Hekate’nin Koruyuculuğunun Osman Hamdi Bey’in Çalışkanlığı ile Birleştiği Kent

Stratonikeia Antik Kenti’nden çıkmış, burayı gezerken her yerde Lagina ile ilgili bilgiler görmüştüm. Hatta Stratonikeia’daki hamam içinde müzeleştirilen yerde çok fazla “Lagina” vardı. Saatlerdir gezdiğim için deposu boşalan aracıma yakıt almak için Yatağan şehir merkezinde bir süre durakladım. O sırada etraftaki insanlara Lagina Antik Kenti’ni sordum ve aldığım cevaplar felaketti. Ben de kendi kendime dedim ki “Belki bir gün bir Yatağanlı yazımı okur da Lagina hakkında bilgi sahibi olur”.

Lagina ve Stratonikeia aralarındaki bir kutsal yol ile bağlıymış. Hatta Stratonikeia’da bahsettiğim kuzey kapısından direkt Lagina’ya ulaşılıyormuş, fakat Lagina yolu üzerinde gördüğümüz şu beton ve gaz yığını ocaklar yüzünden kutsal yol bulunamamış ne yazık ki…

Laginaya ulaşmam biraz zaman aldı kabul ediyorum. Fakat sizlere aracımın lastiğini uçuruma kaptırıp, daha sonra yanımdaki kardeşim ile birlikte aracı oradan bir şekilde geri döndürmemizi de anlatamayacağım, bu güzel haber. Yatağan’ın Turgut Köyü içerisinde “Lagina” yazan kahverengi tabelayı görüyor ve rahatlamış bir ruh haliyle oraya giriyorum.

Lagina aslında bir antik kentten çok bir kutsal alan. Buraya çevre kentler tapınmaya ve çeşitli etkinliklere katılmaya geliyorlarmış. M.Ö. 3000 yılına kadar gidiyor bu bölgenin yerleşim tarihi. Tanrıça Hekate’ye adanan tapınağıyla Lagina’yı gezmeye başlayalım.

Girişte bizleri Propylon ve giriş kapısı karşılıyor. Stratonikeia Antik Kenti’nden gelen kutsal yolun da bitiş noktası tam burasıymış. Dor düzeninde yapılmış, sütun yivleri de iyonik. Tek cepheli mimarisi ve tüm buluntuları göz önünde bulundurursak da Helenistik Dönem’de inşa edilmiş görünüyor.

Stoalar antik kentler için kutsal alanlar olmasının yanı sıra toplumsal olaylar da burada gerçekleşirm,i. Dor düzeninde tek katlı bir stoası var Lagina’nın. Buranın zamanında bir stadion olduğunu düşündürecek kadar güzel korunmuş basamakları da var, ancak bu basamakların kente gelenlerin dini törenleri izlemesi için olduğunu düşünmüşler. Propylon kapısından kente girenler belki hiç başka yola sapmadan kendilerini birkaç saniyede bu oturaklarda bulup ve törenleri izleyebiliyorlardır. Stoa’nın devamında sağlı sollu 20 tane sütun günümüze ulaşmış ve beni gelecekte Stoa’nın her tarafı kazıldığında ortaya çıkacak yapıya şimdiden hayran bırakmıştı.

Lagina’da belki de en çok göze çarpan yapılar kapıları. Kazı başkanı Bilal Söğüt Hocamızın da anlattığı üzere, kentin kuzey ve doğu stoalarının sütunlu caddeye bağlanan tarafında 3 adet kapı bulunmuş ve çalışmalar tamamlanmış. Bu yeni bulunanlara bir de propylon kapısını eklersek 4 tane kapıyı günümüzde görebiliyoruz.

