Kâşif

Kendini sunma bana. Süslü cümleler kurma. Alternatifsiz kesin ihtimallerle anlatma. İnsan olduğunun farkına var bir önce. Basit ifadeler beni yorar, sonra seni de yorar. Biz karmaşık varlıklarız. Basite indirgeyerek yaşayamayız. Olduğun gibi gösteremiyorsan kendini, gösterme. Olmadığı gibi olanlar hayal kırıklığına uğratır insanı. Hayal kırıklıklarıyla uğraşacak kadar zamanım yok. Bana bir şeyden bahsedeceksen, kalıcı olsun, bir olsun, senden bir parça olsun ama bana ait olsun. Yapamayacaksan sus. Susunca sen, ben de kendi duruşumu sabitleştiriyorum. Sabit olursam aldığım darbe daha az sarsacak, düşmeyeceğim, düşecek gibi olursam ayaklarımla zemine gömüleceğim. Yapabileceğim.

Bana ne kadar güzel olduğundan bahsetme, ne kadar güzel olduğumdan. Bana ne kadar güzel görebildiğinden bahset. Aynada gördüklerimle, aynada gördüklerinle aldanışımızın farkında değil misin? Beni, gecenin güzellikleri gizleyişine rağmen sevebilir misin?

Olduğun gibi olabilirsen eğer, başkasına göründüğünden farklı görünebilirsen bana, kendin olmaktan çekinmezsen, seni henüz kimsenin keşfetmediği bir yer gibi keşfedebilirim. Adını ben koyarım, adımı koyarlar sonra sana. Sonsuzluğumuz dünyanın sonuna kadar hüküm sürer. Sonu olan bir şeyden sonsuz olmaz, dersen… Birlikte ölürsek birlikte cennete gider miyiz?

*

Sana hayatın gizli saklı renklerini gösterebilirim. Tüm ilgini etrafımda toplayıp dışa gözlerini kör edebilirim. Ama önce anlamam lazım; buna değer misin?

10579378_847413061936199_920776323_o

 

The University of Texas, 2010

Belirsiz Kelimeler

Hıçkıran gece.

Şu uzaktan sesi duyulan.

Hıçkırıklarıyla bir belirsizliği anlatmaya çalışan, yorgun ve alnı terli bir ağustos gecesi.

***

Geceyi bilirsiniz, ne varsa alır koynuna. Bir mahkumu ardına saklayan demir parmaklıklar gibidir biraz. Karanlığın ardına apaçık ve gizli ne varsa sığdırır. Apaçık ve gizli çünkü birimizin gizi diğerimizin açıklığı. Birimizin örttüğü, bir diğerimizin haykırdığı…

Gece bir tek beni almıyor koynuna. Ona günahımın ne olduğunu sormaktan çekiniyorum. Dünya bu ya insan katılmadığı bir eylemde o da vardı diye işaret parmağıyla gösterilmekten endişe duyuyor. Geceden çekiniyorum. Bu neyin suçluluk duygusu Allah aşkına! O herkes ne der putlarının üzerimde ki ağırlığı mı?

Hadi yıldızlar cevap verin! Benim gözlerim mutluluktan mı parlıyor yoksa ışıldayan gözyaşlarım mı yanaklarımda? Peki.  Siz de susun. Aferin!

Gece bir tek beni koynuna almıyor. Sanki anladım sebebini. Ona ihanet ettim çok zamandır. Bu benim suçum değil, bana karanlıkta kalmış gibi gözlerinizi kısarak bakmayın. Evet gecedeyiz, her yer karanlık ama şunu düşünün: karardıkça güzelleşen ne var geceden başka?

Oh tanrım! Tılsımlı söz bu olmalıydı: karardıkça güzelleşen ne var geceden başka?  Yıldızlar nihayet benim safımı tutmaya başladı. Biliyordum; bir insanın masumiyetinin gözyaşlarından okunabileceğini. Müteşekkirim gökyüzü eyvallah!

***

Hıçkıran gece.

Şu sesi uzaktan duyulan.

Hıçkırıklarıyla beni anlatmaya çalışan, yorgun ve alnı terli bir ağustos gecesi.

