Belki Uzun Yazarım Bu Kez: I

Güneş böyle güzelken, sıcak nasıl böyle bunaltıcı anlamak mümkün değil. Gerçi anlayacak dermanım da kalmadı, öylece yürüyorum asfaltın kenarında. Sıcak, hem tepemden vuruyor hem asfalttan yükseliyor. Zihnim gayet bulanık, söylenenleri kopuk kopuk duyuyorum. Araya birkaç onay kelimesi serpiştiriyorum. Sohbetin kısırlığının bu anlık önemi yok. Çünkü istemsiz ve sırasız düşünüyorum.

Bazen itirazımdan, bazen içimi açtığımdan, bazen gayriihtiyari tepkilerimden utanıyorum. Utanmak da denmez gerçi, beni utandıracak şeyleri davranmadan, süzerim evvela. Süzmek hep işe yaramasa da çoğu kez yarar. Bu yüzden utanmak değil pişmanlık benimki, bal gibi. Üstelik pişmanlığın sebebi davranışım değil, dosdoğru da davransam çarpık anlaşılacağı. Hatta daha kötüsü: doğru da anlaşılsa çarpıtılacağı.

Her biri, birbirinin önüne atlayan divane düşüncelerimi alıp, kalabalıktan da ayrılıp karşıya geçiyorum. Anlayamadığım konuşma kesildi ancak sıcak bastırdıkça yol uzuyor. Dizimin arkasından ayak bileğime ter damlaları yuvarlanıyor peş peşe. Sıcak hâlâ saçlarımda uğuldarken anahtarı çantanın dağınığından ayırıp deliğine sokuyorum. Düşüncelerimi başımdan ayırıp apartman boşluğuna döküyorum. Kendime gayet çirkin ama işlevsel bir çözüm buluyorum. Bu kez çözümümden pişmanlık duymuyorum; ama besbelli utanıyorum. “Elle gelen düğün bayram” diyorum.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s