Duyun Sesimi – Alabanda Ayağa Kalkmak İstiyor

Ayrımcılık, bir kişiye ya da bir grup insana ön yargılı davranıp, onları diğerlerinden ayırmaktır. Bu tanıma itirazı olan çıkacağını sanmam. Fakat sadece İstanbul’da saat satan siyahi dostlarımıza bir ayrımcılık yapılmıyor diye “Bizde ırkçılık, ayrımcılık olmaz” diyen fikir körleri de elbet aramızda mevcut. Bir Aydınlı olarak Aydın ilinin Çine ilçesinde yaşayan insanlara yapılan büyük ayrımcılığı yıllarca gözlemledim. Daha kendimi geliştirememiş bir çocukken bile bu yapılanlar bana anlamsız ve aptalca gelirdi. Kültür ve Turizm Bakanlığı da sanki Aydınlıların Çinelilere karşı yaptığı bu ayrımcılığı Çine ilçesindeki Alabanda Antik Kenti’ne yapmış gibiydi.

Az bilinen antik kent arayışımın sonucunda, Muğla – Yatağan’daki Stratonikeia’dan sonra yol üzeri görülebilecek Alabanda Antik Kenti’ni bu sefer kendime rota olarak seçmiştim. Gitmeden önce okuduklarımdan, isminin at yarışlarından geldiğini öğreniyorum. Ala (at), banda (yarış) kelimeleri birleşiyor ve bu güzel kentin ismi Karia dilinden “Alabanda” olarak günümüze ulaşıyordu. Bir diğer inanışa göre Kar Tanrısı Alabandos’dan da ismini alabilmiş olacağı söylense de şehrin simgesinin Pegasus atı oluşu ve birçok mitte atların konu alınması sanki ilk inanışın daha çok destekçi bulduğunu gösteriyor bizlere.

Gelelim Alabanda Antik Kenti’ne yapılan ayrımcılığa. Kent o kadar bakımsız halde ki, sizlere anlatmak istediğim birçok yapıya dair görsel dayanak bulamadığım için yarım yamalak anlatmak zorunda kalacağım. Kent üzerinde yer alan evlerin kamulaştırmasının tamamlanamaması, tüm yapıların içini saran yeşil otlar, hala tarım arazisi olarak kullanılan birçok arazinin de altında antik kentin devamının oluşu beni dehşete düşürmüştü. İlk bilimsel kazıların 1900’lü yılların başında başlamasının ardından sanırım imparatorluğun içinde bulunduğu durum ve sonrasında Millî Mücadele ile kazılar oldukça sekteye uğramış. Neredeyse yüz sene bakımsız ve açık halde duran kentte 1999 yılında kazılara tekrar başlanmış. Tarihi yapıların üzerindeki tahribat o kadar fazlaymış ki yıllarını sadece temizlik, tespit vb. çalışmalara ayırabilmiş arkeologlar. Yıllar içinde sürekli aksayan çalışmaların, günümüzde de çok sağlıklı yürüdüğünü söyleyemeyiz.

Kentin günümüze ulaştırılan belki de tek yapısı tiyatrosu. Alabanda Tiyatrosu kentin kuzey yakasında yer alıyor. Doğal bir yamaca oturtulmuş tiyatronun yapımında kullanılan yerel granit taşları, bu tiyatronun diğer tiyatrolardan farklarından biri. Gördüğünüz an farklı bir malzemeden yapıldığını anlayabiliyorsunuz. Oturma kısmı anlamına gelen caveası yarım daireden biraz daha büyük. Bu şekildeki tiyatrolar Helenistik dönemde inşa edilmiş. Sahne yapısı skene kısmı ise çok zor kurtarılmış. Çünkü tam üzerinde iki tane köy evi olduğu ve yerli halkın üzerinde yüzlerce yıl yaşadığı anlaşılmış. O evlerin kamulaştırma ve yıkılma işlemleri öyle dikkatli yapılmalıydı ki skene kısmına bir zarar verilmemeliydi. Tiyatro 6200 kişilik yapılmış. O dönemdeki kentler için yeterli olabilecek bir büyüklükte fakat zamanla şehrin nüfusu artmaya başlamış ve alabanda halkına yetmemeye başlamış. Arkasındaki dağın eğimi oldukça fazla olduğu için arkaya doğru büyütülemeyen tiyatro, yanlardan ve önden büyütülmüş. Skene kısmının kazılarında da heykel parçaları ve seramikler bulunmuş. Tiyatronun her iki tarafında da birer geçit var ve kent halkı tiyatroya oralardan giriş yapıyorlarmış.

Şimdi gelelim Alabanda Antik Kenti’nin tarihteki önemine. Efes Antik Kenti ile alakalı bir geçmişi var buranın. Efes Antik Kenti M.Ö. 48 yılında Asya başkenti olunca Ege Bölgesi’nin başkenti olma görevi Alabanda’ya kalıyordu. O dönem Miletos, Priene, Tralleis ve Nysa gibi önemli kentlerin de merkezi diyebileceğimiz Alabanda, görülen kadarından daha fazla şey sunacağını bizlere ispat ediyor diyebiliriz.

