Duvarlar, sesler ve saire – Yaz mevsimi

Bugün evdeyim. Biraz dinleyeneyim, diye düşündüm. Film açarım, uzanırım koltuğa. En azından birkaç saat beni kimse rahatsız etmez. Uzun zamandır şöyle bir ara vermiyordum. Koltuğun keten dokusunda elimi gezdirirken, bu koltukları alırken yaz mevsiminde kullanımı daha uygun olur, diye düşünerek ketende karar kıldığımı geçiriyorum içimden. Ne doğru bir karar! Elimi kumandaya uzatıyorum. Şöyle izlenecek bir film bulayım hemen. Henüz birkaç film arasında seçim yapmaya çalışırken davetsiz bir misafir gibi yaz mevsiminin sıcaklığının odaya dolmuş olduğunun farkına varıyorum. Duvarlara çarpıp üzerime dönüyor. Bir de nem ile birleşince! Hoş geldin cehenneme. Bu mevsimi sevenleri anlayamıyorum. İnsanların kendine kastı mı var? Balkon kapısını açıyorum gayri ihtiyari, biraz hava değişimi olsun belki açılırım, iyi gelir falan. Kapı kolunu indirmemle bulvarın tüm trafiği odaya dökülüveriyor. Egzoz sesleri, korna sesleri, ani fren sesleri, sık sık geçen ambulans sesleri… Anayol üzerinde yaşamanın bazı dezavantajları…Uzaklardan duyulan insan kahkahaları. Nereden buluyorlar bu mevsimde gülecek enerjiyi? Rüzgar da bir yandan sabrımı sınıyor. Perdeleri tavana sabitledim, kenarlarına stoper takmaya üşendiklerim şimdi yarıya kadar serbest. Oda kapıları tak tuk! Zorla oturduğum koltuktan kalkıyorum hızla. Kapı önlerine bir şeyler koymak için koşturuyorum oradan oraya. Evde hafif ne varsa havada! Kağıtlar, çamaşırlıkta asılı çamaşırlar. Kitapları elden geçiriyor rüzgar hızla. Tüm sayfaları tek tek. Birkaç tanesi katlanıp da beni yerimden zıpkın gibi fırlatana kadar. Yok yok, dayanamayacağım. Öfkeden deliye döneceğim sonunda! Balkon kapısını hızla gerisin geri kapatıyorum. Son gücümü burada kullandığım için bir hayli halsiz kalıyorum. Oda darmadağın olmuş. Perdenin biri yarıya kadar çıkmış, sarkmış kornişten. Diğeri ucundan bir iki tanesi neyse ki. Vücudumdan ter boşanmış. Bu kadar su içmemeliydim belki de. Üzerimdeki tişört tenime yapışmış. Çıkarıp atıyorum kirli sepetine. Üstüme temiz bir tişört çekeceğim ama pis vücudumu temiz tişörte layık görmüyorum. Ani bir kararla kendimi banyoda buluyorum. Bu mevsime dayanmamı sağlayan tek yerdeyim işte. Soğuk suyun altında! Su ne büyük nimet değil mi? Şükürler havada uçuşuyor. Tertemiz vücuduma en ince giysilerimi giyiyorum. Saçlarımın ıslaklığı omuzlarıma inmiş. Keyfimi yarım bıraktığım televizyonu kapatıyorum. Oda oda dolaşıyorum en serin yeri tespit etmek için. Dersem inanır mısınız, tuvalet en serin yer? Daha uygun bir seçenek bulmalı. Tüm pencerelerden nefret ediyorum. Keşke karanlık bir odamız olsaydı. Evet, tabii ya! Neden aklıma gelmedi bu benim? Koridor! Balkonda otururuz, diye aldığımız yer minderini bir çırpıda alıp getiriyorum. Tüm odaların kapılarını tek tek kapatıyorum. İşte oldu. Karanlık ve sessiz. Nebzece serin. Yine bir keyif çatması ihtimalini boşa sıktık. Olsun. En azından sinirlerim yerinde. Temiz ve kuruyum. Değil mi ama? Biraz sakince uzanabilirim burada.

*

Görsel: pixabay

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s