İyilikler, Kötülükler Üzerine Çıkarsamalar

10934300_940882719255899_397117832_nÖmrümün makul bir kısmında hayatı ve insanları güllük gülistanlık karşıladım. -Ortalama iyimserlikte bir insansanız sanıyorum siz de öyle yapmışsınızdır. Nedeni elbet ki zorluklarla karşılaşmamış olmam değil, bizatihi çok zorluk yaşadım. Ama insanlara inancım tamdı. Hala tam. Ayıp etmeyeyim şimdi durduk yere. Lakin fark ettiğim bir şey var ki, herkesi kendin gibi sandığın zaman hiç kimse sen gibi olmaya başlamıyor ve herkesin zilyon tane dış güç tarafından yönetildiğini görerek hınç doluyorsun. Dış güç ne demek onu açıklayayım: Menfaatler, bencillik, öz benliğin ihtiyaçları, kendini beğenme (ve hatta -tabiri caiz olmasa da: Kendine tapma), diğerlerini küçümseme, fedakârlığı zarar olarak görme, nefis uğruna harcanan tüm diğer şeyler vs. çoğaltabiliriz. Bunların tümü ahir zaman sancıları… Ama bunların hiçbiri ahir zamanın suçu değil. Bizzat kişilerin teker teker suçu… Kendimi aklamak değil çabam. Kendime bulamadığım varoluşsal konum neticesinde böyle insanların varlığını sindirememek… Asıl hissettiğim hayal kırıklığı ve geri kalan her şey de bu noktadan çıkıyor. Ama sorun mu? Hayır. Elbette ki değil. Onların gittikçe daha da iğrenç bir bataklıkta batıyor olması beni de bir bataklıkta batırmadığı gibi gittikçe düze de çıkarıyor değil. Onların hayatları beni bağlamıyor. Sonuçta bir “sürü” olsak da her koyun kendi bacağından asılacak. Ve sonunda olacak olan da hepimizin öleceği. Kim farklı bir son bekler ki hayattan?

Demek istediğim şu ki; dünya bu haliyle kötü değil. Kötülükler dünyayı kötü yapmayacakları gibi iyilikler de dünyanın iyi bir yer haline gelmesini sağlamayacak. Gerçekçi olun, iradesi olmayan bir uzay parçası, bir gezegen nasıl iyi ya da kötü olabilir?

O meşhur deyişle; Her şey zıddıyla kaimdir. Kötülükler olmalı ki iyilikler adına savaşacak gücü kendimizde bulabilelim.

Haydi, iyi bir şeyler yapalım.10933203_940882729255898_833747998_n

Sarı Sabahlar Altında Çocukluk

Çocukluk, kalan ipinde uçurtmanın

Anılar, takılan hayatın dallarına

Makaranın ucundan gölgelerdir çekilen

Gecenin öldüremediği gölgeler

En güzel hayaller üstünde gezinen

Gözümüz ilişir sessizliğine

Hava soğur gençlikte aniden

Çıplak bırakır bizi

Siyah vestiyer anılarımızı astığımız

Biz alışır mıyız böylesine

Okyanus damlar ırmağımıza

Hatırlamakla baharı

O ırmağı ise tanırız biz

Akışında yarışan kâğıt gemiler

Peşinden koşacak bir çocuk bekler

Kıyılarımızı çoktan terk etti

Yarım pastel resim bıraktığımız

Bir çocukluk çizerdik fakat

Boyamazdık içini

Karalardık sarıya

Vakitler yazdı eskiden

Sarı sabahlar altında kaldı

A.Batuhan Sevinç

Rüya

Bir kız gördüm rüyamda.

Gözlerinde iki yağmur damlası…

Belli ki bir derdi var.

Uyandım, dinleyemedim.

İki göz yaş, bir sürü soru doğurdu.

Aklıma ve yüreğime,

Gittim yanına, ”Bir rüya’m var dinler misin ?”

Baktım gözlerine, söyleyemedim.

O rüyayı kimseye anlatamadım.

Sonra başucu kitabım, yastığım, yorganım…

Önceden bize daha fazla vakit ayırırdın, dediler…

Gizledim, gizledim, gizledim…

Ben anlatamadım, anlatamadıkça büyüdü.

İçine masum yüzünü, ela gözlerini kattım.

Bu kez gittim tüm büyüttüklerimi anlattım.

Bir rüyadan yola çıkan sevgi, sadece bir büyüydü.

Anlatınca, anladım.