Gecenin koynunda değilim; sebebini siz belki kulaktan dolma bilirsiniz. Zaten modern çağda hepimiz kulaktan dolma bilginleriz… Bir belirsizliktir aldı başını başım üstüne koydu. Ruhumu teslim ederken ben muhtemelen kadere iman ediyordum. İsyan değil hani ama bir bataklıkta olmak gibi bu, çırpındıkça batıyor insan ve bir bataklık sineği olabilmek şu durumda sanırım cenneti istemekle eşdeğer.

Bunları size anlatıyorum çünkü kelimeler bazı anlamlara gelmiyor değil. Çünkü kelimeler yatağıma sıradağlar örmüyor değil. Beni anlıyor musunuz? Şüphe duyuyorum. Lakin işitmekteyim zamanı gelmeden bitmeyecek dediğinizi ve karşılıksız bırakmayacağım sizi.

Bu uykusuzlukla sınandığım şu gece bir şiire, bir şarkıya sarılmadıkça geçmeyecek. Odadaki tüm saatlerle yaptığım anlaşmayı bozdum. Gün ışığına savaş açıp, yel değirmenleriyle savaşan Don Kişot olabilirim artık.

Merhaba gece elimden tut. Kelimelerle teslimim sana.

 

Dönüş Yolu

IMG_20140814_070632Her şey bir soruyla başladı.

Bulunamayan her cevaba eklendi bir soru,

Bir soru ve bir tane daha…

 

Çağın hastalığıydı çözümsüzlük…

Çıkmaz yolun ardında aradık devamızı…

Şimdi herkes arayışta,

Şimdi herkes bir şeyler çözme,

Bir şeylere cevap bulma peşinde.

Kimi zulümle yapıyor bunu,

Kimi buna karşı çıkarak,

Kimi susup izleyerek, kimi gülerek…

 

İnsanı da insanlığı da gömdüler toprağa,

Kesilen başlar, akan onca insanın kanı,

Bir annenin feryadını, babanın göz yaşını da yanına…

 

 

 

Gel Ey

Gel ey

toprağın nuru, göklerin soluğu, goncanın umudu. Ney’deki divane ezgi sensin, türküdeki ağıt sanadır. Kana kana içilen suyun şerbeti sensin. Sensin, esen rüzgarda ellerime dokunan, savurup bu canı Allah’a yaslayan. Sensin şakıyan bülbüldeki heves, yağmur damlasındaki heyecan.

Gel ey

dağlardaki asalet, göklerdeki feraset.

dağlardan kop da gel, göklerden dökül de gel, billur sesin ile gel, yakut nurun ile gel.

Bak,

sen gideli bülbüller yasta, gelir pencereme, bakar göklere, eder feryat, değer gönlüme. Gönlümün feri kalmadı. Bir kuş misali uçup gittin. Penceremdeki bülbülü sana gönderiyorum. Ellerimdeki yakarışı sana gönderiyorum.

Gel de bahar olsun bu gönül, şen olsun bu bülbül. Gel de bakalım dağlara, dokunalım toprağa. Adımlarımın heyecanı sendedir.

***

Yağmur yağıyor.

Medirse bağlarına yağmur ne güzel yakışıyor.

Medresenin şadırvanını ince ince işliyor yağmur. Suyunu damla damla oya-lıyor. Orta Cami, ağırbaşlı bir bilge sanki, rahmeti ağırlıyor gülümseyerek.

Yağmur bu köye bir başka yağıyor, asırlık dostuna kavuşur gibi yağıyor. Hasretini bitirir gibi yağıyor. Tatlı bir muhabbet gibi yağıyor.

Bu köy yağmuru bir başka karşılıyor. Rahmete hasret gibi, melekleri selâmlar gibi, ilahi sesi duyar gibi, kalbi hızla atar gibi, çocuk gibi, bilge gibi,

kulluğu bilir gibi karşılıyor.

***

Yağmur yağıyor ve ben eksiğim.

Bak

toprak kokusu doldu odama, daha ne gerek gelmen için.

Gel ey,

yağmurun sakinliği ile gel, ezan sesi ile gel, seherlerde kuşlar ile gel.

***

Benim köyümde,

çekiç örse sevdalı. yağmur toprağa sevdalı. toprak rahmete sevdalı.

Canlar göğe, canlar öze sevdalı.

Gel de

“Allah” diyelim.

**********

Ağustos-2014/Yatağan