II

Gömleğimden çözdüğüm her bir düğme, kafamdaki bir düşünceyi koparıp atıyor. Pamuğu usul usul gezdiriyorum kirpiklerimde. Burnumdan derin bir nefes alıyorum. İnine girmenin telaşını yaşamış bir hayvan gibi inimde sakinim şimdi. Suyu sıcak tutuyorum önce, havanın değil ama suyun sıcağının bir sihri var: buhardan bir tül gibi geçiyor olan bitenin üstünden. Olan biteni silmese de o buhardan tülün arkasından görmemi sağlıyor. Bu bile yeter. Buzdolabından çıkardığım suyla masadaki suyu karıştırıyorum, bornozumun kuşağını çekiştirip sağlamlıyorum ve güneşin batışına bakakalıyorum.

Bulutlar çoğaldı, güneş arkalarında portakal rengi bir bilardo topu şimdi. Yağmuru kasvetli, hüzünlü bulurum aslında, hatta evladına “Yağmur” adını verenleri kınarım bir parça, kınarım ama kızdıkça kavuran sıcağın içinden yürürken anladım memleketimde yağmura neden rahmet dendiğini. Griyse gri. İsterse daha da assın gökyüzü suratını. Kendinden sonra bıraktığı ferahlıkla yağmurun sahne sırası şimdi.

Yağmur yağıyor, ben tekli koltukta cama karşı oturuyorum, kedim anlamış gibi gözüme bile gözükmüyor. Bugün maruz kaldığım içi boş, hırs dolu, kişi kedinden bilir işici, varsayımcı, alıngan… Bugün maruz kaldığım o daha yapılırken hiçbir anlamı olmadığını bildiğim konuşma yağmurla birlikte yere iniyor. Zihnim duruluyor. O kargaşanın ardından öylece durup bakıyorum.

II” üzerine 2 yorum

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s