Birçok antik kentte olduğu gibi Alabanda’da da çok fazla tapınak mevcut. Fakat günümüzde görsel kanıt olarak sunulabilecek Apollon İsotimos Tapınağı ve görsel kanıt olmasa da araştırmaların varlığını ispatlamaya çalıştığı Zeus Khrysaoreus Tapınağı kalmış. Helenistik dönemin göze çarpan yapıtlarından biri olan Apollon İsotimos Tapınağı, 8×13 iyon düzeninde yapılmış. Batısındaki stoa, karşısındaki konutlar ve güney doğusundaki tiyatro ile şehrin merkezi olabilecek bir yerde. Üzerindeki bloklarda savaş sahneleri işlenmiş ve bu da kentin maruz kaldığı tehlikeleri bize anlatıyor olabilir. Yapıldığı günden beri neredeyse her dönemde üzerine başka yapılar yapılmaya devam eden tapınakta, geç arkaik dönemden ta Bizans dönemine kadar yapı kalıntıları çıkarılmış.

Strabon olmasaydı belki de bu kentlerle ilgili elde ettiğimiz tüm bilgiler anlamsız kalabilirdi. Anadolu’da yaşayan, dünyanın ilk ve en önemli coğrafyacısı olan Strabon’dan önceki yazılarımda da bahsetmiştim. Peki Strabon yazılarında Alabanda ile ilgili ne demiş, diye merak ediyor olabilirsiniz. Strabon’a göre, Alabanda zengin halkı ve eğlenceye düşkünlüğü ile bilinirmiş. Sokaklarında kadınlar dans eder, alkoller ardı ardına içilirmiş. Böyle eğlenceye düşkün bir şehrin, hem bölgenin en önemli kenti olmasını sağlayacak “başkent” unvanını, hem de etrafına kat kat sur örmeyi gerektirecek bitmek tükenmek bilmeyen savaşlar ile nasıl başa çıktığını doğrusu ben de merak ediyorum. Belki de bizler bugünden baktığımızda abartıyoruzdur fakat oldukça zeki yöneticileri olmuş olmalı ki böyle bir kenti zevk-i sefa içinde yönetebilmişler.

Gelelim yolun karşısındaki diğer yakaya. Burada görüp de hayaller kurabileceğimiz iki yapı kalmış. Bunlar agora ve bouleuterion. Önceliğimi agoraya veriyorum. Agoralar antik kentlerin pazarları ya da halkın toplandığı alanlarıdır. Dikdörtgen planı ve 100×73 m ölçeği ile büyüklüğü hayrete düşürecek kadar. Bu kadar büyük ve şehrin merkezinde yer alan bir yapının gymnasium da olabileceği konuşulmuş. Çünkü yapının altından geçen su borusu gibi yapılar, su yolları ve sanki insanların yıkanması için yapılan bölmeler gibi gelen bölmeler mevcut. Yıkanma odaları ve hamam içeren bir gymnasium olması işten bile değil. Fakat çıkan 13 adet fil ayağı bloğu, 3 adet sütun tamburu, 2 adet dor sütun başlığı ile birlikte 40 adet mimari sütun blokları bu bulunan sütunların şehrin merkezindeki bir agorada olabileceğini düşündürmüş arkeologlarlara. Vitrivius’un burası ile ilgili yazılarını da okuduktan sonra bu yapının agora olduğuna emin olmuşlar.

Lidyalıların parayı bulmasından 500 sene sonra Alabanda’da ilk sikkeler basılmış. Matematikçi Licymnus, Alabanda halkının düşünüldüğünden daha az zeki olduğunu söyler fakat kentin içinde bulunduğu bu kozmopolit yapı tam tersini söylemektedir. Çağdaşlarından biraz daha önce para basması, bölge başkenti olması, halkının refah içinde yaşaması fakat bir yandan da birçok devlet tarafından elde edilmeye çalışılmasına karşın bağımsız kalması…

Yazım boyunca kenti yönetenlerin başarılarından bahsettim ve sonunda konuyu getirmek istediğim yerdeyim. Alabanda Bouleuterion’u, agoranın hemen arkasında şehrin merkezine biraz uzak bir yerde kalıyor, hatta şehrin dışı da diyebiliriz. Dışarıdan görünüşü ile etkileyici duran yapının içine girince biraz hevesiniz kırılıyor. Ayağınızı bastığınızda sanki her an yere düşüp kafanızı antik bir bloğa vuracakmışsınız hissine rağmen, kardeşimle birlikte içeriye giriyoruz. Ortasındaki yarım daire şeklindeki çöküntü zamanında orada bir hitabet alanı gibi bir yapı olabileceğini düşündürüyor. Hemen 1-1.5 metre uzağında da oturma yerleri oldukça tahrip olmuş bir şekilde duruyor. İşte o zaman anlıyoruz ki, burası yaklaşık 200-250 kişilik bir bouleuterion.

Antik kentleri belirli aralıklarla gezmeyi ve ortaya çıkan yeni buluntuları gözlemlemeyi severim. Hala çalışmaların devam ettiği yerlerde 2-3 senede bir yeni yapı bulunur, büyüklüğüne göre de 5-10 yıl civarında ortaya çıkarılabiliyor. Bu da ortalama 3-5 sene aralıklarla her antik kenti tekrar tekrar ziyaret etmemiz gerektiğini gösteriyor. Umarım 5 sene sonra Alabanda’ya geldiğimde yeni buluntular görür ve buranın ayağa kaldırılmasına şahitlik ederim. Sağlıcakla.

*

Görsel 1 www.gezipedia.net

Görsel 2,3,4,5,6 – Burak Karaoğlu

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s