Şanzelize Düğün Salonu

adsızSpoiler içerebilir.

Okuduğum son kitaptan bahsedeceğim bugün. İlk çıktığından beri haberim vardı kendisinden. Özellikle kapağı çok hoşuma gitmişti, o önemli. Ama ancak sipariş verebildim. Biraz da merakıma yenilip; çünkü uzun bir ara verdiğim roman okumalarına dönmek istediğim gibi, Tarık Tufan’ı da beğenerek okuyan ve bana öneren arkadaşlarım olmuştu. Evet, Şanzelize Düğün Salonu’ndan bahsediyorum.

Kitabın konusundan başlamak gerekirse, çok merak etmesem de, ilgimi çekmedi desem yalan olur. Başladım okumaya. Evet, zaten arka kapağı okuyan herkes içeride bizi bir iç hesaplaşmasının karşılayacağını tahmin edebilir. Öyle de oluyor. Hatta ben, bu hesaplaşmaların, geri kalan her şeyin önüne geçtiğini düşünüyorum. Amacın bu olması da ihtimaller dahilinde… Konu aslında Eda değil, Rüstem değil ya da Rüstem’in annesi… Konu, kapılıp gittiklerimizin bizi ‘esas’ olandan uzaklaştırması, ama aklımızın hep orada kalması. Ne tüm köprüleri yıkabiliyoruz, ne geri dönebiliyoruz. Dönsek de, eski biz olmuyoruz. Bu kitaba başarılı bir kitap, diyecek olsam, sebebi, aynı duyguları bana şiddetle hissettirmiş olması olurdu. Kitabın kahramanı vicdan azabı çektikçe, sanki o günahı ben işlemişim gibi acı çektim. Kendi hatalarımı düşünmektendi, diyeceğim, öyle olmadı sanki. Mesele de bu gibi. Kitap beni içine aldı. Zaten bitirmem birkaç gün sürdü sadece. Son gün sabaha kadar okuyup, bitirmeden uyumadım.

Annesiyle ilgili hissettikleri var kitapta, babasına diyemedikleri… Bunlar da sarsıcı oldu okurken. Anne baba önemli çünkü. Zamanla daha çok anlıyor insan. Okurken, çocukluğuma gittim. Bir de böyle uyku tutmayan günlerde okurken daha kötü. Düşündüm: Çok basitti o zamanlar. Öğlene doğru okula git. Akşama doğru eve gel. Yemek ye. Ödevlerini yap. Aileyle biraz televizyon. Sonra yat. Bu kadar. Sadece bu kadar. Düşünecek, dert edecek hiçbir şey yok. Hiçbir şey uykusuz bırakmıyor çocukken. Gün bitip vakit gece yarısını bulduğunda, karşı duvara boş gözlerle bakıp, neyin eksik olduğunu bulmaya çalışmıyorsun. Bu konu ve iç hesaplaşmalar konusu, bu kitabın etkisi altında kalmam ve aynı zamanda bu kitaba sinir olmamın temel iki sebebi.

Ama üzülerek söylüyorum, Tarık Tufan’ın üslubunu beğenemedim. Vurgu yapacağım, etkili cümleler kuracağım, derken, aynı şeyleri sadece farklı kelimelerle söylemiş gibi. Gereksiz tekrarlara girmiş ve bu da ‘zorlama’ ifadelerin çokluğuna yol açmış. Kendi içlerinde güzel olabilecek cümleler, bir araya gelince fazla kaçmış. Çehov’un kemikleri sızlayabilir, bilemiyorum.

Son mesele, kitabın tanıtımındaki yanıltıcılık. Bunu yazarın bir oyunu olarak görmüyorum. Bence yanlış işlenmiş bir kurgu. Arka kapağa göre kitabı alırsanız, bitirdiğinizde aynı tutarsızlığı siz de fark edeceksiniz ve bir kısmınız benim gibi sinir de olacak (evet tabii ki duygu karıştırıyorum).

Kitabı okumanız tamamen zaman kaybı olur, demem, ama okumanızı ısrarla tavsiye de etmem. Ben etkilenip yakın zamanda başka Tarık Tufan kitabı okuyacak değilim, onu söyleyebilirim. Yine de hoşuma giden birkaç alıntıyı aşağıda paylaşıyorum:

“Yataktan kalkınca başım vücudumdan ayrılıp odanın içinde oraya buraya kaçmasın diye iki elimle sıkı sıkıya tutup bir süre öylece bekledim.”

“Kendi evinde yabancılık hissetmek, artık iflah olmamak demektir; bu keskin bir düşüşün işaretidir, herhangi bir müdahalenin, yardımın sonuçsuz kalacağının da.”

“Konuştuğu vakit bir Tanpınar romanına davet almış nezih misafirler gibi, bu şehrin efsunlu sokaklarında dolaşmaya başlayabileceğiniz bir adamdan söz ediyorum.”

“Kur’an okumayı da, insanların ellerini okumayı da kadınlardan öğrendim ben.”

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s