE, İHMAL ET. Bu benim mantram olabilir gerçekten. Anne olmadan önce de ihtiyacım olan düşünme şekli.

O değil de, doğru dürüst bir şey içememek koyuyor. Bir şeyi sıcakken içebilmek ne kadar zor olabilir değil mi? Oluyor ama. Bir de ciddi ciddi kafeinin vücuda giriş yollarından birinin de solunum yolu olduğuna inanmak üzereyim. Lütfen şunun çalışması yapılsın. Kahve hazır olur olmaz uyanan bebeklere bilimin bir açıklama getirmesi gerekiyor. O zamana kadar ben kafeinin kokusunun bile uyarıcı olduğunu düşünmeyi tercih edeceğim.

Korktuğum gibi olmadı ama. Evet i-na-nıl-maz zor bir şey. Bir süre boşlukta sallanıyorsun, kabul. Adaptasyon ama o. Artık kendime geldiğimi hissediyorum. Korktuğum gibi benliğim delik deşik olmadı. Hala aynı Betül’üm. Uçarılığım bile aynı. Bununla gurur duyuyorum ve artık bunu gördüğüme göre, mesela lisede ne salaklıklarına şahit olduğum kızların anne olunca seslerinin, tonlamalarının bile değişmesiyle dalga geçmeye gönül rahatlığıyla devam edebilirim. Çünkü gelişip değişme yolunda toplumun belirleyip dayattığı şablonları ve maskeleri kabul etmiyorum. Evlenen kadının level atlamasını ya da ailesinin eğitemeyip sahip çıkamadığı erkeklerin durulmasını sağlamak için evlendirilmesini kabul etmiyorum. Neyse dur bunları sonra konuşuruz.

En önemli şeylerden biri sanırım zaman yönetimi. Ben bunda da çuvallıyorum. Hayatımı hep task task yaşamışım gibi. Hedef belirle. Odaklan. Çalış. Elde et. Sonraki hedefe geç. Aynı basamakları tekrarla. Tek bir şeyden, mesela öğrenciyken derslerden sorumluyken bu sistem yeterli. Ama en fazla üniversiteden mezun oluncaya kadar çalışır. Hayat oradan sonra başlıyor çünkü. Hadi ben bir süre daha götürdüm; ama bebek #totalgamechanger. Evet burada da adım adım gidiyorum. Mesela, önce bebek: Yemek yedi mi? Altı temiz mi? Uykusu var mı? Sonra ben: Karnım aç mı? Uykumu aldım mı? Sonra tekrar bebek: Diğer öğünleri hazır mı? Biraz kaliteli zaman geçirmeliyiz. Ona kitap okuyayım ya da oyuncaklarıyla oynayalım ya da dans edelim. Sonra yine ben: Bugün kendi hedeflerim için ne yapmam gerekiyor? Sonra ev işleri.

Derken bir diş çıkarmaya başlıyor, sistem çöküşte. Tavsiyemdir; hiçbir günümüz yetişkini, diş çıkaran bir bebekle aşık atmaya çalışmasın.

Buradan devam edeceğiz.

Sevgiyle,

Betül

*

Kapak Görseli: freepik.com

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s