Zeus’un Baltasını Bekleyen Kent

Bir karayolunda giderken gözünüze dev bir tapınak çarpsa, o tapınağa girmek için bakarken hemen girişinde duran trafik polislerinden ceza yeseniz ve ceza yediğiniz polisin hemen yanından ören yerine girseniz… Belki böyle bir güzelliğin karşısında yaşadığım bu olaylar sizlere kötü bir komedi sit-com’u senaryosu gibi gelebilir fakat Euromos’un Zeus Tapınağı’nı görseniz hemen direksiyonu oraya kırmanız işten bile değil.

Tabii ki buraya gelmeden önce planlarımı yapmıştım. Euromos’ta bulunan Zeus Lepsynos Tapınağı’nı, Tonozlu mezarları, agorasında dağınık halde duran taşları, bir kısmı ayakta duran kent surlarını ve kazısı devam eden tiyatro demeye bin şahit isteyen ama muhtemelen yıllar sonra çok güzel bir tiyatro olarak günümüze ulaşacak tiyatrosunu okumuştum. Şimdi gidip görme zamanıydı ve nihayet Euromos’tayım.

Euromos’ta ilk yerleşimlerin M.Ö. 8.yy.’da başladığı söyleniyor. M.Ö. 5. yy.’da da kent büyümeye başlamış ve yörenin en etkileyici yerlerinden biri olmuş. Tüm büyük deniz kenarı antik kentlerinin dahil olduğu Attika-Delos Birliği’ne üye oluşundan da bunu anlıyoruz. Kentin ismi zaman içinde defalarca değişmiş. Kyramos, Hyramos, Euromos gibi farklı isimlerle aynı bölgedeki kent söylenegelmiş. Euromos’un Yunancada “Güçlü” anlamına geldiğini düşündüğümüzde, bir kente vermek için güzel bir isim olsa gerek.

Konum olarak Bafa Gölü’ndeki Herakelia ile şimdiki Milas kenti olan Mylasa arasında yer alıyordu. Şu anda da Didim-Milas karayolunun hemen kenarında olduğu için ulaşmak oldukça kolay. Bulunduğu konumdan bahsetmek aslında içinde bulunduğu uygarlık birliği için de bir koşul gösteriyor bizlere. Kıyı Karya kentlerini İç Karya’ya bağlıyor oluşu da aslında önemli bir istasyon oluşunu gösterebilir.

Şimdi biraz sizlerle kenti gezelim ki sayın okuyucularımız sıkılmasın. Kentin girişinde “Haydi gel beni izle” diye bağıran Zeus Tapınağı’ndan önce sağ tarafa doğru olan tabelayı takip ediyorum. Orada Tonozlu Mezar yazıyor. Euromos’ta 2 adet nekropol bulunuyor. Bunlardan biri olan Güney nekropolünde ortaya çıkarılan anıt mezar kompleksi de görenleri büyülüyor. Ölen biri için bu kadar estetik bir mezar yapıldığına göre 3000 yıl önce bu toprağın altında yatan insanlar önemli birileri olmalıydı. Anıt mezarın mimarisine gelelim biraz. İçerisinde 7 adet oda var. 2 odası küçük tonozlu, 5 oda da büyük tonoz çatılı. İki katlı ve tek katlı olarak farklı farklı kotlarda inşa edilmişler. İnşa malzemesi olarak harç ve yerel taşlar kullanılmıştı. Hem inşa tekniklerine, hem de kullanılan malzemeye bakarak, arkeologlar bu yapıların Roma döneminde yapılmış olacağını söylüyorlar.

Tonozlu mezarların ardından Zeus Lepsynos Tapınağı bizleri bekliyor. Korint düzeninde 6×11 şeklinde yapılmış. Görselde gördüğünüz sütunlardan 16 tanesi aynen görüldüğü gibi tamamen ayakta durmaktaydı. Sanırım bu bir kazı ekibi için oldukça şanslı bir durumdur. Uzun süredir Asya kıtası dediğimiz bu kıtanın içerisinde en iyi korunmuş ve çok büyük ölçüde günümüze ulaşan birkaç sayılı tapınaktan biri burası. “Tanrıların babası” adına yapıldığı için yapı üzerinde Zeus’un baltasını görmek mümkün. Yapımına M.Ö. 2. yy.’da başlandığı kesin bilgi fakat ne zaman bittiği tam bir muamma. Çünkü kuzey kenarındaki 3 sütun ve güneybatıdaki 1 sütunun yivsiz oluşu yapının tamamlanamadığını gösteriyor. Belki de Zeus’un sonsuz ömrünü anlatmak istemişlerdir bilinmez…

