Devinimsel Vicdan/İç ses/İç sessizlik

Yollarımız yürümek içindi ama biz koşmalıydık. Hız çağında yaşıyorsanız ve bir metropol sistemi içinde nefes alıyorsanız yürümekle kaybedecek kadar vaktiniz yoktur. Biz de kapitalizmin bize kattığı zerre olumlu bir şey olmadığını ancak kapitalizmin elimizdeki her şeyi tüketmesiyle anlayabilecek kadar ahmaktık. Bilemiyorum, bizi aklamaya yeter mi.

Bir koyup üç alacağımızı sandığımız zamanlar üç koyduk dokuz alalım diye. Oysa doğa bizim gibi değildi, tüketime ayak uyduramıyordu. Görmezden gelmeyi denedik. Yapabilseydik böyle sürüp gidecekti bu düzen. Yapamadık. Yine de böyle sürüp gidiyordu. Engelleyemeyecek kadar pasif ve bir o kadar korkak bir nesil haline gelmiştik çünkü. Hantallaşmış bedenlerimizle, asla var olmadığını iddia ettiğimiz ruhumuzla, hislerimizle, insanları maddeleştirmemizle biz tam olarak insan sayılamazdık elbet. Yine de, biz insan değilsek kimse değildi. Çünkü onlar da bizim gibiydi. Demek ki, dedik, olması gereken bu. İçimiz rahat edecek gibiydi kabullenince. Kabullendik de. Zorlanmadan hem de… İçimiz sustu, düşüncelerimiz sustu, dilimiz sustu. Bedenlerimiz bağırmaya başlayana kadar devam ettik bu sessizliğe. Ne zaman ki biz “biz olamayacak kadar” ötekileştik, işte o zaman karar verdik bu oyunu bozmaya. Kararları hep biz verirdik zaten. Yine de hiçbir zaman girişemezdik bir değişime.  Asla cesaret edemezdik. Biz de böyleydik işte.

11850980_1062322957111874_858381155_n

11874098_1062322933778543_1596859889_n

Not 1: Bu metin bilinçli olarak Okumaya devam et

Tatlı Ağustos: Bu Mutluluğu N’apsak da Saklasak?

cute-home-illustration-pictures-1Mutluluğun paylaşıldıkça çoğalması mevzuunu masaya yatırmamız gerek bugün. Son zamanlardaki düşüncelerime dayanarak söylüyorum ki bu bir teorem değil ya da teori bile değil, sadece bir hipotez bence.

Mutluluk üzerinde düşünüşüm yeni değil. Çok uzun zamandır gelip giden fikirlerim var. Kendi kendime tespitler yapıp, küçük minik aydınlanma anları yaşıyorum. Bunlardan biri ve belki en önemlisi, mutluluğun aranılacak bir şey olmadığını anlamam. Peşinde koşulacak bir şey değil mutluluk. İstiyorsun ve oluyor aslında öyle de basit. Tamam, ukalalığı kesiyorum. Ama buna yakın bir şey. Mutluluk dediğimiz şey benim için daha çok iç huzuru. Ve bir süredir onu yakaladığımı düşünüyorum. Bunu da, sahip olduğum her şeyi teker teker fark edip, bu farkındalığı yüzeye yakın tutmama borçluyum. En azından öyle sanıyorum ve bu beni uzun süredir idare ediyor.

Bu kadar basite indirgemek doğru değil belki, düşününce. Böyle büyük bir duyguya fazla ego karıştırmamak lazım. Sahip olduğumuzu/keşfettiğimizi sandığımız, hep buralarda olduğunu düşündüğümüz Okumaya devam et

Meliha Bir Küçük Hanım

İyi ki doğdun küçük hanım

Hayallerimden çıkıp tuş olduğum gerçekliğe,

Sahibimi karıştırdığım sahipsizliğime,

Tüm sevgisizliğine rağmen sevgime,

İyi ki doğdun…

Var değil de yok saysaydım acaba seni,

İncinir miydi aşk ilminin ayağı?

Ağaçlar gövdeleri ortasından kanar mıydı?

Yakarlar mıydı ilham medeniyetlerini?

Bir su damlasına çarmıhlayıp Okumaya devam et

Sustukların Büyür İçinde

Anlatmak istediğin çok şey, konuşmak istediğin tek kişi vardır. O kişiye ulaşmak zor değildir. Bir telefon, bir otobüs kadar uzağındadır. Tabii beden olarak uzaktır! Bu engeller aşılabilir. Ama kalbine ulaşmak o kadar kolay değildir.

Telefonla ulaşmak istersin sesine, varlığını hissetmek istersin de önce telefona ulaşmak için uçurumları aşman gerekir. Aşamazsın!.. Korkularındır uçurumlar, hayal kırıklıkları, kalp kırıklıklarıdır. O telefona onu aramak için uzanınca elin, telefon önce elini, oradan kalbini cehennem ateşiymiş gibi yakar kavurur. Bir zamanlar cennet bahçelerinden sonsuz güzellik getiren insan icadı cehennem ateşine dönüşüverir.

Otobüse binersin. Bindiğin her otobüs ona gitsin istersin. O da gitmez. Otobüsten önce ayakların geri geri gider. Çünkü gelmediği her gün azalır ümitler, çoğalır korkular birer birer. Artmaktadır uçurumlar, derinleşmekte. Uzamaktadır yollar. Artık koşsan da kapatamazsın mesafeleri.

Ona kendin ulaşmaya cesaretin kalmamıştır. Kırılmaya yorgun Okumaya devam et