Çerkez Ethem

Tarih sayfalarını araladığımızda birçok bilinmezle karşılaşırız. Bir yerden sonra peşine düşmekten bile vazgeçeriz birçok şeyin. Bilinmezlik perdesinin arkasındaki konulardan biri de, bazı kişilerin vatansever mi yoksa hain mi olduğu konusudur. İşte bu konulara bir göz gezdirdiğimizde en çok yakın tarihimiz çıkar karşımıza. Ne de olsa zorlu bir sınav yaşamış milletizdir ve keskin sınırlar çizmek zorunda kalarak atlattığımız bir mazimiz vardır.

İşte yakın tarihimize baktığımızda vatan severlik konusunda kafa karıştıran kişilerden birisi de adını çokça duyduğumuz Çerkez Ethem’dir.

1616640_10205598352694107_692838837_n

Trablusgarb, Balkan Savaşları, 1. Dünya Savaşı derken bitmiş, tükenmiş, dermanı kalmamış bir milletin, ‘Artık buraya kadar’ dediği bir dönemdeyizdir. Şimdilerde kahraman addettiğimiz Halide Edip’lerin Okumaya devam et

Modern Çağ ve Esaret Üzerine

Kuşlar kadar özgür olmak var. Bir atmosfer boyu uçmak dünyayı… Bir bülbül olsaydım ve altın bir kafese koyulsaydım, herhalde “İlle de vatanım” demezdim. Vatan ne ki özgürlüğün olmadığı yerde, bir avuç toprak parçası, uğruna kanlar dökülüyor da değeri mi artıyor toprağın (Atasözüne saygısızlık etmek istemem)! Bülbül de öyle demezdi eminim. “İlle de özgürlük” derdi.

İnsanlar olarak biz dünyanın içinde birer esiriz. Kollarımızda kelepçeler yok, ayağımızda prangalar, bizi tutacak iplerle bağlı değiliz belki ama çöpe dönen zihinlerimizle biz insanlar, teknolojiye esiriz, modaya esiriz, toplu taşımaya, sokaklara, evlere hatta. Her yerde “sadece bir” esiriz. Zihinlerimizle esiriz; dünyanın tüm düşüncelerini düşünmüşçesine Okumaya devam et

Ütopyalar Güzeldir

Sever, bilirsin!

Siren sesleri kadar en az

Şiddeti yüksektir ama hep geç kalır

Gece kovalamacaları kadar iştahlı

Polis şapkasının maske olma gerçeği gibi

Delinin piyano tuşlarına sertte vuruşlarının izidir

Yüzündeki çizgiler

Yüzündeki hüzünlerin hatırası

Sever bilirsin!

Sen gel, de o gider, o kadar sever

Salak rollerini üstlenmiş sinema Okumaya devam et

Sakinim

İnsan aklı bir tarla gibidir. Üzerine ekilen her türlü bilgiyi, düşünceyi iyi veya kötü anlamda mutlaka büyütür, geliştirir. Fakat bu büyümenin sonucunda bilginin nasıl bir şekil alacağı bazı faktörlere bağlıdır. Kişinin bilgi birikimi, çevresi de bu faktörlerdendir faklı derecelerde; mizacı, ruh hali de. Algı ise bu süreci by-pass eder.
adamlar haklı

Çocuklara öğretilen bilgiler daha çabuk büyür ve daha sağlam köklenir. Çocuk gözlemleyerek ve basit anlamda fayda gözeterek bilgiyi yoğurur. Çocuğun bu zayıflığı algının yani ambalajın onun düşüncesini en çok etkileyen faktör olmasına sebep olur. Yaş ilerledikçe eleştirel yeteneğin çevrenin etkisinde gelişmesi kişinin eğilimlerini ortaya çıkarır.

Hal böyle iken öğrenilen bilgi; dışarıdan gözlemlenerek öğrenildiyse, basit fayda gözetiyorsa, hızlı büyüyüp kökleştiyse kişinin daha üst bir beyin fonksiyonu olan eleştiri ve uzun vadede fayda gözetimini yapamadığını anlarız. Marjinalleşmek böyle oluşuyor diye düşünmekteyim.

Sonuçta tohum ekildikten sonra Okumaya devam et