Sudan Çıkmış Balık Misali

Hiç sudan çıkmış balık gördüğünüz oldu mu? Bu soru mecazi anlamda sorulmuş bir soru değil, sakın yanlış anlamayın. Görmeyenleriniz için ben kısaca olayı tasvir edeyim. Balık bir şekilde suda yakalanır ve su ile bağlantısı kesildiği andan itibaren tüm vücudunu hareket ettirmek suretiyle can çekişir. Bu bir çırpınış, bir kurtulma arzusudur.

Gelelim asıl meseleye. İnsan bu ya, bazı zamanlar gelir ki işte tam da anlatılan gibi neye uğradığını şaşırıp, şoka girip, tam da sudan çıkmış balığa dönüverir.

İşte yazarınız kendisini zaman zaman tam da bu durumda hissediyor. Aslında her şey istenilen gibi gitmesine karşın bu duruma anlam veremiyor.

İnsan aslında basit bir varlıktır. Kendisini ilk bildiği andan itibaren Okumaya devam et

Doğrusu Kibarlık

Sözün doğrusunu söylemeye çalıştıkça işin içine hep ‘bence, sence, şu kişiye göre’ler giriyor. Çoğu sözün ‘aslına bakarsan, şu açıdan…’ı var. Tartışılan bir mesele hep ortada kalıyormuş gibi oluyor. Bir sonuca varmadan konuşmuş olmak için konuşmak da kimseye fayda sağlamaz sonuçta. Amaç fayda mıdır, diye sorulabilir. Haz ya da ego da olabilir fakat ‘Doğru tam olarak hangisi?’ dediğimizde cevabı yok. Hangisi iyi, desek, yine aynı şekilde cevabı yok. Tam burada işin içine inanç giriyor. İnancı hareket noktası olarak alırsak hepsinin tam ve kesin bir yeri oluyor. Peki, her inanç hareket noktası olur mu? Tutarlı olması lazım. Peki, hangileri tutarlı? Tutarlılık nedir? Bundan sonrası çok kaygan bir zemin. Kişinin ferasetine ve vicdanına kalıyor.

Kibarlık ve yumuşak huylulukla ilgili bir yazı yazacaktım. Aklıma konunun esasıyla ilgili o kadar çok şey geldi ki yazımda belirtmeden edemedim. Bu sebeple Okumaya devam et

#instalikes (!)

Sosyal medyada beğenerek takip ettiğim hesapları burada tanıtacağımdan bahsetmiştim. Bu, bu kategorideki ikinci yazım. Yine instagram hesapları olacak bahsettiklerim. İlki için buraya tıklayabilirsiniz.

Bugün iki hesabımız var. Birincisi;

@takaziskas: En sevdiğim anne instagramı. Birkaç sıcak mail dışında hiç tanışmamış da olsak, ‘Anne olursam bu konuda ben de aynı böyle yapardım/yapmalıyım/yapacağım.’ dediğim çok yanı var. Ve yazdığı her şeyde de çok samimi. Cümleler klavyesinden değil d Okumaya devam et

Duymasan da Olur

Şimdi kaldırılmış kaldırım taşlarının üzerinde ağlayan bir kadın görsem ölmek isterim. Çünkü hayat onu benden daha çok kandırmıştır. Buna eminim. Çünkü daha az önce tanıştığım kadın henüz yirmi bir yaşında ve beş sene içerisinde zaten duymakta sorun yaşadığı kulakları tüm işlevini yitirecek. Ve bir daha duyamayacak. Duş aldığım zaman suyun sesini duyamazsam vücudumun temizlendiğini nasıl hissedebilirim? Yağmurun ya da dalgaların sesini… Sabahları bahçedeki ağaçlara konan kuşların şarkılarını duyamadan kahvaltı yapmak, en sevdiğiniz filmlerin sesini kapatarak izlemek gibi. Her şey inatçı, siyah ve beyaz, 1930’lardan kalma bir kamerayla hayatı filme almak gibi, üstelik yirmi birinci yüzyılda. Belki kolaylıkla yola atlayıp sırtımı döndüğüm tüm arabaların korna seslerini duyamayacağım için ve zaten çoktan kapattığım gözlerimi Okumaya devam et