Hekate tapınağına geldiğimize göre sizlere önce Ay tanrıçası Hekate’den bahsedeyim. Hekate’den bahseden ilk yazılı kaynak Hesiodos’un Thegonia adlı eseri olarak biliniyor. MÖ. 700’lü yıllarda İzmir Aliağa yakınlarındaki Kyme Kenti’nden Antik Yunanistan’ın Askra Kenti’ne göç eden bir ailenin oğlu olan Ozan Hesiodos, Yunan tanrılarının doğuşunu, tanrı soylarının ve kuşaklarının birbirini izleyip gelişmelerini anlatır. Thegonia’da “Her şeyden önce kaos vardı” deniyor. İlk olarak Gaia yani Toprak’ın (Toprak Ana) var olduğunu anlatılır. Gaia, kendine eşit olarak dört bir yanını saran Uranos’u yani göğü yaratır, ardından da yüksek dağları ve denizi. Uranos’la birleşerek erkek ve dişi titanları doğurur. Güneş soylu titanlardan Kaios ve Phoibe’nin ikiz kızları Asteria ve Leto’dur. Asteria’nın ikiz kardeşi Leto, Apollon ve Artemis’in annesidir. Bu akrabalık zincirinde Tanrıça Hekate, Apollon ve Artemis ile kardeş çocuklarıdır. Hekate karada, denizde ve gökyüzünde güçleri olan tek tanrıçadır. Hades’in kapısını koruduğu gibi, yeryüzündeki bütün kapıların da koruyucusudur. Sihir, falcılık ve intikam almayı elinde tutan tanrıça olarak mezarlıkların sahibesidir.

Anadolu’da Hekate adına yapılan tek tapınak ve Korint düzeninde inşa edilen ikinci tapınak olma özelliklerini taşıyor. Kuzeybatı-güneydoğu doğrultusunda inşa edilen Hekate Tapınağı hem İyon hem de korint sütunlar barındırıyor. Bu şekliyle bile eşsiz, çünkü her iki mimari akımdan da faydalanmış. Sütunların üzeri de tahmin edebileceğiniz gibi Frizler ile kaplı. Bu frizlerde bir hikâye anlatılmış. Tapınağın dört tarafında da farklı bir hikâye. Doğu cephede Zeus’un doğumu ve yaşamı, kuzey cephede Amazonlar ile Grekler arasındaki barış, batı cephesinde tanrılar ile gigantlar arasındaki savaş ve son olarak güney cephede ise tanrıların yaptığı bir toplantı taşlara işlenmiş.

Kente girdiğiniz ilk andan itibaren Osman Hamdi Bey peşinizi bırakmayacak. Kimdir bu Osman Hamdi Bey, dediğinizi duyar gibiyim. Bunun için farklı bir yazı ayırdım fakat kısaca şöyle söyleyebiliriz, Osman Hamdi Bey ilk Türk arkeolog. Antik kentlere merakı ve saray eşrafından tanıdıklarını da kullanıp şimdiki İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin kuruluşunu başlatan adam olarak da tanıyoruz kendisini. Lagina’nın da bu paralelde bir hikayesi var. 1800’lü yıllarda birçok yabancı arkeolog buraya gelip çeşitli kazılar yapsalar da ilk sistemli kazıları 1891 yılında Osman Hamdi Bey başlatıyor. Bu kazı da tarihe Türk arkeologların yaptığı ilk kazı olarak geçiyor. Bu çalışmalar sayesinde Lagina’dan hiçbir eser yurtdışına da kaçırılmamış.

Burada yaşayan yerli halkın M.Ö. 4. yüzyılda bir deprem sonrası yaptığı gibi, kenti terk etme sırası şimdi bizde. Bu bölgeden her geçişimde tekrar tekrar uğramak istediğim bir yer oldu burası, çünkü daha günümüze ulaşacak o kadar çok kalıntı var ki…

*

Görseller: Burak KARAOĞLU

Hekate’nin Koruyuculuğunun Osman Hamdi Bey’in Çalışkanlığı ile Birleştiği Kent” üzerine bir yorum

  1. Osman Hamdi Bey, adı her karşıma çıkışında, ki bu çok sık oluyor çünkü şehirde ilgilendiğim birçok şeyde izi var; hakkında araştırma yapmak, okumalar yapmak istediğim ama bir türlü fırsat bulamadığım isim. Arkeoloji Müzesi, gezdiğim müzeler arasında en hayran kaldığımdı ve araştırınca onun kurduğunu öğrenmiştim. Yine henüz buraya yerleşmemişken, İstanbul’a gezmeye geldiğim bir seferde Pera Müzesi’nde Kaplumbağa Terbiyecisi’nin aslıyla karşılaşıp hem şaşırmış, hem hayran kalmıştım. Ne büyük bir isim ve hayatlarımıza dokunmaya nasıl devam ediyor!

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s