Eylül Mutlusu

Serin bir rüzgâr önce ayaklarıma sonra omzuma değiyor, yavaşça dönüp nevresim için yanımda uyuyan sıcaklıkla itişmeye başlıyorum. Nevresimin bir ucunu kurtardım mı tamam, sokulup ısınabilirim. Ancak uyku bünyemden bir kez ayrılınca rahat duramıyorum. Azıcık ısınıp usulca yataktan süzülüyorum. Çekmecemden komik renkli bir çorap bulayım, şu hırkayı da omzuma takayım, artık hazırım! Mırıl mırıl ayağıma takılan Viz’i yakalayıp zorla burnundan öpüyorum ve aheste revan mutfağa varıyorum. Önce kahve! Sabah çayı daha iyidir ama bugün önce kahve. Akşam güneşi içeri dolmasın diye indirdiğim perdeleri yukarı kaldırıyorum, serinliğe aldırmadan camı iyice açıyorum. Aşağıda parkta sabah huysuzu bir çocuk annesinin yüzünden düşen beş parçayı ta buradan seçebiliyorum ama yüzümü öbür yana dönüyorum. Elimin kenarıyla Viz’i kaçırıp tekli koltuğa yerleşiyorum.

Bir şarkı mı açsam, içeriden kitabımı mı alsam diye düşünürken bir an duruyorum. Güneşli bir eylül sabahının ne kitaba, ne şarkıya, ne kahveye, ne de bana ihtiyacı var. Güneşli eylül sabahı, güneşine rüzgâr katıp gelmiş, o boğuverecek gibi sıcaklardan sonra bir serap ferahlığıyla, yürüdüğü yerlerdeki yaprakları sarıya, turuncuya boyaya boyaya gelmiş.

Şöööyle bir nefes alıyorum eylülümden, “Oh be! Oh! Mutluyum, eylül mutlusu.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s