Ören yerinin dışarısında kalan fakat kazıların en yoğun devam ettiği yeri de agora. Agoraları biliyorsunuz, kentin alışveriş merkezleri ya da toplanma alanları diyebiliriz. Şu anda karayolunun neredeyse santimlerce yakınında bulunan agoranın belki bir kısmının karayolunun altında olma ihtimali de var. Agorada bulunan stoaların bir kısmı hala seçilebilecek kadar belli oluyor. Hatta birinin üzerindeki bir yazıtta Euromos’un İassos Antik Kenti ile yaptığı bir anlaşma da yer alıyor.

Her antik kent kazısında genelde ilk kazılan yerler tiyatrolar oluyor. Çünkü muhtemelen antik bir harabeye rastlandığı ilk an görülen şey dağ yamacına oturtulmuş tiyatrosu ve kırık dökük taşları oluyor. Fakat burada devasalığı bakımından tiyatrodan önce olan bir tapınak olduğu için tiyatroya çok yakın zamanda ulaşılabilmiş. Çok ilginç bir an yaşıyorum çünkü ilk kez yeni kazılmaya başlanmış bir tiyatro görüyorum. Birkaç basamaklı oturma sırası ve bir çukurun içindeki muhtemel skene yapısı göze çarpıyor. Şimdilik bu tiyatronun 2000 kişilik olduğu ve M.Ö. 3.yy.’a tarihlendiğini söyleyebilirim. Daha fazla bilgi için sanırım kazıların belirli bir aşamaya ilerlemesini beklememiz gerekecek.

Muğla’nın Milas ilçesindeki, Zeus Tapınağı’nın da yer aldığı Euromos Antik Kenti’ndeki kazı çalışmalarında bulunan parçalar, restore edilerek arkeoloji bilimine kazandırılıyor. Kazı Başkanı Doç. Dr. Abuzer Kızıl, AA muhabirine, nekropol alanında çıkarılan kiremit mezar parçaları üzerinde çalıştıklarını söyledi. ( Volkan Yıldız – Anadolu Ajansı )

Neredeyse her yazımda Strabon’dan bahsediyorum. Antik dönemlerde yaşamış Strabon, dünyanın da ilk coğrafyacısı olma özelliğini taşıyor. Strabon Euromos’tan bahsederken; “Mylasa’dan sonra bölgedeki en önemli kent” demiş. Siyasi tarihine baktığımızda da bunu anlayabiliyoruz. Antik kentlerin savaşsız bir günleri geçmiyor desek yeridir. Euromos da gerek Zeus tapınağının verdiği ruhani kuvveti ele geçirmek isteyen güçlere karşı, gerekse de genişlemeye çalışan devletlere karşı yıllarca savaşmış. Apameia Anlaşması ile de Rodoslulara bırakılmış. Bu karara karşı çıkan komşu kent Herakleia kenti fethetmiş ve yağmalamış. Euromos içerisinde bulunan yazıtlarda, Herakleia’nın kente verdiği zarar çok fazla anlatılmış.

Muhteşem kent surlarından bahsetmeden yazıyı bitireceğimi sanmayın. Her bir parçası 2.5 m uzunlukta devasa surları var Euromos’un. Birçoğu sağlam şekilde görülebiliyor. M.Ö. 4. yy.’a tarihlenen surların aralarında 7 tane de savunma kulesi bulunmuş. Bu savunma kuleleri dörtgen ve yarım daire şekilleri ile hemen surlardan ayırt edilmiş.

Euromos’a gelmeden önce internetten görsellere bakacak olursanız bolca Zeus Tapınağı görseli görecek ve muhtemelen içinizden “Kim bilir başka ne kadar güzel yapı vardır?” gibi düşüneceksiniz. Aman, büyük hayal kırıklığına uğrarsınız. Kazı çalışmalarının henüz oldukça yetersiz olduğu bu kentte günümüze ulaşmayı bekleyen onlarca muhteşem yapı var. Tek yapmamız gereken, bu yapıları görecek kadar ömrümüz olup olmadığını düşünmek…

*

Görsel 1, 2, 3 ve 5 – Burak KARAOĞLU

Görsel 4 – yenibakis.com.tr

Zeus’un Baltasını Bekleyen Kent” üzerine bir yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s