Bay Nautilus


Not_20160519_223413_01

Bu akşam evimde beni orta yaşlı bir salyangoz karşıladı. Şasırsam mı, diye düşündüm ama hali hazırda o kadar yıpratıcı bir gün olmuştu ki, bir parça daha mücadeleye halim yoktu. Akışına bıraktım. Karşısına geçip oturdum. Bir yandan muhabbet ediyorduk ama bir yandan da düşünmeden edemiyordum: Diyelim balkondan girdi, odanın öbür tarafına nasıl geçti? Salyangozlar halıda ilerleyebilir mi? Yapışacağını varsaymıştım çünkü ama başka bir açıklama da getiremiyordum. Bir yandan da bu düşüncelerimi çaktırmamaya gayret ediyordum. Ayıp olurdu. Tanrı misafiriydi sonuçta. Ben de gününün nasıl geçtiğini sordum:

-Bugün neler yaptın, anlatsana?

-Sorma. Az kalsın boğuluyordum. Yağmur suyunu içine çekip nefessiz kalacağım bir çift akciğerim olmadığını düşünürsek bu biraz çılgınca. Neyse, kendimi yüzeye zor attım. Toprak bazen deli ediyor beni. Hem hani suyun kaldırma kuvveti vardı? En azından deneyebilirdi yani. Ömürlerinin bir kelebeğinkinden bile kısa olduğunu düşünürsek, su damlaları bazen fazla kendini beğenmiş olabiliyor.

-Sakin ol, dedim. Bir şekilde halletmişsin işte. Her yağmurdan sonra böyle sızlanıyorsan işimiz zor.

-Burada hayatta kalmaya çalışıyorum, biraz saygı duyamaz mısın?

-Af edersin. Zor bir gündü. Seninle bir ilgisi yok.

-N’oldu?

-Çalıştığım firma yapay kalpler üretti. Ama salaklar pili unutmuş. İnsanların derilerinden sarkan bir kabloyla yaşamalarını beklediler. Tabii pazarlama süreci çok kötü gitti. Şimdi şeklini şu çizdiğimiz kalplere benzeyecek şekilde yeniden dizayn ediyorlar. Ve şimdiden olumlu eleştiriler gelmeye başladı ve ben artık kendi aklımdan şüphe ediyorum.

-İnsanlar! dedi. Daha şekilci olabilir miydiniz acaba?

-Şurada sana içimi açıyorum.

-Tamam, tamam. Sıkma canını. Bir noktada, aslında konuşabileceğin halde susmayı tercih edebiliyorsan aklı başındasın, demektir.

-Bu buraya pek olmadı sanki.

-En azından olası bir kalp hastalığına karşı gövdemden çıkan bir kabloyla yaşamak zorunda olmayacağım.

-Tamam, anladık.

-Hem biz kalbi sizin gibi çizmiyoruz. O ne ki öyle?!

-Hala konuşuyor musun?

-Belki bir gün dünyayı bile biz yönetiriz.

-Fazla uçmadın mı?

-Hatta belki…

-Senin hava alma zamanın geldi. Serbest düşüşe hazır mısın?

Umarım salyangozlar da o psikopat örümcekler gibi kin tutmuyordur. İki nesil sonraki salyangozu elinde bıçakla kapımda görmek istemem.

*

Görsel: Büşra Ün

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s