Dünya’nın Kaderini Değiştiren Kent

Telefonumdaki navigasyon uygulamasına “Milet Ören Yeri” yazıp yola çıktım. Doğduğum ve uzun yıllar yaşadığım yerlerin yanından geçerek ilerliyordum. Yoluma devam ederken Menderes Nehri’nde sıra sıra balık tutan balıkçılara bir “Rastgele!” demeden de geçmemiştim. Şimdi balık tutulan bu güzel nehrin, gezmeye gideceğim şehrin sonunu getirdiğini bilmeden…

Kaynak: https://aydinda.com

Akılcı düşüncenin, geometrinin, astronominin ve felsefenin ilk kez ortaya çıktığı topraklardayız. Bu bölgedeki bazı antik kentleri daha önce anlattım ve daha fazlasını da anlatmaya devam edeceğim. Bu anlatılarımda bulunan kentlerin hepsinin başkenti gibi düşünebiliriz Miletos’u. Evet bu arada sizlere bu yazımda Miletos’dan bahsedeceğim. Bölgenin en büyük şehri olmakla birlikte, denize yakınlığından dolayı en zengin kentiymiş. Antik Yunan Medeniyeti’nin bilimin merkezi halini alması ve ilerlemesi de Miletos’lular sayesinde olmuş. Miletoslu Anaksimenes varoluşu açıklarken, tanrılara dayanmayan evrensel kanunu Miletos’daki taşlara kazımış. İlk Dünya haritasını çizdiği söylenen tarihçi ve coğrafyacı Hekataios da Miletos’da yaşamış.

Miletos şehrinin ismi de birçok mitolojik inanca ev sahipliği yaptığı düşünülen Miletus karakterinden gelmiş. Miletus, Apollon ile Minos’un kızı olan Akakallis’in oğluymuş. Miletus’un annesi onu bir ormana bırakıp, terk etmiş. Fakat dedesi Apollon, dişi kurta Miletus’u beslemesi için emir vermiş. Kurtlar tarafından büyütülen Miletus, yetişkin olduktan sonra Girit’i terk edip günümüz Ege Bölgesi’ne gelmiş. Menderes Nehri’nin kızı olarak bilinen Kyane ile evlendikten sonra nehrin hemen kıyısına Miletos şehrini kurmuş.

Fotoğraf: Burak Karaoğlu

Uzaktan şehre yaklaşırken en heyecan verici yönü devasa büyüklüğü olsa gerek. Yol boyunca kazılar sonucunda koruma altına alınan ve alınmayan birçok tarihi kalıntı görerek devam ediyorsunuz. Biletinizi aldıktan ya da Müze Kart’ınızı gösterdikten sonra kente girişte ilk gözünüze çarpan yapı Milet Tiyatrosu. 19000 kişilik kapasitesiyle günümüzde bile devasa kategorisine koyulacak bu tiyatro, zamanının en güzel örneklerinden biri. Tiyatronun içindeki tonozlu geçitlerden geçerken Harbiye Açık Hava Tiyatrosu’nda konser verecekmiş hissini sadece bende uyandırmış olamaz.

Tiyatrodaki geçitlerden ilerlerken gizemli geçitler olduğunu görüyorsunuz. Buralardan inmeye çalışırken merdivenlerin basamak boyunun 1 metrenin üzerinde olduğunu görüp yanımdakilerle tartışmaya başladım. O dönem yaşayan insanların boyları 4-5 metre civarında olmadığına göre bu merdiven basamakları neden 1 metreden fazlaydı ve bu merdivenler ne amaçla kullanılıyordu?

Kaynak: http://www.ktb.gov.tr

Şehrin merkezi olarak anılan tiyatrodan çıkıp arkasındaki açık araziye doğru yürürseniz içi su dolu küçük bir gölcük sizi karşılayacak. Peki burası -Menderes Nehri alüvyonlar ile şehrin önünü kapatmadan önce- eski Miletos Limanı desem inanır mısınız? Evet, burası Ege Bölgesi’ndeki en önemli liman olan namıdiğer Athena Limanı diye anılan Miletos Limanı’nın kendisiydi. Etrafta kimseler yok iken su birikintisinde düşmeden yürümeye çalışmak çocuklar gibi eğlenmemi sağlarken, buradan baktığımda birikinti, artık görünmeyen denizin bir zamanlar burada olduğunun da kanıtıydı.

Tiyatrodan çıkıp düz ilerlersek karşımıza senato binası çıkacak. Onun yanında ise Nymphaion bulunuyor. Nymphaion için etrafı heykeller ile dolu kente su dağıtımından sorumlu bir havuz diyebiliriz. Burada yer alan su kemerleri mimari açıdan bu geziden zevk almamı sağlayan unsurlar arasındaydı.

Anadolu’daki en büyük Roma hamamlarından biri olan Faustina Hamamı da çok yakınlarda olmalı. Girişte insanları çeşitli sağlık sorunlarından korumak için önce soğuk odayla karşılar; soğuk odadan geçen vatandaşlar ılık odaya ilerler, ılık odada vücut ısıları biraz daha eşitlendikten sonra sıcak kısma geçilirmiş. Ayrı soyunma odaları ve en sonunda da havuzu ile dikkat çekiyor. Bu dönemdeki tüm Roma hamamları gibi mimarinin insan yaşamına direkt etkisini burada da gözlemliyoruz. Egeli antik mimarlar insanların sıcak-soğuk geçişinde yaşayacağı hastalıkları bile düşünmüşler.

Meclis binası olarak da düşünebileceğimiz Baouleuterion 1500 kişilik. Buradan da, şehrin nüfusunu göz önüne alırsak, önemli birçok kararın birlikte alındığını çıkarabiliriz. En önemli dini merkezi ise Delphinon. Miletosluların tanrısı, denizcilerin ve gemilerin korucusu, adı Delphis olan bir balıktı. En önemli varlığı denizler olan bir şehrin denizdeki balıklara tapmasından daha doğal bir şey de aklımıza gelmeyecektir elbette.

Kaynak: http://www.ktb.gov.tr

Felsefe, astronomi, geometri gibi temel bilimlerin çıktığı bu kent, günümüz bilimine faydası olan birçok fikre ve insana da ev sahipliği yapmış. İşte tam da bu yüzden Miletos’a “Dünyanın kaderini değiştiren kent” diyebiliriz.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s